Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·160 syf.··
2021 120. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2021 01:51
1896 yılında Tanzimat Döneminde Nabizade Nazım tarafından yazılmış ve ''İlk dikkate değer psikolojik roman'' olma özelliğiyle önemli türk edebiyatı romanlarındandır. Aynı zamanda Realist-Natüralist anlayışa bağlı olarak yazılmış ilk romanlardandır. Romanda Zehra' nın kıskançlık ve Suphi' nin serüvenleri reailst bir şekilde anlatılıp; İstanbul' da bulunan pek çok mekana yer verilmiştir. Ama kitabın ismi keşke Subhi olsaymış çünkü Zehradan çok o başroldeydi. Heyecanlı güzel bir romandı, kesinlikle okuyun pişman olmayacaksınız. Keyifli Okumalar
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Bilge Kültür Sanat · 201215,3bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 30. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2020 22:55
Türk edebiyatında önemli bir eser olan Zehra ile size selam gönderiyorum. Romanı hepimiz lise yıllarında ezberlemişizdir. Peki Zehra ezberden öte nasıl bir roman? Akımın özelliklerini nasıl yansıtıyor? Konusu bakımından ilk psikolojik roman denemesi olma özelliğini nasıl taşıyor? Natüralizm 19.yüzyılın sonlarına doğru Fransa'da ortaya çıkan, hayatı bilimsel bir nesnellikle ele alan, gerçeği anlatmayı aşırılığa vardıran bir akımdır. Ya da diğer bir deyişle determinizmin yazınsal alana yansımasındır da diyebiliriz. Kurucusu Emile Zola olarak kabul edilir. Natüralist yazarlar gözlemci konumundadırlar. Mümkün olduğunca nesnel davranırlar. İnsanı adeta mikroskobun içine alarak incelerler ve bu konuda psikolojiden derinlemesine yardım alırlar. Romanlarda ayrıntılı tasvirlere yer vererek insanın ruh halini anlamamızda büyük katkı sağlarlar. Romanlarında daha çok sosyal gerçekçilikten bahsederler. Hayatın bütün yönleriyle ele alınmasını düşündüklerinden “sanat toplum içindir” anlayışına sahiptirler diyebiliriz. Roman hakkında elimden geldiğince ipucu vermemeye çalışarak bahsettiğim tüm maddelerin Zehra romanı için geçerli olduğunu bu nedenle de “ilk natüralist roman” ve “ilk psikolojik roman denemesi” olma özelliğini taşıdığını bilmenizi isterim Zehra'nın kıskanç halleri, Suphi'nin dizginleyemediği yanlış davranışları yazarın sürükleyici dili ile harmanlanıp okuru romanı bir solukta bitirmeye sürüklüyor. Yer yer sinirlendiğim, öfkelendiğim ve düşündüğüm bir roman olmuştur. Okumak isterseniz yorumumu buraya bırakıyorum ❣ Sağlıkla kalın
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Bilge Kültür Sanat · 201215,3bin okunma
6/10
·160 syf.··
2019 1. kitabı
Nabizâde Nazım-Zehra, edebiyatımızın ilk psikolojik roman denemesi olarak bilinir. Her ne kadar klasiklere sıkıcı gözüyle bakılsa da romanın gayet akıcı ve aksiyonlu bir seyri vardı. Ruh tahlilleri gerçekçiydi. Okudukça "Romanın adı neden Suphi değil de Zehra?" dedirtiyor insana fakat sonuna gelince her şeyin ucunun Zehra'ya bağlı olduğunu daha net görüyoruz.. İlklerimizi merak edenler 1-2 günde bitirebilir, tavsiye ederim.
ZehraNabizade Nazım · Bilge Kültür Sanat · 201215,3bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 19:08
Ben çok BEĞENDİM. Hatta dizi izliyormuşum gibi hissettim. Farkında olmadan Tanzimat olsun Serveti Fünun olsun o dönemin eserlerine karşı bir önyargım oluşmuş. Çok sevdim eseri. Natüralizm ve realizm akımlarının etkisiyle oluşturulan bir eser. Eserin ben tabiki sadeleştirilmiş şeklini okudum. O da bence çok başarıydı. Hatta Türkiye iş Bankası yayınını mı alsam diyordum fakat gerek yokmuş. Bilge Kültür Sanat yayınevide iyi iş çıkarmış. Sadece bir cümleyi iki kere yazmış öyle bir hata vardı. O da pek sorun değil. Gelelim romanın içeriğine herkesin lise yıllarından hatırladığı gibi konusu "KISKANÇLIK" . Fakat bence konusu kıskanclık değil. Bana kalırsa konusu bir kadının hislerinin hiç boşa gitmeyeceği. Zehra ve Suphi evlenir. Zehra eskiden beri kıskanç bir kız. Sözde evlenirse bu huyundan vazgeçicegini zannediyor babası. Sonra Suphi'nin de bir annesi var, adı Münire. Çocuklarının iyiğiliği için eve yardımcı alıyor bu kadın . Ne olursa da bundan sonra oluyor. Ben kitabı okudukça Zehra'ya değil Suphi'ye kızdım . Okuyunca anlarsınız. Her şey Zehra'nın kıskançlığı yüzünden olmuyor . Suphi'nin aptallığı, değerbilmez hali yüzünden oluyor. Anında sevebiliyor, aklını kullanmıyor .Deli oluyorsunuz Suphi'yi okuyunca. DELİ olmak istiyorsanız Zehra romanına bir şans verin. İyi okumalar!
ZehraNabizade Nazım · Bilge Kültür Sanat · 201215,3bin okunma
TÜRK ROMANININ TRAJİK BASAMAĞI
2/10
·144 syf.··
2021 52. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 11:42
Nabizade Nâzım'ın Karabibik'i kötüydü. Köy ortamına gayet güzel ayak uydurmuştu ama insana hiçbir fayda sağlamıyordu; kötü bir kurguyla ve pek de iyi olmayan karakterlerle oluşturmuştu romanını. Biçimde de büyük hataları olan romanın sonunda Karabibik'in ''baştan çıkıp kadına atılması'' gülünç ve romana yakışmayan bir sondu. Zehra'daysa Nabizade Nâzım, kıskanç bir kadının başından geçenleri anlatıyormuş gibi görünüyor ama aslında anlatmıyor. Kıskanç bir kadının kocasının başından geçenleri daha çok anlatıyor. Romanın ismi ''Zehra'' olmasına rağmen %70'inde Zehra'nın kocası Suphi'nin başından geçenleri anlatıyor. Romanın başında Nabizade Nâẑım Zehra'yı ve Suphi'yi betimler. ''İyi eğitim görmüş, yakışıklı'' olan Suphi, ''kıskanç ve hırçın'' olan Zehra'ya âşık olur. Zehra'nın neden kıskanç olduğunun ayrıntılı açıklaması romanda yoktur; aynı şekilde, Suphi'nin de neden kadın düşkünü olduğu da belirtilmez. Roman boyunca bunlar ortada kalır ve herkes akışta sürüklenir. Nabizade Nâzım'ın paragraflar arası geçişi de iyi değildir, örneğin bir paragrafta Zehra'nın babasının nasıl evlendiğini açıklarken, diğer paragrafta hemen Zehra'nın kişiliğini konu eder. ''Yirmi yaşındayken genç bir kızla evlenmiş ve bu birleşme Zehra'yı meydana getirmiştir. Zehra çocukluğundan beri oldukça kıskançtı. Hele kendisinden iki sene sonra doğan Bedri'yi o kadar kıskanırdı ki birkaç kere çocuğu neredeyse boğmak, kafasını ezmek gibi acımasızca hareketlere kalkışmıştır.'' (s. 9) ''Bir anda âşık olan'' çiftler evlenir. Evliliklerinin ilk dönemleri çok hoş geçer. Bu ilk dönemden sonra Suphi'nin annesi Münire eve bir cariye getirir. Cariye ''Sırrıcemal'' adında, çok güzel bir kadındır. Tüm olaylar da bundan sonra gelişir. Suphi bir anda Sırrıcemal arzusuyla dolar ve Zehra da onu kıskanır. Suphi,
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Puan vermedi·178 syf.··
2024 20. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2024 22:46
Uzun zamandır modern klasikler okuyordum fakat rafta kapak tasarımı ile gözüme çarpan Türk klasiğinin önemli eserlerinden olan Zehra kitabını inceleyeceğiz. Başladıktan birkaç saat sonra bitirdim akıcı anlatımı ve hikayenin sürükleyici olması beni çok etkiledi. karakterlerimiz Zehra, Suphi ve Sırrıcemal… Zehra küçük yaşlardan itibaren kişilik olarak kıskanç ve öfkeli bir kız çocuğuydu. Babası kızının bu huyundan çok korkar ve sonunun kötü olmaması için dualar ederdi. Zehra’nın babasının yanında çalışan Suphi aralarında geçen sohbetler ile Zehra’yı hiç görmeden babasının anlatımıyla sevmeye başlamıştır. Zehra’yı görür ve gördüğü anda duyguları kendini ele vermeye başlar. Zehra da onu görmüştür ve bu hisler tek taraflı değil karşılıklıdır. Bu iki genç aşık sürekli birbirlerini düşünürler fakat dile getirmenin bir yolunu bulamazlar ama babası bu durumu fark eder ve birliktelikleri için ilk adım atmaya karar verir. Bu ilk adım iki genç içinde mutlulukla sonlanır. Zehra ve Suphi’nin aşkı gün geçtikçe büyür ve bu durum uzun bir süre devam eder, güzel bir balayı bu aşkı iyice beslemiştir. Ama aksilik peşlerini bırakmaz. Zehra evlendikten sonra huylarını değiştirmiş geçmişin aksine çok daha iyi huylu hale gelmiştir. Suphi’nin annesi yaşadıkları eve bir hizmetli almaya karar verir. Bu hizmetli hem karakteri ile hem de güzelliği ile dile destan Sırrıcemal’dir. Zehra‘nın eski kötü huyları kıskançlık içinde geri gelmeye başlamıştır. Bu durum ikilinin ilişkisini kötü etkilemeye başlamıştır. Sürekli tartışma, kötü sözler ve asık yüz ile Suphiyi kendinden uzaklaştırmıştır. Zehra’nın bu huylari suphi kötü etkilemiş ve onun SırrıCemal’den hoşlanmasını sağlamıştır. Ve zamanla yasak aşk başlamıştır ne kadar Zehra’dan saklamaya çalışsalar da SırrıCemal’in hamile kalması ile Zehra
ZehraNabizade Nazım · Koridor Yayıncılık · 202315,3bin okunma
8/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 17:50
Bir insanın kendi duygularına yenilmesinin trajik hikâyesidir bu eser. Bu romanda aşk, alıştığımız gibi huzur veren bir duygu değildir. Çünkü aşk, eğer güvenle beslenmezse, insanın içini kemiren bir korkuya dönüşebilir. Okurken kendinize şu soruyu sormadan geçemiyorsunuz. Bir insanı bu kadar çok sevmek, aslında onu sevmek midir yoksa kendine zarar vermek mi ? Romanın genel duygusu yoğun bir hüzünle kaplıdır. Baştan sona bir iç daralması ve yaklaşan felaket hissi vardır. Bu yönüyle eser, romantik olduğu kadar yıkıcı bir aşk hikâyesidir. Ama belki de eserin en vurucu tarafı tam da budur: Bazen insan, en çok sevdiği şeyi kendi elleriyle yok eder. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
5/10
·208 syf.··
2023 9. kitabı
İlk Türk psikolojik roman denemesi olduğu için okuma gereği duydum.Yazarın anlatımı sade ve akıcı ama fazla basit geldi belki de ilk örneğini oluşturduğu için böyledir.okurken sanki entrika dolu, senaryosu basit ve klişe bir dizi izliyormuş hissiyatına kapıldım. Ayrıca kitapta nedense bir kadının kıskançlığı üzerinde durulmuş ve verilmek istenen mesajda daha çok bu konu üzerinde yapılmış.Ama bir erkeğin eşi varken başkasına aşık olabileceği ve başka biriyle ilişki yaşamasını sanki çok olağan bir şeymiş gibi anlatılmış. Ve adam işini, itibarını gözü sürekli dışarıda olduğu için kaybederken sanki bunu sadece kadının eşinden intikam almak için yaptığı oyunların sonucuymuş gibi gösterilmiş.yazar karakterleri üzerinde psikolojik tahlil yaparak anlatmış kitabı ama bunu bence yanlış yapmış.bir kadının duygularını eksik ve hatalı yansıtmış.keşke kadın kıskançlığı üzerinde kafa yormak yerine bir erkeğin neden sürekli başka kadınlara yönelme isteğine kafa yorsaymış. İlk psikolojik roman denemesi olduğu için okunabilir ama onun dışında pek beğenmedim.
ZehraNabizade Nazım · İskele Yayıncılık · 201815,3bin okunma
Nabizade Nazım - Zehra / Kitap Yorumu
7/10
·144 syf.··
2021 33. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2021 13:15
Yazardan okuduğum ilk eserdi. Dili hiç yabancı gelmedi. Gayet akıcı bir şekilde ilerledi roman. Günümüz Türkçesine çevrilmiş halini okumanızı tavsiye ederim. Türk klasikleri içerisinde alışık olduğumuz bir tarza sahip. Olayların sonunun ne şekilde biteceğini tahmin edebiliyor insan. Fakat romanın en büyük artısı ibret verici yanının oluşu. ▪Romandaki "Suphi" karekteri bizlere nefse uyup ani kararlar almanın insanı nasıl felakete sürükleyeceğini gösteriyor. ▪Aynı şekilde "Zehra" karekteri ise bizlere intikam duygusunun aslında en boş çabalardan biri olduğunu, bu hissin hiçbir iyi getirisinin olmadığını gösteriyor. ▪Sırrıcemal ve Zehra'nın sahip olduğu "KISKANMA" duygusunda aşırıya gidilmenin ne türlü felaketlere sebep olacağını da görebiliyoruz. Romanı "nefis, kıskançlık ve intikam" kelimeleri ile özetlemek mümkün olacaktır diye düşünüyorum. ■ Puan konusunda biraz cimri davranıp 7/10 vereceğim. Çünkü bazı yerlerde Suphi karakteri yüzünden duvara kafa atmak içimden gelmedi değil. Bir karakter bu kadar mı nefsine köle olur..
Hayat
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
9/10
·144 syf.··
2023 53. kitabı
Türk edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden biri olan " Zehra" ilk Psikolojik roman denemesidir. Eser 1894 yılında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilmiştir. Künyesini verdikten sonra biraz da içeriğine göz atalım; Eser başlı başına " kıskançlık" teması üzerine kurulmuş ve aşırı kıskançlığın neleri getirdiğini bize göstermektedir. Doğuştan kıskanç olan Zehra, babasının katibi Suphi, cariye Sırrıcemal, Suphi'nin annesi Münire Hanım, Suphi'nin yanında çalışan Muhsin, Ürani ve Marika adlı kahramanlardan oluşmaktadır. Zehra ile Suphi'nin yolları kesişir ve evlenirler. evliliğin ilk zamanları çok güzeldir Zehra kıskançlığını bir kenara bırakmış, huzurlu bir evlilik yürütmektedirler. Münire hanım, Zehra'ya yardım etmesi amaçlı eve Sırrıcemal'i alır. Zehra'nın kıskançlığı Sırrıcemal eve gelince tekrar ortaya çıkar. Sırrıcemal'i hep aşağılar bunu gören Suphi Sırrı cemale acımaya başlar ve sonunda acıma duygusuyla birlikte ona aşık olur. Sırrıcemal hamiledir. artık Zehra ile Suphi ayrılmıştır. Suphi Sırrıcemal ile evlenir bu sırada gururuna yediremeyen ve kıskançlığın verdiği hırsla Zehra, Suphiye oyunlar kurar. Ürani adında bir kadını tutarak Suphi'nin ona aşık olmasını sağlamasını ister ve bu sayede Sırrıcemal'den uzaklaşacağını ve kendisine tekrar geri döneceğini planlamaktadır. Fakat işler pek öyle gitmez. Suphi artık Sırrıcemal'i de bırakmış Üraniy'e aşık olmuş ve onunla yaşamaya başlamıştır. (o sıra Sırrıcemal üzüntüden vefat etmiştir.)Fakat bu aşk fazla saplantılıdır. Ürani onu hiç sevmez, başka adamlara yüz verir. Suphi her şeyi görmesine rağmen ondan vazgeçemez. Bir an gelince Suphi kendiyle çatışmaya başlar. Birden aklına Zehra gelmiştir. sonra Sırrıcemal, annesi derken gerçeklerin farkına varmaya başlamış, fakat çabucak eski haline dönerek soluğu Ürani'nin
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma

Yazar Hakkında

Nabizade NazımYazar · 12 kitap
Nabizâde Nâzım (d. 1862 (?) - ö. 6 Ağustos 1893) Tanzimat dönemi Osmanlı-Türk yazarıdır. Şiir, anı, hikaye, roman türlerinde ve bilimsel konularda eserler veren Nabizade Nazım, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olarak kabul edilen Karabibik'in ve Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman denemesi olan Zehra'nın yazarıdır. Nabizâde Nâzım 1862 yılında İstanbul'da, Nişantaşı'nda dünyaya geldi. Tam adı Ahmet Nazım idi. Babası Nabi Efendi'yi ve annesini genç yaşta kaybetti. Ninesi tarafından büyütüldü. 'Yadigarlarım' adlı yapıtında anlattığı anılarından öğrenildiğine göre mutsuz bir çocukluk geçirdi. İlköğrenimini Tophane Mahalle Mektebi'nde tamamladıktan sonra önce Fevziye Rüştiyesi'nde sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'nde öğrenim gördü. Okulun İdadi (lise) bölümünü de bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu)'da yaptı. 1884'te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu. Öğrenimine Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Genel Kurmay Okulu)'da devam etti. İlk yazısını henüz öğrenci olduğu 1880 yılında Vakit Gazetesi’nde A.Nazım imzasıyla yayımlandı. Bu yazı, “Esaret” başlıklı bir denemedir. Öğrencilik ve askerlik yaşamının devam ettiği 1880-1890 yıllarını aynı zamanda çok verimli bir yazım adamı olarak geçirdi. Çok başarılı bir öğrenci olan Nabizade Nazım, 1886'da Erkan-ı Harbiye (genelkurmay) yüzbaşısı olarak mezun olduktan sonra kendi okulunda askeri öğretmenlik yaptı; yüksek cebir, istihkam ve topoğrafya dersleri verdi. Keşif ve araştırma yapmak üzere iki yıl Suriye'de görev yaptı. 1890'da İstanbul'a döndü. O yıl, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olan Karabibik adlı eserini yayımladı. 1891'de çıkmaya başlayan ve o günlerde bir bilim dergisi niteliği taşıyan Servet-i Fünun Dergisinin ilk yazarlarından birisi oldu. İstanbul'a dönüşünden bir süre sonra sevdiği kızla evlendi ancak mutlu bir evlilik yaşamı olmadı. Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı. Haydarpaşa Hastanesi'nde iki yıl kadar tedavi gördü ama iyileşemedi; 6 Ağustos 1893'te öldü ve Üsküdar'da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi. Edebî hayatı Nabizade Nazım, daha çok romantizm etkiler taşıyan şiirlerini bilimsel konuları işleyen makalelerini, öykülerini Hazine-i Evrak, Mir'at-i Aem , Rehber-i Fünun, Afak, Berk, Manzara gibi dergilerle Tercüman-ı Hakikat, Servet, Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlamıştır. Şiirlerinde ölüm, tabiat, tanrı gibi temleri işledi. Şiirde çok başarılı olduğu söylenemez. Zaten kendisi de bunlara "Heves Ettim" adını vermiştir. 1890 yılında yayımlanan 'Karabibik' adlı uzun hikâye denilebilecek romanı, edebiyatımızda ilk köy romanı olma özelliğini taşır, kendisinin 'hakikiyyun' dediği realist bir eserdir. 'Zehra' (1896) romanı ise bir psikolojik roman denemesidir. Bu romanda Şehzadebaşı tiyatrolarının tulumbacı kahvelerini, kadın kavgalarını gerçekçi bir görüşle aktarmıştır. Eser, bir psikolojik roman kabul edilmez ama Türk edebiyatında psikoloji öğelerinin kullanıldığı ilk roman kabul edilir.