Yazarı küçük kara balık ile tanıdığım için mutluyum.
Diğer kitaplarını da okumaya niyet etmiştim. Bu onlardan biriydi. Masalı okurken ders çıkarmak ve rahatsız olmak arasında kaldım. Arketip olarak bakıldığında çok fazla anlam barındırdığı kesin. Anlatmaya çalıştığı noktalar, vermeye çalıştığı mesajlar güzel elbette ama bir çok yere de takıldım doğrusu. Yetişkin olarak okumakta sorun yok ama küçük çocuklar çok sağlıklı bulamadım.
Kararsızlık içindeyim. Bir diyeceği olan yazaesa çok sevinirim.
Çokça sevgiler sevgili kitap kurtlari
Samed Behrengi 'nin özgün anlatım ve konuları ele alışını severim. Ama masal türünün " çocuklara göre olup olmadığı" konusunda hep bir şüphe ve karasızlıkta kalmışımdır. İşledikleri konulardan ziyade, konuları ele alış biçimleri ve çocuğa görelik* ilkesine ne kadar uydukları bir sorun olmuştur. Bu masal da beni yanıltmadı. Konu olarak iyi bir masal kitabı. Ama çocuğa görelik ilkelerinin pek çoğuna uymayan bir masal kitabı. Öğretmenler öğrencilerine okutabilir ama rehber olmalılar. Veliler de çocuklarına okutabilirler ama çoğu yeri açıklığa kavuşturmalı.
Masallar da gerçek olsa rüyalar gibi..Belki de gerçektir masallarda anlatılanlar.Hayat bir masal değil mi zaten gerçekliğine inandığımız?
Ama yine de bir şah kızı ile uşak nasıl olur da bir araya gelebilir ki?
Sen imkansızsın sensizlik imkansız ah Kız Hanım.
Masallar olmazı oldurur ya, belki de o yüzden severiz masalları.Biz masallarla büyüdük.Belki de o yüzden hayallerle yaşıyoruz. Kulağımızda ya ninemizin ya da annemizin birkaç masalı vardır hala.
Mevlana da Mesnevi'de böyle bir aşkın olmazlığını çok güzel anlatmıştır.Hem de çok ağır bir üslupla.
O yüzden Koçali ile Kız Hanım aşkı ancak masallarda yaşanır sadece..
Ama yine de güzel hayaller kurduruyor bu masal insana ve çok güzel duygular uyandırıyor insanda.Ve sonuçta hepimize insan olduğumuzu hatırlatıyor Behrengi: İster şah ol ister uşak; yok aslında birbirimizden farkımız. O yüzden kimseyi kendinizden küçük bellemeyin ve de hakir görmeyin sakın, siz siz olun.
Bir varmış bir yokmuş, memleketin birinde bir padişah varmış, bu padişahın da altı-yedi yaşlarında bir kızı. Padişahın kızının pek çok hizmetçisi ve uşağı varmış. Bu uşaklardan biri de prensesten yaşça büyük olan Koç Ali imiş.
Hikaye böyle başlıyor :) Okunmaya değmez mi? Değer kanısındayım..
"Dünya malından konuşacaksak ben gelmem
Sevgi masalı sadece sevgi için söylenir..."
İran'daki toplumsal bekaret, ahlâk namus anlayışı adı altında sevginin,ve tensel dokunmak anlamında sevişmenin ayıp günah sayılmasını, namussuzluk olarak düşünülmesini bir padişah masalı üzerinde anlatmış Samed Behrengi bu kitabında.
" Sonuçta, sevmenin nasıl bir ayıbı olabilir ki?..." (kitaptan alıntı)
Diğer bir işlenen konu ise,
Sosyal statüye göre insan sevmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu anlatmış.
Samed Behrengi yine " güvercin " sembolünü burada da kullanılmış.
Sevgi MasalıSamed Behrengi · Bilgi Yayınevi · 20163,022 okunma
Sevgi Masalı'nda bir padişahın kızı ile sarayda çalışan Koç Ali'nin hikâyesi anlatılıyor. İnsanları küçümseyen, kendisinden başka kimseyi beğenmeyen, kimseyle arkadaş olmak istemeyen prensesin bir tek arkadaşı vardır. O da Koç Ali'dir. Günün birinde Koç Ali prensese bir şey söyler ve bunun üzerine arkadaşlıkları bozulur. Prenses o kadar sinirlenir ki Koç Ali'yi saraydan attırır. Ondan sonra prenses yalnız kalır ve hiçbir şeyle avunamaz. Hastalanıp yatağa düşer. Hastalığının tek çaresi ise Sevgi Masalı'dır.
İyi okumalar :)
Sevgi MasalıSamed Behrengi · Bilgi Yayınevi · 20163,022 okunma
Zengin kız fakir oğlan masalı. Kız zengin ve kibirli, oğlan fakir ve gurursuz. Bu kadar da gurursuz olunmaz be kardeşim. Fakat aşk böyle bir şey demek ki, iki beyaz güvercin olup uçurabiliyor insanı.
Yalnızca severek anlatıldığındaşe yarayan bir masal sevgi masalı. Karşılığında bir şey bekleniyorsa sevgi olmaktan çıkıyor aksi takdirde. Gerçek sevgi sonucu neler olur, neler değişir çok basit çok naif bir şekilde anlatılmış. Biraz uç noktalarda karakterler olsa da çerezlik bir kitap. Sonuçta masal bu ya
Sevgi MasalıSamed Behrengi · Bilgi Yayınevi · 20163,022 okunma
Kesinlikle ama kesinlikle çocuklara yönelik değildi. Sevgiyi aşk üstünden çocuklara anlatmak mı? Yok daha neler ya. Okuduğum ikinci kitabı ikisini de sevemedim. Çocuklara sevgiyi öğretmek istiyorsanız onları sevmekle işe başlayın. Bu kitabı asla önermem.
Sevgi Masalı padişahın güzeller güzeli kızı ile sarayda çalışan Koç Ali'nin öyküsü. Kendisinden başka kimseyi beğenmeyen, kimseyle arkadaş olmak istemeyen prensesin tek oyun arkadaşı Koç Ali'dir. Günün birinde Koç Ali'nin prensese söylediği bir şey güzel kızı öyle kızdırır ki Koç Ali'yi saraydan attırır. Ondan sonra prenses yalnız kalır ve hiçbir şeyle avunamaz. Hastalanıp yatağa düşer. Hastalığının tek çaresi ise Sevgi Masalı'dır.
Kitabın genel olarak konusu budur. Çocuklar içinde uygun olan bu masal; kibrin, kendini beğenmişliğin ve gücü elinde tutmanın vermiş olduğu duygunun nasıl yerle bir edildiğini anlatıyor. Pişmanlıklar sonrası
yaşanılabilecek hissiyatları anlatmış…
Oldukça kısa olan bu hikayeyi rahatlıkla okuyup bitirilebilirsiniz.
Samed Behrengi (Fars:صمد بهرنگی, Azerbaycan: Səməd Behrəngi; 24 Haziran, 1939; Tebriz, İran Şahlığı; ö. 31 Ağustos, 1967; Aras Nehri) Azeri asıllı İranlı öğretmen ve çocuk hikâyeleri ile halk masalları yazarı-derleyicisi.
Hayatı
Babasının adı İzzet, annesinin adı Sara idi. İran genelinde seyahatler ile Fars ve Azeri halk kültürü üzerine incelemeler yaptı. Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bunları derlemenin yanı sıra, çocuk öyküleri yazdı. Ne var ki kimilerince çocuk öyküleri olarak görülen bu yapıtlar kimilerince de İran ve diğer dünya halklarına, adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme gibi öğütlerde bulunan metinlerdir. Zamanının Şah yönetimine karşı masal ve hikâyeler yazarak karşı koymaya çalışmış, başkaldırmıştır.Samed Behrengi öğretmen okulunda okumuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra köy okullarında öğretmenliğe başlamıştır. Kısa hayatı boyunca her zaman çocuklara hayatı anlatmaya çalışmış ve öğretmenlik görevinde kalmıştır.
Samed Behrengi (1967) 29 yaşındayken şüphe uyandıran bir biçimde Aras Nehri'nde ölmüştür. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayılsa da buna kimse inanmadı, çünkü Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açıkça eleştiyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Bu yüzden suikaste uğradığı düşünülmektedir.Yapıtları onlarca dile çevrilmiştir.