Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·144 syf.··
2021 16. kitabı
Aşk, kıskançlık ve ihtirasın romanı. Tanzimat dönemi kadın erkek ilişkileri ele alınmış. İnsani zaafları ve sonuçlarını olay örgüysüyle birliktikte karakterler üzerinden işlemiş.Tanzimatın da getirmiş olduğu değer yargılarını hatta mevcut olan değerlerdeki değişimi de görüyoruz. Zehra karakterinden yola çıkarak insanların kişisel özelliklerinin kader motifinde önemli bir yere sahip olduğu vurgulanıyor. Konuşma diline fransızcadan geçmiş olan kelimeler eserde de kullanılmış. Sadece sosyal hayatta değil giyim tarzındaki değişikler de zamana göre değişmiş. Çoğu eser gibi döneminden izler taşımakta. Esir kadın (cariye) hikayesi bu eserde de hala mevcut. Romandan çıkardığım en önemli hayat dersi ise bszı güzel duygular aşırıya kaçtığında fizyolojik, psikolojik sıkıntılar doğurabilir. Keyifli okumalar dilerim.
ZehraNabizade Nazım · Mavi Çatı Yayınları · 201915,3bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2024 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2024 12:14
Ve insanoğlu hep mi zarar verir birbirine.. Hayat kimse için zor değildir. Hayatı zorlaştıran insandır. Yaradan hayatı kolaylastirdikca insanoğlu çıkmaza suruklemekle keyf alır gibi zorlaştırıyor ne yazık ki...
ZehraNabizade Nazım · Mavi Çatı Yayınları · 201915,3bin okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2021 47. kitabı
Bilindiği üzere Türk edebiyatının ilk natüralist romanı sayılan bu romanda Nabizade Nâzım, bu eserinde o dönemdeki kadın erkek ilişkileri üzerine değinmiş ama bunu kadını aşağılayarak yapmış. O dönemdeki sosyal yapıyı ve kadına verilen değer göz önüne tutulduğunda buna çok da şaşırdığım söylenemez. Kitaptaki tema kıskançlık olarak işlenmiş ve her şeyin temeline bu kıskançlık sebebiyet vermiş olarak gösterilmiş fakat olay tamamen Suphi’nin karaktersizliğinden kaynaklanıyor. Karakterlerin psikolojik incelemesine değinecek olursak karakterlerin derinlemesine inilmemiş. Zehra kıskanç ama neden? Sırrıcemal kıskanç ama neden? Suphi bile yeri geliyor kıskançlık krizine giriyor ama neden? Bu soruya hiçbir yanıt bulunamıyor. Küçük yaşta annesini kaybeden Zehra’nın bunun oluşturduğu güven eksikliğinden mi kaynaklanıyor? Sırtıcemal’in köle olmasından dolayı mı güvencesizlikten dokayı bu kıskançlığa giriyor? Suphi de küçük yaşta annesini kaybetti acaba bu mu güven eksikliğinin sebebi? Sadece tahminlerde bulunabiliyoruz. Ayrıca kıskançlık teması tüm karakterlerde aynı şekilde ele alınmış, birbirini tekrarlıyor. Birebir aynısı. Kitaptaki bir diğer problemlerden birisi de “kıskançlık” duygusunun sadece kadına atfedilmesi. Kadınlar kıskançtır gibi bir algı oluşturuluyor ama Suphi karakterinin kıskançlığı üzerine yazılanları da okuyoruz. Dönemin yapısını ve yazılan ilk romanlar arasında olması göz önüne alınırsa bunlara diyecek bir şey yok ama kadınlar üzerine yapılan genellemeler ve kadına verilen değer üzerine söylenecek çok şey var...
ZehraNabizade Nazım · Mavi Çatı Yayınları · 201915,3bin okunma
7/10
·144 syf.··
2021 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2021 00:00
Eser edebiyatımızın gerçekçilik akımının ilk örneği olması bakımından önemli bir yere sahip. • Romanda olayların geçtiği şehir İstanbul olarak karşımıza çıkmakta ve pek çok yerde o dönemin İstanbul'una ait özellik ve güzelliklerden bahsedilmekte. • Eserin başkahramanı romana da adını veren Zehra. • Zehra'nın aşırı kıskanç yapısı, bu durumun evliliğine etkisi ve boşandıktan sonra eşi Suphi'ye karşı uygulamaya koyduğu intikam planı ve bu plan sonunda dağılan yok olan hayatlar romanda işlenmiş.
ZehraNabizade Nazım · Mavi Çatı Yayınları · 201915,3bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2022 35. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2022 00:00
Suphi'nin kadın düşkünü ve şıpsevdi olması sebebiyle mahvolan hayatlar değil de Zehra'nın kıskançlığı sebebiyle mahvolan hayatlar denmesi okuru yanıltmak amaçlı mıdır yoksa artık dile getirmekten sıkıldığımız cinsiyetçilik mi işin içindedir? Sevgili Nabizade Nazım, anlatımında sürekli Suphi'den bahsetmene ve onun çizgisini takip etmene rağmen romanın ismi neden Zehra, sorarım sana.
ZehraNabizade Nazım · Mavi Çatı Yayınları · 201915,3bin okunma
Zehra
1/10
·144 syf.··
2025 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 20:16
İlk psikolojik roman denemesi olan kitap; tüccar bir babanın kızı olan kıskanç Zehra ile babasının çalışanı Suphi arasında yaşananları anlatır. Olay akışı çok basit kalmış.Daha akıcı bir anlatım ve olayların bağlantılı olmasını isterdim.Kitabın adı da Suphi olsaymış baştan sona kadar Suphi'yi anlatıyor.Beğenemedim.
Psikoloji
ZehraNabizade Nazım · Mavi Çatı Yayınları · 201915,3bin okunma
TÜRK ROMANININ TRAJİK BASAMAĞI
2/10
·144 syf.··
2021 52. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 11:42
Nabizade Nâzım'ın Karabibik'i kötüydü. Köy ortamına gayet güzel ayak uydurmuştu ama insana hiçbir fayda sağlamıyordu; kötü bir kurguyla ve pek de iyi olmayan karakterlerle oluşturmuştu romanını.
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Puan vermedi·178 syf.··
2024 20. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2024 22:46
Uzun zamandır modern klasikler okuyordum fakat rafta kapak tasarımı ile gözüme çarpan Türk klasiğinin önemli eserlerinden olan Zehra kitabını inceleyeceğiz. Başladıktan birkaç saat sonra bitirdim
ZehraNabizade Nazım · Koridor Yayıncılık · 202315,3bin okunma
8/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 17:50
Bir insanın kendi duygularına yenilmesinin trajik hikâyesidir bu eser. Bu romanda aşk, alıştığımız gibi huzur veren bir duygu değildir. Çünkü aşk, eğer güvenle beslenmezse, insanın içini kemiren bir korkuya dönüşebilir. Okurken kendinize şu soruyu sormadan geçemiyorsunuz. Bir insanı bu kadar çok sevmek, aslında onu sevmek midir yoksa kendine zarar vermek mi ? Romanın genel duygusu yoğun bir hüzünle kaplıdır. Baştan sona bir iç daralması ve yaklaşan felaket hissi vardır. Bu yönüyle eser, romantik olduğu kadar yıkıcı bir aşk hikâyesidir. Ama belki de eserin en vurucu tarafı tam da budur: Bazen insan, en çok sevdiği şeyi kendi elleriyle yok eder. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
5/10
·208 syf.··
2023 9. kitabı
İlk Türk psikolojik roman denemesi olduğu için okuma gereği duydum.Yazarın anlatımı sade ve akıcı ama fazla basit geldi belki de ilk örneğini oluşturduğu için böyledir.okurken sanki entrika dolu, senaryosu basit ve klişe bir dizi izliyormuş hissiyatına kapıldım. Ayrıca kitapta nedense bir kadının kıskançlığı üzerinde durulmuş ve verilmek istenen mesajda daha çok bu konu üzerinde yapılmış.Ama bir erkeğin eşi varken başkasına aşık olabileceği ve başka biriyle ilişki yaşamasını sanki çok olağan bir şeymiş gibi anlatılmış. Ve adam işini, itibarını gözü sürekli dışarıda olduğu için kaybederken sanki bunu sadece kadının eşinden intikam almak için yaptığı oyunların sonucuymuş gibi gösterilmiş.yazar karakterleri üzerinde psikolojik tahlil yaparak anlatmış kitabı ama bunu bence yanlış yapmış.bir kadının duygularını eksik ve hatalı yansıtmış.keşke kadın kıskançlığı üzerinde kafa yormak yerine bir erkeğin neden sürekli başka kadınlara yönelme isteğine kafa yorsaymış. İlk psikolojik roman denemesi olduğu için okunabilir ama onun dışında pek beğenmedim.
ZehraNabizade Nazım · İskele Yayıncılık · 201815,3bin okunma

Yazar Hakkında

Nabizade NazımYazar · 12 kitap
Nabizâde Nâzım (d. 1862 (?) - ö. 6 Ağustos 1893) Tanzimat dönemi Osmanlı-Türk yazarıdır. Şiir, anı, hikaye, roman türlerinde ve bilimsel konularda eserler veren Nabizade Nazım, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olarak kabul edilen Karabibik'in ve Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman denemesi olan Zehra'nın yazarıdır. Nabizâde Nâzım 1862 yılında İstanbul'da, Nişantaşı'nda dünyaya geldi. Tam adı Ahmet Nazım idi. Babası Nabi Efendi'yi ve annesini genç yaşta kaybetti. Ninesi tarafından büyütüldü. 'Yadigarlarım' adlı yapıtında anlattığı anılarından öğrenildiğine göre mutsuz bir çocukluk geçirdi. İlköğrenimini Tophane Mahalle Mektebi'nde tamamladıktan sonra önce Fevziye Rüştiyesi'nde sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'nde öğrenim gördü. Okulun İdadi (lise) bölümünü de bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu)'da yaptı. 1884'te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu. Öğrenimine Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Genel Kurmay Okulu)'da devam etti. İlk yazısını henüz öğrenci olduğu 1880 yılında Vakit Gazetesi’nde A.Nazım imzasıyla yayımlandı. Bu yazı, “Esaret” başlıklı bir denemedir. Öğrencilik ve askerlik yaşamının devam ettiği 1880-1890 yıllarını aynı zamanda çok verimli bir yazım adamı olarak geçirdi. Çok başarılı bir öğrenci olan Nabizade Nazım, 1886'da Erkan-ı Harbiye (genelkurmay) yüzbaşısı olarak mezun olduktan sonra kendi okulunda askeri öğretmenlik yaptı; yüksek cebir, istihkam ve topoğrafya dersleri verdi. Keşif ve araştırma yapmak üzere iki yıl Suriye'de görev yaptı. 1890'da İstanbul'a döndü. O yıl, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olan Karabibik adlı eserini yayımladı. 1891'de çıkmaya başlayan ve o günlerde bir bilim dergisi niteliği taşıyan Servet-i Fünun Dergisinin ilk yazarlarından birisi oldu. İstanbul'a dönüşünden bir süre sonra sevdiği kızla evlendi ancak mutlu bir evlilik yaşamı olmadı. Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı. Haydarpaşa Hastanesi'nde iki yıl kadar tedavi gördü ama iyileşemedi; 6 Ağustos 1893'te öldü ve Üsküdar'da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi. Edebî hayatı Nabizade Nazım, daha çok romantizm etkiler taşıyan şiirlerini bilimsel konuları işleyen makalelerini, öykülerini Hazine-i Evrak, Mir'at-i Aem , Rehber-i Fünun, Afak, Berk, Manzara gibi dergilerle Tercüman-ı Hakikat, Servet, Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlamıştır. Şiirlerinde ölüm, tabiat, tanrı gibi temleri işledi. Şiirde çok başarılı olduğu söylenemez. Zaten kendisi de bunlara "Heves Ettim" adını vermiştir. 1890 yılında yayımlanan 'Karabibik' adlı uzun hikâye denilebilecek romanı, edebiyatımızda ilk köy romanı olma özelliğini taşır, kendisinin 'hakikiyyun' dediği realist bir eserdir. 'Zehra' (1896) romanı ise bir psikolojik roman denemesidir. Bu romanda Şehzadebaşı tiyatrolarının tulumbacı kahvelerini, kadın kavgalarını gerçekçi bir görüşle aktarmıştır. Eser, bir psikolojik roman kabul edilmez ama Türk edebiyatında psikoloji öğelerinin kullanıldığı ilk roman kabul edilir.