Saygı (Eşit Olmayan Bir Dünyada)

·
Okunma
·
Beğeni
·
531
Gösterim
Adı:
Saygı
Alt başlık:
Eşit Olmayan Bir Dünyada
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394398
Orijinal adı:
Respect in a World of Inequality
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Yazar Schubert'ten örnek vererek, oda müziği icracılarının beraber çalma ve ortaya büyüleyici ve ahenkli bir müzik çıkarma tecrübelerinden yola çıkarak, toplum içinde başkalarına ve kendine saygı, mesafelilik, hem bireyselliğini ortaya koyup hem de birileriyle beraber bir şey yapma denklemi için güzel bir çözüm önerir.
Kitap herkesi, bireylerinin kendilerine ve başkalarına saygı duymayı başarabildiği, ahenkli sesler çıkarabilen bir toplumun hayalini kurmaya davet ediyor.
Sennett'in Cabrini toplu konutlarında başlayan sonrasında yetenek, potansiyel, bilgi, iş hayatı, evsizler, refah ve siyaset konuları çerçevesinde saygı kavramını tartıştığı kitabı sosyolojiyle ilgilenenler için pek çok fikir barındırıyor. Bölümler; Saygının Kıtlığı, Saygı Üzerine Bir Soruşturma, Refah Hakkında Bir Argüman, Karakter ve Toplumsal Yapı isimlerini taşıyor. Kitabın daha çok, Sennett'in anılarından oluştuğunu da belirtmekte fayda var. Saygının giderek kıtlaştığı bir dünyada, bu durumu anlamak adına kitaptan daha fazlasını beklemiştim. Beklemediğim bilgiler edinmiş oldum :) Kitabın iç sayfalarında da küçük bir hataya rastladım: Kitabın alt başlığı olan "Eşit Olmayan Bir Dünyada" başlığındaki "dünya" kelimesinde "n" harfi unutulmuş. İnsanlık hali.
Çoğu açlıklar gibi, saygı kıtlığı da insan yapımıdır; yiyeceğin aksine saygının hiçbir maliyeti de yoktur.O zaman niçin saygı bu kadar kıt olsun ki?
"'Merhamet yorgunluğu', sürekli acı verici gerçeklikler karşısında sempatilerimizin tükenmesini ifade eder. (...) Merhamet, sonunda yanıp biten ateş gibi tükenir."
Richard Sennett
Sayfa 159 - Ayrıntı Yayınları
Bir âşık hayal edelim. şöyle desin: “Benim için endişelenme,ben kendi kendime bakabilirim, hiçbir zaman sana yük olmam.” Böyle bir âşığa kapıyı göstermeliyiz; zira bu hiçbir şeye ihtiyaç duymayan yaratık, bizim kendi ihtiyaçlanmızı da asla ciddiye almaz. Özel yaşamda bağımlılık insanları birbirine bağlar. Rehberlikleri için yetişkinlere bağımlı olamayan bir çocuk, öğrenemeyen, derin güvensizlik yaşayan çok ağır hasara uğramış bir insan olurdu. Yetişkinler olarak şayet biz hasta, yaşlı, kendimizden daha zayıf olup bizim yardımımıza gereksinim duyan kimselerden kendimizi sakınırsak, en iyi ihtimalle tanışlardan oluşan bir çevreye sahip oluruz, ama bu tanışınlar arkadaşımız olmaz.
Zanaatkârlık da kesinlikle diğerlerinin çalışmasıyla kıskandırıcı mukayeseyi ortadan kaldırmaz; ancak bir şeyi kendi içinde, kendisi için doğru yapmak üzere, yeniden kişinin enerjisine odaklanır. Zanaatkâr, eşit olmayan bir dünyada, kendine saygısını sürdürebilir.
Saygının yokluğu, açıkça yapılan bir hakarete nazaran daha az saldırgan olsa da, aynı derecede yaralayıcı bir hal alabilir. Örneğin, karşıdaki insana hakaret edilmiyordur ama onun bir insan olarak varlığı da tanınmıyordur: Bu kişi, varlığı önem arz eden tam bir insan olarak görülmüyordur.

Bir toplum, yalnızca birkaç kişiyi ayırıp, geri kalan kitlelere bu şekilde davrandığı zaman, bu bir saygı kıtlığı yaratır. Sanki bu kıymetli cevherden herkese yetecek kadar yokmuş gibi. Çoğu açlıklar gibi, bu kıtlık da insan yapımıdır; yiyeceğin aksine saygının hiçbir maliyeti de yoktur. O zaman niçin saygı bu kadar kıt olsun ki?
Çocukluğun tarihine ilişkin ünlü bir kitap olan Centuries of Childhood adlı eserinde Philippe Ariés, çocukluğun bağımlı şartlarında harcanan sürenin modern tarihe doğru gelindiğinde nasıl uzatıldığını göstermeye çalışır. Locke’un zamanında sekiz, dokuz yaşlarındaki bir çocuğa “yetişkinmiş gibi” muamele edildiğini, yetişkin güçleri ve sorumluluklarının verildiğini, çocukların biyolojik olarak ergenlik çağına ulaşmadan önce evlendiklerini gözlemler. Ancak modern çocukluk, ergenliğin sonuna kadar uzatılmıştır; yetişkinliğin başlamasından önceki yılları doldurmak için yeni bir kategori olan ergenlik çağı icat edilmiştir.

Bu değişimi, temel bir gerçek olarak tıptaki gelişmeler kısmen açıklayabilir. Locke ’un zamanında ellili yaşlardaki kadın ve erkeklere yaşlı olarak bakılırdı. Bugün ise çocukluk ve gençliğin yirmi yılı hâlâ sağlıklı bir yaşam süresinin yalnızca bir çeyreğini oluşturuyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Saygı
Alt başlık:
Eşit Olmayan Bir Dünyada
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394398
Orijinal adı:
Respect in a World of Inequality
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Yazar Schubert'ten örnek vererek, oda müziği icracılarının beraber çalma ve ortaya büyüleyici ve ahenkli bir müzik çıkarma tecrübelerinden yola çıkarak, toplum içinde başkalarına ve kendine saygı, mesafelilik, hem bireyselliğini ortaya koyup hem de birileriyle beraber bir şey yapma denklemi için güzel bir çözüm önerir.
Kitap herkesi, bireylerinin kendilerine ve başkalarına saygı duymayı başarabildiği, ahenkli sesler çıkarabilen bir toplumun hayalini kurmaya davet ediyor.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Aylin Gündüz
  • Barış Bal
  • Entelekheia
  • Ferdi Bişkin
  • Canan Yılmaz
  • İlkay Şal
  • Bana Mazlum'u Getirin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0