Bir okurun, e-kitap arşivini paylaşması sonucu tanıştım eserle. Hangi okurun paylaştığını şu anda anımsamıyor olsam da, o zaman arşivlerinde bulunan eserleri paylaşan bütün okurlara gelsin edeceğim bu teşekkür.
Teşekkürler...
E-kitap okumak ile yazarlara çok büyük haksızlık yapıldığını savunan fikirlerin yoğunluklu olarak hissedildiği bir platformda hislerimi telaffuz etmek, ince bir buz tabakasının üzerinde yürüyormuşcasına bir izlenim uyandırsa da üzerimde, doğru bildiğinden şaşmaz bir mizaca sahip olduğumdandır, hakikatleri olduğu gibi deşifre etmek.
Ben böyleyim işte!...
Ne eksik, ne fazla! Ruhum da kopan fırtınalar, olduğu gibi dilime yansır. Bazı anlar, kızarım kendime! Her şeyi aleni bir şekilde, beyan etmek zorunda mısın? Ama dil sussa da gönül, susar mı? Hadi gönüle söz geçirdik diyelim, bu sefer de dil susar mı? Birinden biri habire durmadan konuşur, konuşur...
O zaman özgür bırak cümlelerini. Bırak hakkında isteyen, istediği yargıya varsın! Ne eksilir, ne de çoğalırsın. En azından doğru bildiğinden ödün vermemiş olursun, varlığından eksiltmeden...
Hayata dair yapılan hatalardan biridir, konuşamamak! Maalesef konuşmayı bilmiyoruz. Tek bildiğimiz öfkelenmek, bağırmak ve haykırmak! Öfkeli düşüncelerin adaletsiz bencilliğinden yaşansa da bütün bu anlaşılmazlıklar, emin olun ki uygun bir lisanla konuşarak her türlü mevzuların üstesinden gelebiliriz. Yaradılışımızdan kaynaklanan bütün farklılıklarımıza binaen...
Kahramanımız Ruby'de konuşmaz. Ruhunda kopan fırtınalara rağmen! Susar... Gençliğinde canından çok sevdiği annesi, habersizce evi terk etmiş ve bu terk ediliş akabinde, aile tarumar olmuştur. Annesinin sorgusuz sualsiz evi terk etmesine, bir anlam veremez! Tam da annesine en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda terk edilmek ağır gelir, gencecik omuzlarına.