Tatar Ramazan

Kerim Korcan
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 37 dk.
Sayfa Sayısı:
304
Basım Tarihi:
2010
İlk Yayın Tarihi:
1969
Yayınevi:
Yakın Plan Yayınları
ISBN:
9786055535001
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Derin tahkik, özet ve yorum
Puan vermedi·304 syf.··
2021 6. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2021 03:47
Kitap ilk başta çok kısa Süreyya adında bir kadının iftirayla fahişe damgasını yemesiyle başlıyor.Kendisinin abisi,babası birde yetim bir çocuğu var. Çevresindeki kişilerden hakaret ve iftira görmesi ile devam ediyor. Kitabın devamında Melkon diye bir ihtiyarın komşusuna kötü söz ve iftira attığı için içeride yatmasını konu alıyor.Asıl olay Melkonun, Esrar içicisi ve satıcı olan Hasan’la tavla oyunu oynarken konuşmasıdır. Hasan görgüsüz,ahlaksız ve bir o kadar da vicdansız birisidir.Melkon ise duygusal ve gururlu bir yapıya sahiptir. Her ne kadar Hasan’ın ne mal olduğunu bilsede koğuştakilerin ısrarıyla oyun oynar ve her seferinde ortalık kızışır. Bu kızışmada mapustakilere eğlence çıkar ve adeta orta oyunu izler gibi tüm koğuş onları izler. En son oyunlarında Hasan, Melkon’un üzerine çok gider. Melkon baba ilk başta dayanmaya çalışır fakat Hasan çok fazla üsteleyince dayanamaz o da açardı ağzın. Ama işin sonunda Hasanın utanması olmadığından hep bel altından vurur ve ailesine,namusuna laf eder.Ve Melkon ağlayarak oyundan ayrılır. O sırada mahkumlar onu yatıştırmaya çalışırken o da intikam duygusuyla Hasan’a ağır laflar eder. Bu sefer Hasan duymamazlıktan gelir ve araya koğuştaki Subay girer, olay küslük ile öyle biter. En son Melkon Dayı tahliye olduğu gün herkesle vedalaşırken Hasanı görür ve ona oğlum seni de severim ama gevezesin şu ağzını tut biraz deyip helallik isteyip mapushaneden ayrılır. Daha sonraki hikayelerde aynı cezaevindeki hastanede geçer. İki farklı kişi vardır. Biri Çoban isimli bir genç, o yaşlarda esrar içtiği için mahkum olur.Fakat derdi çok hasta olması idi. Doktor çok iyi beslenirse ancak düzelebileceğini anlatıyor, yetmiyor müdürlüğe dilekçe yazıp pirzola yemesi gerektiğini vurguluyordu. Fakir Çoban ise aylarca bu ümit ile yanıp tutuşurken,
Edebiyat
Tatar RamazanKerim Korcan · Yakın Plan Yayınları · 2010181 okunma
Kesinlikle öneririm
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2020 23:53
Bu eserde, hapishanedeki kokuşmuşluğa, yozlaşmaya başkaldıran Tatar Ramazan'ı yalnız okumakla kalmadım aynı vakitte onun bu yoldaki mücadelesine de ortak olmuş oldum. Cezaevlerinde de siyasi suçlu olarak yatmış olan Kerim Korcan kitaplarında hapishanelerdeki düzensizlikleri, acımasızlıkları apaçık bir şekilde ve akıcı bir dille ortaya koyuyor. Yazarın idamlıklardan sonra okuduğum ikinci kitabı oldu Tatar Ramazan. Kitap 9 öyküden oluşuyor ve 240 sayfa, 100 sayfasını ise sadece Tatar Ramazan olusturuyor ki en mükemmeli de Tatar Ramazan bence. Bu kitap sadece Tatar Ramazan'ın öyküsü için bile okunabilir kesinlikle. Naçizane önerim önce Kadir İnanır'ın Tatar Ramazan isminden oluşan iki filmlik seriyi seyredin sonra İdamlık kitabını okuyun ve daha sonra da Tatar Ramazan'ı okuyun. O vakit zihninizde ve yüreğinizde daha da bütünleşmiş olacaktır Tatar Ramazan. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Tatar RamazanKerim Korcan · Babil Yayınları · 2005181 okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2023 10. kitabı
Ana hikâyede Tatar Ramazan, hapishane ağası Abdurrahman Çavuş’un kurduğu sömürü düzenine başkaldırıyor. Ezilen mahkûmların sesi oluyor ve kumar sistemine savaş açıyor. Kitapta ayrıca 'Çoban' ve 'Elmas' gibi farklı insanlık dramlarını işleyen öyküler de bulunuyor.
Edebiyat
Tatar RamazanKerim Korcan · Babil Yayınları · 2005181 okunma
7/10
·277 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 08:47
Kerim Korcan (1918-1990), siyasî sebepler ile 12 sene hapis yatmış bir yazar. Asıl ismi ise Abdülkerim Korcan. Okumuş olduğum Tatar Ramazan isimli kitabında 9 adet hikâye yer alıyor. Bu hikâyelerin en uzunu 102 sayfa ile Tatar Ramazan'a ait. Diğer hikâyelerin isimleri ise şu şekilde: Süreyya, Melkon, Elmas, Şükürler Olsun, Çoban, Köse, Temizlik ve Hepimiz Türküz. Hikâyelerin çoğunluğu hapishane ortamında geçiyor. Yazar, hapishaneyi yerinde yaşadığı için orada şahit olduğu hadiseleri oldukça güzel bir dil ile kaleme almış. Hikâyelerde şiiri bir dil dikkati çekiyor ve kelimeler itina ile seçilmiş. Edebî açıdan oldukça başarılı. Ayrıca yazar, Anadolu'nun muhtelif şehirlerinden gelen mahkûmların şivelerini de çok güzel kaleme almış. Bu hikayeler içerisinde bana en çok tesir edenler: Şükürler Olsun ve Tatar Ramazan oldu. Tatar Ramazan'ı, Kadir İnanır'ın başrol oynadığı iki filmden biliyordum. Bence gayet başarılı olan bu iki filmin adı: Tatar Ramazan ve Tatar Ramazan Sürgünde'dir. Bulabilirseniz seyretmenizi tavsiye ederim. Hikâyede ki Tatar Ramazan ise filmlerden biraz daha farklı tabi. Ama filmdeki bazı replikler hikayeden birebir alınmış. Yalnız hikayenin sonu filmdeki gibi değil. Senarist biraz daha çarpıcı olması için olsa gerek burada biraz değişiklik yapmış. Hapishane hikâyeleri ve filmleri beni her zaman cezbetmiştir. Son olarak şunu da söylemek istiyorum, bu hikayelerde de görüyoruz ki hapishane idareleri maalesef ki zayıf durumda. Mahkumlar bir suç işlemiş oraya gelmiş bu tamam ama gardiyanlar veya hapishane müdürü her açıdan iyi ve dolu insanlar olmalı. Onlar da abuk subuk davranır ve haksız muameleler gösterirse o zaman o suçlu dedikleri mahkûmlardan ne farkları kalır.. Herkese faydalı okumalar dilerim.
Tatar RamazanKerim Korcan · Ararat Yayınları · 1969181 okunma
700 KASABA, 70 VİLAYET ve 7 DÜVELDE NAMI SÖYLENDİ...
6/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2022 12:36
Çocukluğum Kadir İnanır'ın başrolünü oynadığı Tatar Ramazan filmlerini izlemekle geçti. Belki de bu filmden midir bilmem oldum olası hapishanelere merakım vardır. İçinde hapishane olan şarkı, türkü, kitap film her şey hep ilgimi çekmiştir. Hapishaneler esasında benim doğuştan da kaderimdir. Hayatım boyu hapishanelerle ve oradakilerle içli dışlı oldum, olmaya da devam ediyorum. Tatar Ramazan filmlerinin bir tanesinde Kadir İnanır eline bağlamasını alır ve Ahmet Kaya'nın şu dağlarda kar olsaydım şarkısını dudaklarını oynatarak sazı da çalarmış gibi yaparak seslendirirdi. Ben o günden sonra Kadir abiyle Tatar Ramazan'ı ve o şarkıyı minik zihnimde aynı keseye hapsettim. Halen de oradalar. Diğer roman incelemelerim için okunmuskutuphane.blogspot.com/search/label/RO... Bu kadar anıdan sonra incelememe başlamadan rahtmetli Kerim Korcan ve mailesinden içtenlikle özür dilemek isterim. Zira Kerim Korcan'ın Tatar Ramazan isimli kitabını ben hep bir roman zannederdim. Kitabı alıp okumaya başlayıp yarısına geldiğimde de halen roman zannediyordum. Sonradan köşeli jetonum düştü ve anladım ki bu bir öykü kitabıymış. Okuyorum, okuyorum ve bekliyorum ki Tatar Ramazan mevzunun bir yerinde olaya dahil olacak. Olmadı.. Bunda her ne kadar kendimi suçlasam da esas sebep bölümler arası verdiğim uzun sayılabilecek aralar. Bir bölümden sonra ikinci bölüme yani ikinci öyküye geçtiğimde haliyle bir önceki hikayeyi unutuyordum. Sonra yeni bir bölüm, mekan yine mahpushane, karakterler isimleri farklı olsa da aynı; Gardiyanlar, mahkumlar vs. vs. Öyküler esasında amca çocuklarıymış da o yüzden başıma bu iş geldi sanırım. Yine de fena bir okuma da olmadı. Dil gayet, ama gayet basit. Zira anlatacısından mahkumuna, gardiyanından müdürüne herkes halkın bizzat içinden ve dolayısıyla halk
Edebiyat
Tatar RamazanKerim Korcan · Babil Yayınları · 2005181 okunma
Kendime Not:
Puan vermedi·238 syf.··
2019 164. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2019 22:24
Kerim Korcan’ın kaleminden bir hapishane günlüğü daha... Bu sefer karakterimiz filmi de çekilen Tatar Ramazan. Akıcı, sürükleyici ve anlaşılır bir anlatımla hapishanedeki yaşam bir kez daha gözler önüne seriliyor.
Tatar RamazanKerim Korcan · Babil Yayınları · 2005181 okunma
7/10
·238 syf.··
2020 154. kitabı
Tatar Ramazan, Türk öykücülüğünün en çıplak gerçekçi kahramanı olduğu gibi; Doğu'lu yaşam biçiminin, mertliğin ve cesaretin, onurun ve ozanlığın, zulme karşı direncin ve başkaldırının da ender kişiliklerindendir. #incememed 'in sıska bedeni ve esmer yüzü Torosların zulmüne nasıl başkaldırıyorsa; Tatar Ramazan 'ın sarı saçları, çakmak gözleri ve geniş omzuna yüklediği anlamlı isyanı da mahpusluğun zulmüne o denli başkaldırıyor(Arka kapaktan) Okuma grubumla bir aralar yaptığımız şehrimiz Sakarya'lı yazarlar toplantılarında kısaca değinip geçtiğimiz ünlü Tatar Ramazan'ın yazarı Kerim Korcan'ın bu öykü kitabında 9 adet, hemen tamamı hapishane hikayeleri var. Yıllarını ünlü 141-142. Maddelerden hapislerde geçiren yazarın da başka konuları bu kadar gerçekçi yazması da beklenmezdi zaten. Dili ve özellikle tasvirleri ileri düzeyde olan yazarın bu meşhur hikayesi birkaç dile çevrilmiş, kendisi oyunlaştırmış ve filmi de çekilmiş. Diğer hikayelerden; 1965 Türkiye 'sinde diye bitirdiği ve namussuzlukla yaftalanan Süreyya 'yı, hapiste doktorun yazdığı pirzolayı ve evde annesinin bakımını bekleyip ölen Çoban'ı, Türkler Koğuşu oluşturan mahkumlara Türklük dersi veren yönetimin işlendiği Hepimiz Türküz 'ü beğendim doğrusu. Edebiyatımızın bazı değerlerini unutmamak lazım.
Edebiyat
Tatar RamazanKerim Korcan · Babil Yayınları · 2005181 okunma
Puan vermedi·238 syf.··
Beğendi
·
2020 496. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2020 20:45
“Ramazan ismi bir eyyam dudaklardan düşmedi. Yedi vilayet ve yetmiş karyede namı söylendi.” Sıvaları yer yer dökülmüş eski kocaman bir yapı. Karanlık pencereleri demirli. Yüksek duvarlar. Jandarma kulübesi. Abdurrahman Çavuş, o kocaman yapının ağası, fakire kök söktürür. Üç mahpus değiştiren Tatar Ramazan, o kocaman yapıya sürgün gelir. 1990’da Tatar Ramazan ve 1992’de Tatar Ramazan Sürgünde filmleri çekilmeden önce, 1969’da 9 hikâyeden oluşan bir kitap yayımlanır. İsmi Tatar Ramazan, yazarı Kerim Korcan’dır. Hapishane hayatını gerçekçi anlatabilmek için oradaki zamanın değerini, anlatılanın önemini, umudun umutsuzlukla kesişimini, dört duvarı kısaca deneyimlemiş olmak gerekir. Korcan’ın siyasal nedenlerle yattığı cezaevlerindeki deneyimlerini eserlerinde ustaca kullanması bundandır: Eserlerinin hemen hepsinde bir sistem eleştirisi vardır. Bir ağanın diğer mahkûmlara tavrı, mahkûmlar arasındaki iktidar savaşları, gardiyan veya müdürlerin görmezden geldikleri: Üst yapıyı yani egemen olanı yıkar eserlerinde Kerim Korcan, onun için sosyalizm geçerlidir ve mümkün olan tek yol eşitliktir. Özellikle Tatar Ramazan’da dibe batmış cezaevi yaşantısı içerisindeki sisteme tek başına kafa tutan bir mahkûmu irdelemesi buradan gelir. Bir parantez açalım: Marx’a göre uzlaşmak ihtimali mümkün değildir, çünkü kapitalist sistemde bu uzlaşmanın sınıf farklılığını ortadan kaldırma şansı yoktur. Aksine kapitalistler önceki avantajlı durumunu devam ettirmek için şiddete başvuracaktır. Kerim Korcan’ın eserlerinde sıklıkla mahkûmluk üzerinden kurduğu sistem eleştirisi, hapishane imajını topyekûn eleştirisi bundandır. Haksızlıklara isyanları yüzünden üç mahpushane değiştiren kunduracı Tatar Ramazan, sürgün gittiği yeni cezaevinde aklına estiği gibi hüküm süren mahkûm Abdurrahman Çavuş’a
İlişkiler
Tatar RamazanKerim Korcan · Babil Yayınları · 2005181 okunma
Puan vermedi
Bu kitapta Reşat Nuri Güntekin'in İffet'inin fedakârlığını, Yaşar Kemal'in İnce Memedi'nin cesaretini ve zulme direnişini ve dönemin mükemmel bir eleştirisini okuyacaksınız. Bana göre edebiyatımızın en kıymetli eserlerinden biridir. Tatar Ramazan hepimizi temsil ediyor aslında...
1000Kitap
Tatar RamazanKerim Korcan · E Yayınları · 1979181 okunma
10/10
·238 syf.·
2023 57. kitabı
"Tatar Ramazan geliyordu. Bahçede gezinen mahkumlar ağır havayı sezdiler ve ağır ağır duvar diplerine çekilmeye başladılar. Onun ilk geldiği gün gayet güzel hatırlanır. Hava günlük güneşlikti. Ama bugün öyle değil. Boz bulutlar birbirine yaslanarak kurşundan bir tavan yapmışlardı gökyüzüne. Kuşlar geçiyordu arada bir çırpınarak. Bu kurşundan kubbe altında mahpusane bahçesindeki hava ağırdı. Ya yağmur düşecekti yer yer yarılan toprağa veya mahpusane bahçesine kan. Ramazan adım adım, büyüyen gözlere basa basa yürüdü. İşte meydana getirmişti gizliden gizliye biriken meseleleri ve belki de kanlı bir çözüme bağlayacaktı. Hava, tosa hazırlanan koçlar gibi, çekilmiş yay gibi gerilmişti. Dalaşa girecek azgın hayvanlar gibi soluyordu bir taraftan da. Bela, kanlı bir kartal gibi avının üstüne inmeye hazırdı. Bıçaklar bilenmişti yürekler doğramaya. Soluklar tek tek, soluklar kesik kesik, soluklar ateş gibi alınıp verilmede. Yüreği kuş gibi titreten diş gıcırtısı. Bir bardak dopdolu zehirden bir bardak, bir damla ister. Bir bardak taşıverecek birden, Ramazan geliyordu."
İnsan ve Toplum
Tatar RamazanKerim Korcan · Babil Yayınları · 2005181 okunma

Yazar Hakkında

Kerim KorcanYazar · 12 kitap
1918 yılında Sakarya'nın Hendek ilçesine bağlı Aktefek köyünde doğdu. Ancak ilkokul 4. sınıfa kadar okuyabildi. 1934-35 yıllarında Eskişehir'den İstanbul'a ailesi ile geldi. Babası Murat usta Küçükpazar'da saat tamirciliği yaparken, kendisi de berberde çıraklık yaptı. 1938'de donanma gemisi Yavuz'da yapılan aramada kardeşi Haydar Korcan'da bulunan kitaplar nedeniyle kendisinin saatçi dükkanı da aranmış ele geçen kitaplar nedeni ile ve “yayımcılık yoluyla komünizm propagandası yaptıkları” iddiasıyla 30 Nisan 1938'de gözaltına alınmıştır. 1938'de Donanma Kor Askeri Mahkemesi'nde isyan suçlusu olarak yargılandı ve 12 yıl ağır hapse mahkûm edildi. Yazar hapis geçirdiği (1938-1948) ve (1957-1958) yıllarını İstanbul Polis Müdüriyeti Nezaret ve Müteferrikasında, Yavuz Harp Gemisi, Erkin Denizaltısı, İstanbul Merkez Kumandanlığı, Sultanahmet Tevkifhanesi ve Sinop Hapishanesi’nde tutuklu ve mahkûm olarak kalmıştır. 10 yıl kaldığı Sinop Cezaevinden 1948'de tahliye edildi. Hapisten çıkar çıkmaz askere alındı. Askerlik sonrası 1950'de İstanbul'a geldi, marangozluk yaparak yaşamını kazanmaya çalıştı. 1957'de Vatan Partisi yöneticiliğinden dolayı soruşturma açıldı. Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddelerine karşı gelmekten dolayı 1957'de tutuklandı, iki yıl tutuklu yargılandıktan sonra 1959'da beraat etti. Milliyet gazetesinin 1962'de açtığı "Bir Memleket Gerçeği" başlıklı yarışmasında "Köşe" adlı röportajıyla ikincilik kazandı. "Linç" adlı romanı 1970'de filme alındı, ardından oyun haline getirildi. 'Linç' filmi 70'li yılların en önemli filmlerinden biriydi. Kerim Korcan'ın romanından uyarlanan filmde cezaevindeki mahkûmlar arasında yaşanan iktidar savaşı anlatılıyordu. Linç Filmi1970 yılında Ali Yaver - En İyi Görüntü Yönetmeni, Bilge Olgaç - En İyi Yönetmen, En İyi 3. Film, En İyi Stüdyo Çalışması ödüllerini aldı. 1976 yılında Tatar Ramazan adlı öykü kitabı tiyatroya uyarlandı. AST ve İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahnelendi. "Ateşten Köprü" adlı romanında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla İstanbul DGM'de yargılanan yazar Kerim Korcan 4 Mayıs 1989'da beraat etti. 1990 yılında Kerim Korcan'ın Tatar Ramazan adlı öyküsü tiyatrodan sonra sinema filmine uyarlandı filmin başrolünü Kadir İnanır oynadı, filmin müziklerini Ahmet Kaya yaptı. Ölümsüz birçok esere imza atan Kerim Korcan 1990 yılının 9 Kasım günü tedavi gördüğü kanser hastalığına yenik düşerek hayata veda etti. Cezaevlerinde ağır koşullarda 12 yıl geçirdi. İçinde bulunduğu koşulları estetize eden Kerim Korcan yaşadıklarını birer sanat yapıtına dönüştürür. Eserlerinin çoğunda cezaevi gerçeğini anlattığından ezilenler, başkaldıranlar, idamlıklar kitaplarının kahramanı olmuştur. Kerim Korcan'ın yazın tarzında "Halk Hikayeciliği" niteliklerine sıkça rastlanır, eserlerinin genelinde kahramanlarının şivesiyle sade anlatımlarla okuru sıkmaz, kolay okunan bir tarza sahiptir. Kerim Korcan; "Ben üniversite kürsülerinde vatandaşların hak ve hukuk eşitliği için ağlayan ama içeride insanların anasını ağlatan adaleti, tekmil ters uygulamalarıyla mahpushanede cürmü meşut ettim, suçüstü yakaladım. Madem ki adalet mülkün temelidir, ben de toplum sorunlarına, başlangıç olarak oradan yaklaşmayı uygun buldum. Başkaları ne düşünür bilmem. İyi bir giriş yaptığım inancındayım ve devam etmek isterim. Tatar Ramazan'ın benim ilk eserim Linç'ten evvel kaleme alındığını açıklayabilirim. Dil konusunda tartışmaya girmek istemem. Hem birazda bineceğim dalı kesmek gibi olur bu. Dilde arınmaya gitmeye çalışıyorum ve bu gayreti sürdürenlerle esasta mutabıkım. Ancak zorlamaya kaçmaktan da sakınırım" diyerek kendi yazarlığını anlatır. Eserleri Roman Linç (1967) İdamlıklar (1971) Ter Adamları (1975) Patrona (1983) Ateşten Köprü (1988) Acılar Çemberi (1990) Öykü Köse Kadı (1962) Tatar Ramazan (1969) Canlı Bayraklar (1971) Ölüm Pusuda (1990) Capon (1990) Diğer Ey Gaziler (1989) (şiir) Dimitrof Geçiyor (1978) (tarih) Harbiye Kazanı (1989) (anı)