Yoldaşlar, Cengiz Dağcı'nın 1991 yılında kaleme aldığı bir kitap. Rusların, Almanlarla yaptığı savaş sırasında Kırımlı Teğmen T. önderliğindeki askerlerin başlarından geçenleri anlatıyor. Askerler kâh yürüyor kâh duruyor. Bazen de hayata veda eden ölülerini gömüyor. Olaylar anlatılırken Hasan, Cumay ve Kasım adlarındaki üç askerin birbiriyle olan diyaloglarına da yer verilmiş. Askerde hemhâl olan bu üç arkadaş, ölümde de beraber oluyor. Aynı şekilde hayata gözlerini yumuyor ve aynı mezara gömülüyorlar. Teğmen T. memleketlisi Hasan'ı kendi elleriyle yerleştiriyor mezara. Ölüleri defnetmeden önce bir binbaşı tarafından uyarılıyor Teğmen T. orayı terk etmeleri için. Ancak Teğmen T. askerleri defnetmeden oradan ayrılmayacağını söylüyor. Kitabın sonunda Teğmen T. tutuklanıyor. Yazar Cengiz Dağcı da bununla ilgili yaklaşık bir sayfalık bir yazı kaleme almış ayrıca Teğmen T.'nin akıbetiyle ilgili.
Kitabı okurken özellikle birkaç alıntı dikkatimi çekti, onları buraya kopyalamak istiyorum.
"Gömelim demişti ya, olduğu yerde duruyordu teğmen; gidip üç cesedi toprağa gömmeyi göze alamıyordu bir türlü. Nasıl gömsündü? Nasıl gömsündü üçünü toprağın dibine duasız, kefensiz? Nasıl örtsündü üstlerini ağır, ıslak, yapışkan toprakla? Nasıl gömsündü onları? Üçü bu toprağın insanı değildi ki! Üçü başka topraklar üstünde gelmişlerdi dünyaya; başka toprağın insanlarıydı; başka toprağın insanı olunca da burada, bu toprağa gömülmeleri acıklıydı; hatta korkunç bir şeydi teğmen için." (Sayfa156)
`Tanrı'm' dedi içinden teğmen, `kaderde ölmek varsa, burada ölmeyeyim. N'olursun, kendi yurdumun topraklarına kavuşmaya yardım et bana, Tanrı'm. Ölü veya diri, ben benim insanlarımın eti ve canıyla yuğrulmuş toprakta mutlu olacağım yalnızca,' dedi teğmen içinden... (Sayfa 157)
Bu iki alıntı bence