The Sea of Tranquility

·
Okunma
·
Beğeni
·
1507
Gösterim
Adı:
The Sea of Tranquility
Baskı tarihi:
4 Haziran 2013
Sayfa sayısı:
434
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781476730943
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Atria Books Publishing
Baskılar:
Her Şey Bitti Derken
The Sea of Tranquility
I live in a world without magic or miracles. A place where there are no clairvoyants or shapeshifters, no angels or superhuman boys to save you. A place where people die and music disintegrates and things suck. I am pressed so hard against the earth by the weight of reality that some days I wonder how I am still able to lift my feet to walk.

Former piano prodigy Nastya Kashnikov wants two things: to get through high school without anyone learning about her past and to make the boy who took everything from her—her identity, her spirit, her will to live—pay.

Josh Bennett’s story is no secret: every person he loves has been taken from his life until, at seventeen years old, there is no one left. Now all he wants is be left alone and people allow it because when your name is synonymous with death, everyone tends to give you your space.

Everyone except Nastya, the mysterious new girl at school who starts showing up and won’t go away until she’s insinuated herself into every aspect of his life. But the more he gets to know her, the more of an enigma she becomes. As their relationship intensifies and the unanswered questions begin to pile up, he starts to wonder if he will ever learn the secrets she’s been hiding—or if he even wants to.

The Sea of Tranquility is a rich, intense, and brilliantly imagined story about a lonely boy, an emotionally fragile girl, and the miracle of second chances.
495 syf.
·8/10
Yazarların ilk kitaplarını okumayı seviyorum. Bazen çok amatör bazen çok güzel oluyorlar. Ve yeni bir yazar keşfetmiş olmak da büyük mutluluk. Bu romanda aşk, gerilim ve dram hepsi bir arada. İnsana dair ne varsa bu romanda büyük ustalıkla bir araya getirilmiş. Herşeye rağmen sevgi ve umudun, inanç ve dostluğun harmanlanması ortaya eşine az rastlanır bi hikaye çıkarmış. Nastya yaşadığı faciadan sonra susmayı seçen, yalnızlıklarda kaybolmuş en büyük hayalini yitirmiş umutsuz genç bir kız. Josh tüm ailesini teker teker kaybetmiş sevmekten korkup yalnızlığı seçmiş bir adam. Çok sevilmek bir lanet midir? Ne zaman gerçekten “her şey biter?” Umut bittiğinde mi? Herşeye rağmen ruhlar kurtulabilir mi? Sevmekten korkan yalnız bir adam, sessizliği seçmiş bir kadına “günışığım” dediğinde düzelir mi herşey? Bence bu romanı okumalısınız. Çünkü bu roman herşey bitti demek için çok erken diyen umut dolu insanların sıradışı hikayesi.
495 syf.
·Puan vermedi
Okuyalı bayağı oldu. O kadar etkilenmiştim ki bunu tekrar okuyacağım ve bu incelemeyi o zaman güncellicem. Şunu söyleyebilirim ki son cümle beni kalbimden vurmuştu.
495 syf.
·Beğendi·9/10
Çok çok etkileyici bir kitap.!! Özellikle o son cümle. hiç beklemiyordum en çok etkilendiğim yerdi sanırım. Kitabın en sevmediğim yanı şimdiki zamanla yazılmış olmasi. Kitaba adapte olmakta zorlanıyorum alışana kadar sinir ola ola okuyorum resmen.
495 syf.
·Beğendi·10/10
İlk olarak sakın ama sakın ama sakın ha kapağının iticiligine, berbatligina aldanıp da kitabı almayıp okumamazlık etmeyin. Çünkü gerçekten çok güzel *-*. Beni epey bir etkiledi. Tüm karakterleri gerçekçi buldum. Kitaba puanım 5/5 .
495 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10
Yine güzel başlayıp son yüz sayfada beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap yorumu ile merhabalar.

Hayır, gerçekten anlamıyorum; neden ya? Her şey güzel giderken neden onulmaz yaralar açıyorsunuz detaycı yüreğimde?

Kitap özgün sayılabilecek bir konu ve üsluba sahip. Temin etmesi zor ama çok merak ettiğim için buldum ve okumaya başladım. Çeviri ve redaksiyonu bariz bir şekilde zayıf ve ne yazık ki çift anlatıcı ile yazılmış olsa da gerçekten başta sevmiştim. Sonra... İşte sonrası koca bir ama...

Natsya yaşadığı korkunç bir olayın ardından konuşmayı bırakıyor ve kötü anılardan uzaklaşmak için teyzesinin yanına taşınıyor. Orada kendi kadar şanssız gördüğü, Josh diye biriyle tanışıyor. Çok klişe göründüğünü biliyorum ama gerçekten öyle değil. İkisi aşık olup yakınlaşmaktan ziyade birbirlerine merhem olan bir çift diyebiliriz. Aralarındaki sıradışı iletişim beni gerçekten etkiledi.

Her şey çok güzel gidiyordu. Derken son yüz sayfaya temelsizce ve -yüksek ihtimalle- entrika olsun diye katılan bir olay, esas olayın yüzeysel bir şekilde işlenmesi ve bir o kadar yüzeysel bir son ile bitmesiyle kitap hayallerimi yıktı geçti. Bunlar olmasaydı 4.5 civarı bir puan verebileceğim, favorilerime girecek bir romandı ama artık ne yazık ki değil.

Beni ifrit eden şeylerden biri üç yüz sayfa detaylı bir şekilde her şeyi anlatacak bir yazarın esas meseleyi dan dan dan diye geçiştirmesidir. Bu yetmiyormuş gibi Josh'ın yaptığı bir hata olarak geçen ama gerçekten kurgu içinde mantığı olmayan hadise de eklenince o baştaki etkilenme kayboldu gitti.

Tavsiye edip etmemekte kararsızım açıkçası. İsterseniz sırf o üç yüz sayfanın hatırına okuyup son kısımları yok sayın benim gibi. Ya da neden okuyasınız ki sonu böyleyken?
495 syf.
·Beğendi·8/10
Yazardan beklentilerim çok daha fazlaydı ancak yinede sıkan bir kitap değil. Anlatım şekli güzel bir şekilde sürüklüyor ve sıkmıyor. Kitabın özetine bakıp almıştım etkileyiciydi gerçekten ama olaylara derinlemesine çok inilmemiş, kesik kesik ve yarım kalmış izlenimi veriyor insana.
495 syf.
·23 günde·Beğendi·7/10
Her Şey Bitti Derken ablamın kitaplığından bana önermesiyle okuduğum bir kitap, o önermese ben böyle bir kapağa sahip bir kitabı okumazdım. Ama siz de benim gibi yapmayın ve kapağın iticiliğine kanıp okumaktan vazgeçmeyin. Yani şimdi ben de kitabı pek fazla beğenmedim ama sanırım bunun sebebi bana göre biraz durağan bir kitap olması ve bir de şimdiki zamanla yazılmış olması.
Kitabı ilk okumaya başladığımda kafam karıştı biraz çünkü bir Nastya diyordu bir Josh diyordu. Sonra kitabın ilk sayfasına geri döndüğümde bir Nastya’nın ağzından bir Josh’un ağzından anlatıldığını gördüm. Bu beni biraz soğuttu açıkçası ama okumaya devam ettim. Fazlasıyla durağan bir kitap. Duruyor duruyor tam anlamıyla 430 sayfa kadar duruyor ve ondan sonra bir şeyler olmaya başlıyor. Bu yüzden pek beğenmedim.
Onun dışında Josh ve Nastya’nın sırları var ve bu sırların ne olduğunun açıklanması da gecikiyor ve bence insanı sıkıyor. Nastya 450 gündür konuşmuyor anlıyorum ama sanki yazar elinde olsa bu 450 günü anlatacak gibi. İlk konuştuğunda ne diyeceğini de çok merak ediyor insan ama öyle etkili bir şey de demiyor. Ayrıca ilk konuşması da fazla gecikiyor bence.
Yani bence kitap bazı şeyleri fazla uzatıp okuyanı sıkıyor, bilemiyorum bu benim görüşüm siz okuyup farklı düşünebilirsiniz ve ayrıca her ne kadar kitap bana fazla sıkıcı gelse de Josh ve Nastya’nın bir garajda başlayıp yine aynı garajda devam eden o masumane ve sakin aşkı beğenmediğimi de söyleyemem.
Benim izlenimim böyle, siz okuyup farklı düşünebilirsiniz ve bence sadece bir Günışığı ve marangozun aşkı ilginizi çekebilir. Sanırım ben bu kitabı sadece bunun için okudum.
495 syf.
·9/10
Çok sevdiğim bir kitap kendisi. Üç kez okumuşumdur, şu an elime alsam dördüncü kez de okuyacağımdan eminim çünkü yazarın dili ve olaylar aşırı akıcı. Ben aşk kitapları okumayı hiç sevmem, ona rağmen bu kitap beni benden alıyor. Duygular, gizem, kayıplar, keder o kadar yerli yerinde ki... ve yazarın anlatımı ayrı bir etki. Duru ve eğlenceli, yer yer hüzünlü bir şekilde ilerliyor kitap. Arka plandaki gizem olayını da sevdim. Bu kitap yaralı iki ruhun birbirini iyileştirme hikayesi. Her şeyini kaybettiğini düşünen iki kişinin yeninden başlamasını anlatıyor. Karanlıkta kalmış bir adamın Günışığı ve en değerli şeylerini kaybetmiş, kaybolmuş bir kızın kurtarıcısını okuyoruz. Keşke kitap adı orijinalindeki gibi kalsaydı dedim o son sahnede. Sessizlik Denizi... kitaba çok daha uygunmuş. Kitabı okuyanlar, neden bahsettiğimi anladı.
495 syf.
·7/10
Öyle abartıldığı kadar da iyi olmadığını, ortalama bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ben okurken kimi zaman sıkıldım belki fazla karamsar karakterleri çok fazla sevemememden de kaynaklanabilir. Yoksa konusu güzeldi. Sadece baş tarafı gereksiz yere fazla uzatılmış olduğundan hemen kitabın içine giremedim. Josh, Nastya'nın ve Drew'i tanıdıkça,nedenlerini öğrendikçe kitap okuduğuma değdi...
I'm not sure how long we sit in Josh's truck, holding hands, surrounded by darkness and unspoken regrets. But it's long enough to know that there are no stories or secrets in the world worth holding onto more than his hand.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Sea of Tranquility
Baskı tarihi:
4 Haziran 2013
Sayfa sayısı:
434
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781476730943
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Atria Books Publishing
Baskılar:
Her Şey Bitti Derken
The Sea of Tranquility
I live in a world without magic or miracles. A place where there are no clairvoyants or shapeshifters, no angels or superhuman boys to save you. A place where people die and music disintegrates and things suck. I am pressed so hard against the earth by the weight of reality that some days I wonder how I am still able to lift my feet to walk.

Former piano prodigy Nastya Kashnikov wants two things: to get through high school without anyone learning about her past and to make the boy who took everything from her—her identity, her spirit, her will to live—pay.

Josh Bennett’s story is no secret: every person he loves has been taken from his life until, at seventeen years old, there is no one left. Now all he wants is be left alone and people allow it because when your name is synonymous with death, everyone tends to give you your space.

Everyone except Nastya, the mysterious new girl at school who starts showing up and won’t go away until she’s insinuated herself into every aspect of his life. But the more he gets to know her, the more of an enigma she becomes. As their relationship intensifies and the unanswered questions begin to pile up, he starts to wonder if he will ever learn the secrets she’s been hiding—or if he even wants to.

The Sea of Tranquility is a rich, intense, and brilliantly imagined story about a lonely boy, an emotionally fragile girl, and the miracle of second chances.

Kitabı okuyanlar 40 okur

  • Alara

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%4 (1)
2
%0
1
%0