The Black Prince

Iris Murdoch
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 14 dk.
Sayfa Sayısı:
432
Basım Tarihi:
5 Eylül 2013
İlk Yayın Tarihi:
Ekim 1999
Yayınevi:
Vintage Classics
Orijinal Adı:
The Black Prince
ISBN:
9780099589259
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·465 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2024 23:56
Yazar, modern bireyin yaşadığı kimi temel sorunları dramatik bir kurguyla sorguluyor. Yaşam-sanat, aşk-özgürlük eksenleri boyunca, değişik karakterlerin yaşadığı karmaşık ruhsal çatışmalar yer yer ironik bir dille, yer yer de entelektüel bir içerikle yansıtılıyor. Okurken çok keyif aldım. Tavsiye ederim, listenize ekleyin derim..
Edebiyat & Roman
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
10/10
·410 syf.··
Beğendi
·
2022 81. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2022 00:00
İrlandalı yazar Irish Murdoch’tan okuduğum dördüncü kitap ve kesinlikle 2022 okuduklarım arasında favorim. Beni yerden yere vuran, düşündüren, bitirip kapağını kapattığım an içimde burukluk bırakan başka bir kitap yok. Doğru ya da yanlışı tartamadığım, kitaptaki kimseye güvenemediğim, aklımı kurcalayan bir eser. Murdoch’a hayranım; diline, felsefesine, ustalıkla işlediği kurmacasına hayranım. Her kitabını kapatışımda ayrı bir duygu, ayrı bir şok yaşıyorum. Kitaplarında benzer konuları işleyen ama hepsinde birbirinden vurucu eserler çıkaran bir kadın. Bana kalırsa o yüzyılın en zeki ve en cesur kadınlarından biri. Kitap içinde kitap, yanılmasa içinde yanılsama bilir misiniz? Kara Prens bu tanımları kapsayan uçsuz bucaksız bir nehir. Atıfları, psikolojik metinleri, motifleri her şeyi içinde bulunduran bir nehir, bunların hepsi de birer su damlası. Yazarın inanılmaz bir psikoloji bilgisi var ve bu kitabında da inanılmaz farklı bir şekilde işlemiş. Kitabın sonunda, her karaktere atfedilen sonsöz kısmı aslında yazarın kitap üzerinden bizlere vermek istediği bilgileri kapsıyor. Psikanalitik alt metinleri, atıfta bulunduğu motifleri anlatıyor, bir yandan da kurgu üzerinde işlediği durumların yanılsama mı yoksa gerçek mi olduğu üzerinde duruyor. Bildiğim, inandığım çoğu şey ellerimden kayıp gidiyorken bir an da tekrar bu düşünceleri toparlamaya çalışıyorum elimle. En son bunu Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan eserinde yaşamıştım. Aynı hisleri tekrardan yaşamak, beni çok etkiledi. Çünkü bu metinden daha vurucu bir metin olamaz derken Kara Prens’i okudum. Diğer bir beğendiğim husus ise, Kara Prens göndermesi. Murdoch William Shakespeare seven bir felsefeci. Ustalığını konuşturarak harika bir şekilde dahil etmiş bu meşhur tiyatro yazarını ki kendisi bunun çok ötesinde bir yazardı. Kara Prens olarak atfedilen
Edebiyat
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
Puan vermedi·410 syf.··
2022 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2022 21:27
Bradley uzun bir aradan sonra kaleme alacağı kitabın tüm taslağını kafasına oturtmuştu. Londra'dan ayrılmasına saatler kala tek düşlediği gideceği sahil kasabasındaki küçük evdi fakat aniden çıkagelen kız kardeş tüm planlarına ufak bir duraklama yaşatacaktı. Ufak mı dedim? Orayı küçük bir rötuşle değiştirelim; aniden çıkagelen kız kardeşin hemen arkasından Amerika'dan eski eşi ve Arnold - Rachel çifti bu ufak değişikliği tamamen imkansız hale sokacaktı. Asıl sorun şu ki, Bradley'nin başına neler gelecek olması... Sade bir başlangıç yaparken ortalarda size esas konunun sadece küçük bir kısmını verecek olan İris, hem felsefi cümle yapısı hem de edebiyatın mihenk taşlarına ufak göndermeler yapmayı adeta görev edinmiş. Kadın erkek sentezini "iki farklı taraftan" duygu aktarımıyla açıkca gösterirken olay örgüsünü "aşk, nefret, dostluk, ihanet, ego, kıskançlık, yalan, ölüm, toplum, edebiyat, şiir ve sanat" ögeleri üstüne kurar. Neticeye vardığında size kalan altı dolu cümleler bu hikayeyi aklınıza kazırken aynı zamanda "gerçek" karakterler olup olmadığına bakma isteği duymanızı sağlayacak. Beklenmeyen çarpıcı bir son arayanlara ilaç gibi gelecek bir metin bu! Gerek yaşamla ilgili ders niteliği taşıyan cümleleri gerekse olay örgüsü kesinlikle okumaya değer kılıyor. #karaprens #theblackprince #irismudroch #ayrıntıyayınları
Edebiyat & Roman
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
Puan vermedi·410 syf.··
2021 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2021 18:38
Kara Prens, Ağ ve Kesik Bir Baş’tan sonra okuduğum üçüncü Iris Murdoch romanı ve bu sırayı takip ettiğim için memnunum çünkü Kara Prens’te, önceki okumalarımda karşıma çıkan fikirlerin daha olgunlaşmış ve yerine oturmuş halleriyle karşılaştım ve Murdoch’ın nereden ve nasıl Kara Prens’e vardığını görmek güzeldi. Kara Prens’te erkek bir yazarın büyük bir eser yazma hevesiyle küçük bir sahil kasabasına taşınma hayali kurarken, sosyal çevresinde gelişen tesadüfi olaylarla, bazı farkındalıklarının da oluşmasıyla beraber bambaşka serüvenlere sürüklenişini anlatıyor Mudoch. Yine gerçeklik algımızın subjektifliği, her insanın gerçeği nasıl kendi merceğinden süzerek algılayabildiği, insanın kendisiyle ilgili algısında dahi nasıl yanıldığı ve sanat ve gerçeklik ilişkisi irdeleniyor. Kesik Bir Baş’taki kadar olmasa da, Kant ve Platon’un etkilerini gördüğümüz bazı ahlaki sorular da soruyor yine Murdoch. Erkek bir baş karakter aracılığıyla okurla konuşurken, yine son derece objektif ve gerçekçi bir şekilde kadını ve erkeği yansıtmayı başarmış. Bunun yanında, modern insanın sosyal ilişkileriyle ilgili tespitleri de oldukça başarılı. Kurgusu yine sürükleyici ve etkileyiciydi.
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
7/10
·410 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2020 00:46
Iris Murdoch ile tanışmam yıllar önce Ağ romanı ile oldu.Çok büyük keyifle okuduğumu hatırlıyorum, unuttum ayrıntıları elbette. Bir süredir okumaktan zevk aldığım yazarların külliyatını okuyup,bitirmek gibi bir istek duyuyorum.Her ay düzenli olarak okuduğum yazarlar var bu nedenle.John Fowles,Thomas Mann, John Cheever, Flannery O’Connor, Margaret Atwood, Iris Murdoch ilk aklıma gelenler.Türk edebiyatından Refik Halid Karay’ın romanlarına başladım.Yine Borges’in hazırladığı Babil Kitaplığı serisinden ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan Türk edebiyatı klasikleri serisinden birer kitap okuyorum.Atölye kitapları da eklenince okuma programım kendiliğinden belirlenmiş oluyor.Birkaç kitabı da okuduğum kitaplar, okumam için işaret ediyor.️ Listem sonsuz uzunlukta.Hep de öyle olacak. Daha önce de söylemiştim sanırım, Iris Murdoch kitapları sanki kenetlenip, bir bütün oluşturuyor gibi hissederim.Kitaplar asla birbirinin devamı değil.Ama kitaplardaki atmosfer, ilişkiler ağı, ironisi hep okuduğum bir önceki kitabını çağrıştırır bana. Kara Prens’in her bir karakteri hayatın içinde oradan oraya savrulan, nereye çekersen oraya giden, ne istediğini bilmeyen, sürekli arayış içinde olan, sanki tek bir kişinin değişik yansımaları gibiydi. Kitabın sonunun belirsizliği hissettiğim şeyi destekler nitelikteydi.️
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
İşte son gibi son
9/10
·410 syf.·
2024 89. kitabı
Bir ara…sonlara doğru bir ara; ‘-Acaba gereksiz okumalarımdan biri mi…?’ diye içimden geçmedi değil. Al sana bomba gibi final. Hatta, çok uzun zamandır bulamadığım incelikli analizler, sürprizli ters köşeler, beklenmedik gelişmelerle. Ancak bu müthiş (müsmüthiş) son için emek gerekiyor. O nasıl bir sondu öyle…dedirtir.
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
Puan vermedi·410 syf.·
2022 10. kitabı
Kendini kalıplaşmış roman tanımlarının içinde görmeyen, türleri esnetmeyi seven Murdoch ve belki de en oyuncu romanı olan Kara Prens, kulübümüzün sohbet konularından biriydi. Postmodern Feminist bir eser olan Kara Prens bu türün habercisi konumunda çünkü bu tür 80’lerde su yüzüne çıktığı halde roman çok daha önce, 1973’te yayımlanmış. Postmodern kurgu tekniklerinin tamamına yakınını kullanmış: Belirsizlik, çoğulculuk, üstkurmaca, metinlerarasılık, parodi, pastiş, ironi, okurmerkezlilik ve dahası kurguda kendilerine bolca yer bulmuşlar. Okurdan beklenen aktif bir rol; anlamın yapılanmasına hep birlikte katkı koyuyor, hepimiz kendimize özgü perspektifimizi okuma deneyimine taşıyoruz. Bu noktada eklemek istediğim Murdoch’un okurun beklentilerini karşılamayı her daim reddeden bir yazar oluşu. Roman aynı zamanda bir Hamlet uyarlaması, ama ‘Shakespeare Yeniden’ serisindeki gibi bir uyarlama beklemeyin. Türüne uygun olarak esinlenme, parodi ve modern bir adaptasyon şeklinde. Bir Kara Prens karakterin birden fazla Hamlet karakterini temsil ettiği durumlar yoğunlukta, ve aynı Hamlet karakterini temsil eden birden fazla Kara Prens karakteri de var aynı zamanda. Cinsiyet rolleri birçok yerde tersine çevrilmiş, bununla bazen parodi yapılmış ve birçok yerde ise kalıplaşmış Elizabeth dönemi kurgu geleneklerine meydan okunmuş. Parodi burada düzeltici bir fonksiyona da sahip. Postmodern erkek anlatıcı ve feminist kadın yazar arasında çatışmalar var (bu iki sesi birleştiren ayrı bir karakter de mevcut); Murdoch erkek anlatıcı tercihini ‘tehlikeli alanlara girebilmek’ için yapmış çünkü toplumun erkek anlatıcıyı daha çok dinlediği kanısında. Erkek ağzıyla erkeklerin kadınlar hakkındaki düşüncelerinin ironik eleştirisi sonuç olarak ideal bir yaklaşım. Bunlara ek olarak bir miktar Freudyen
Edebiyat
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
8/10
·410 syf.··
2021 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 23:02
•Iris Murdoch 20. yüzyılda yaşamış önemli bir realist yazar ve İrlandalı filozoftur. Kara prens isimli eseri ismini William Shakespeare'ın çok beğenerek okumuş olduğum trajedisi olan Hamlet'ten alır. Hamlet, babasının ölümü üzerine yasını, üzüntüsünü ve aynı zamanda annesinin amcası ile olan evliliğine tepki göstermek için karalar giyen bir prenstir, yani Hamlet Kara Prenstir. Murdoch' un eserinde Shakespeare' dan izler taşıyor olmasının sebebi ise, Shakespeare ile aynı dili konuştuğu için kendisini şanslı hissediyor olmasıdır • Kara Prens, protagonistimiz Bradley Pearson' ın, beklediği büyük ilhamın gelmesi ve yıllardır yazmak istediği kitabı yazmak için Londra' dan ayrılmaya niyetlendiği sırada, karşısına çıkan mazeretlerden, tesadüfi gelişmelerden dolayı gidişini ertelemesiyle başlıyor ki hayatını sonsuza kadar değiştirecek olan serüven de burada başlıyor. Bradley, dostu Arnold Baffin' in 20 yaşındaki kızı Julian' a aşık olmuş 58 yaşında bir eleştirmendir. Murdoch, Bradley Pearson aracılığı ile aşkı, sanatı, sanatçıyı, evliliği, aileyi ve psikolojiyi fark bir açıyla sorgulayıp kendi içimizde bu kavramları ve perspektifleri sorgulamamıza olanak tanıyor.  Son olarak kitabın dilinin akıcı olması beni kitaba çok bağladı umarım siz de okurken keyif alırsınız. :)
Edebiyat
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
9/10
·410 syf.··
2021 19. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı , o kadar çok beğendim ki bulabildiğim tüm kitaplarını aldım ve okudum ama keşke almasaydım . Cümlelerin altını çizmekten yıpranan yakın çevreme önerdiğim çok farklı bambaşka bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma
Puan vermedi·410 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2024 04:28
Yıllardır kitaplığımda bekliyordu, yazarı Ağ kitabı ile tanımıştım, Kara Prens'i çok daha fazla sevdim. Yine bir yumak olmuş ilişkiler yığının içine düşüyoruz.Emekli,58 yaşındaki yazar Bradley in aile dostları Arnold ve Rachel ile olan ilişkisi, onların kızıyla olan ve tutkuya dönen ilişkisi,eski karısı ile hesaplaşması, kız kardeşinin yaşadıkları sarmalında birçok konuyu irdelemiş yazar. Sürpriz sonu ve sonrası kitabı oldukça özgün hale getiriyor. Bradley için hiçbir şey planladığı gibi gitmez. Kafasında yazacağı romanın taslağı ile Londra'dan gitmek üzere iken hayatının ortasına bir bomba gibi düşen şeyler onun yaşamını ve planını allak bullak eder ve bu ilişkiler ağında debelenmesine neden olur, gitmesini engeller.Yazar belli ki psikolojiye oldukça hakim ve yazarın felsefe ile arası iyi.Aileyi, ilişkileri, modern insanı, aşkı, yazarlığı, kardeşliği sorgultan eserde çok derin ve anlamlı cümleler bize eşlik ediyor. Sonu çok çarpıcı.Kara Prens ismi de Shakespeare'e bir gönderme.
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023186 okunma

Yazar Hakkında

Iris MurdochYazar · 22 kitap
Murdoch, 15 Temmuz 1919'da İrlandalı bir annenin ve İngiliz bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Evin tek çocuğu olan Muroch, dokuz yaşından itibaren yazmaya yöneldi. 1932'de Bristol'de genç kızların gittiği Badmington College'a başladı. Burada gecen altı yılın ardından, klasik edebiyat okumak üzere Oxford'daki Sommerville College'a kaydoldu. Üniversite yıllarında pek çok önemli şair ve entelektüelle tanıştı. Franz Steiner ile uzun süreli bir aşk yaşadı. 1938'de Iris Murdoch Komünist Parti'ye girdi. Klasik Edebiyat diplomasını aldı ve 1940'lardan sonra Londra'ya yerleşip Ekonomi Bakanlığına çalıştı. Komünistlerin siyasi tutumlarından hayal kırıklığına uğrayarak partiden ayrıldı. II. Dünya savaşının sonlarında Birleşmiş Milletler'de çalıştı. Belçika ve Avusturya mülteci kamplarında görev aldı. Bu görev için Avrupa'da yer aldığı sıralar Sartre ve Simone de Beauvoir ile tanıştı. Bu tanışma genel olarak felsefeye özel olarak da varoluşçuluğa yönelmesini etkiledi. Cambridge'de Wittgenstein'ın görev yaptığı Nevnham Üniversitesi'nde dersler alarak felsefe doktorasını aldı. 1948'de Oxford'da St.Anne College'da felsefe profesörü olarak göreve başladı ve 1963'e kadar burada çalıştı. Elias Cannetti'yle yakın ilişkisi oldu. 1954'te ilk romanını (Under the Net) yayınladı. 1956 yılında ise ölene kadar hiç ayrılmayacağı eleştirmen ve Oxford Üniversitesi İngilizce profesörü olan John Bayley ile evlendi. Çocukları olmadı. 70'li yıllardan itibaren felsefe yazıları yazmaya da yöneldi. 1996 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlayan unutkanlıklarıyla birlikte hastalığı belirginleşti. 1997'de Bayley, karısının alzheimer hastası olduğunu açıkladı. Binlerce okuru ve hayran kitlesi olan yazar Murdoch kendi kitaplarının adını dahi hatırlayamıyordu. Kendi durumunun farkında olan ve bunu "çok kötü, sessiz ve karanlık bir yerde olmak" şeklinde tanımlayan Murdoch, 8 Şubat 1999'da Oxford'da alzheimer hastalığından dolayı öldü. Romanları Iris Murdoch ilk romanı Under the Net'ten (Türkçesi Ağ) itibaren edebiyat dünyasında dikkat çekti ve büyük bir hayran kitlesine sahip oldu. İçinde psikolojik temaların yer aldığı bir dedektif romanı olan bu ilk kitabında, aynı zamanda sonraki bütün romanlarında da görülecek olan varoluşçu felsefenin izleri belirgin olarak görülür. Romanın kahramanı Jack Donague bir tür Sartrecı kahraman olarak ortaya çıkmıştır. A Severed Head (Kesik Bir Baş) romanında ise Carl Gustav Jung'un psikanalitik teorisinin temeli olan arketipler teorisini kullandı ve çok etkili oldu. Bu kitap daha sonra tiyatro oyunu olarak sahnelendi. "Çan", "Kara Prens", "Deniz, Deniz" gibi kitaplarıyla Murdoch her zaman büyük bir ilgiyle karşılandı, birçok kez ödüllendirildi. 1978'de kendisine Booker Ödülü verildi. 60'lı yıllardan itibaren hemen her yıl bir kitap üreten Murdoch zamanının en üretken yazarları arasında sayıldı, ancak Murdoch'un romanlarında çok yazan ve çok okunan bir yazar olmanın ötesinde onu 20. yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden biri haline getiren bir nitelik de her zaman kabul edildi. Murdoch, genel olarak romanlarında popüler polisiye ve gerilim roman teknikleriyle felsefi/kuramsal sorunları ortaya koyan bir yol izledi denilebilir. Onun roman kahramanları çoğunluk varoluşçu felsefecilerin ürettiği kahramanlara benzer, varoluşuyla ve yaşamıyla uyumsuz, sanatçı ya da sanatçı ruhlu, başarısız, hem kendileriyle hem de çevrelerindeki insanlarla sorunlu kişileri anlatır. Bu kişiler karamsar, umutsuz, ikilemler içinde yol bulmakta tereddütlü, şaşkın, yanılgı içerisinde, yalnız ve tedirgin kişilerdir. Bu kişiler her zaman bir ağa yakalanmış, bir çemberin içine alınmış, kuşatılmış gibidirler. Bunların çoğu zaman modern bireyin bazı açmazlarını sergilediği söylenebilir. Hemen her kitabında Murdoch psikolojik gerilim ögesini ya da psikolojik diğer ögeleri kullanır. Bunun yanı sıra yaşam-sanat, cinsellik-aşk, aşk-özgürlük, din, evlilik, platonik-erotik aşk, yalnızlık, rastlantısallık, öteki insanlarla ilişkiler gibi meseleler sürekli olarak olayların akışı içerisinde değerlendirilir. Edebiyat Murdoch'a göre etik meselelerin ve insansal ilişkilerin karmaşasını değerlendirmek bakımından daha elverişli bir alandır. Murdoch'un romanlarında bu temalara bağlı olarak umutsuzluk ve ironi derinden işleyen temalar olarak sürekli kendisini hissettirir. Zaman zaman kara mizah örnekleri ortaya çıkar. Romanın kurgusal yapısı üzerinde ya da dil üzerinde oyunlara girişmez Murdoch, ancak kurgusal şaşırtmacalarla ve belirsizliği çok iyi kullanmasıyla sürekli okurun dikkatini uyanık tutar, olayların gelişimini merak ettirir, her seferinde okuru kendi kurguladığı sonuçların çok ötesinde sonuçlara götürür. Felsefi çalışmaları Murdoch teorik ve felsefi metinlerde kaleme almıştır; meslekten bir felsefeci olarak bu alandaki çalışmalarında da önemli bir yazar olduğunu gösterir. İlk teorik yapıtı sayılan Sartre, Yazarlığı ve Felsefesi onun Sartre üzerine eleştirel bir değerlendirmesini sunar. Varoluşçuluk Murdoch için önemli olmuş bir felsefe yönelimidir. Edebiyatı, yaşamın ve ahlaki sorunların değerlendirilmesinde daha verimli bir alan olarak düşündüğü için kullanan Murdoch, bu alanda felsefi/etik/estetik sorunları irdeler. Bununla birlikte ayrıca felsefe metinleri kaleme almış ve bunlarla bazı konulara açıklık getirmeye çalışmıştır. Varoluşçu felsefenin yanı sıra dil, gerçeklik, yanılsama vb konularda ilgi alanı içinde yer alır ve onun edebi metinlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak işlenir. Ateş ve Güneş adlı çalışması, Platon'un sanat üzerine düşüncelerinin değerlendirilmesi olduğu gibi, Murdoch'un kendi sanat anlayışını da sunduğu bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Platon'un, Murdoch'a göre, sanatçıları sevmemesinin nedeni, sanatçıların akıllarını tehlikeli bir şekilde kullanmaları ve yaratıcılıklarını akıldışı şekilde ortaya koymalarıydı. Biz zaten gölgeler dünyasında yaşıyorduk ve bu gölgelerin yeniden gölgelere dönüştürülmesi, Tanrı'ya meydan okumak olacaktır. Şairler, yazarlar, ressamlar vs.nin varlığı, Tanrı'nın varlığına tehdit oluşturur. Bu nedenle Platon sanatçıları felsefe ülkesinden dışlamıştır. Murdoch etik sorunsalın yanı sıra estetik sorunsala ilişkinde değerlendirmelerini geliştirir; Platon değerlendirmesinde sanat ile gerçek arasındaki ilişki bağlamında değerlendirmeler üretir. Kant, Kierkegaard, Wittgenstein gibi filozoflardan hareketle sanatın yerini belirlemeye çalışır ve Platoncu teze karşı çıkar.