b

Bercesteden

1 üye
Takip
Bercesteden gereksiz olanı eleyip özü bırakan ifadedir.
Puan vermedi·117 syf.·
2026 80. kitabı
Sadık Hidayet Hayyam’ı anlatırken bilimle yoğrulmuş bir aklın yazdığı teranelerle hayat karşısında nasıl yalın ama sarsıcı bir noktaya vardığını gösteriyor. Hayyam'ın Teraneleri kitabı sadede bir şiir derlemesi olmaktan çok varoluşla yüzleşmenin sade ama keskin bir yolunu göstermeyi konu ediniyor.  “Gelip gittiğimiz şu dairenin Ne başı belli, ne de sonu. Kimse doğru söylemiyor şu âlemde Nereden geliyor, nereye gidiyoruz?” “Bugün gençlik sıramdır benim İçiyorum ben; çünkü mutluluğum benim. Ayıplamayın beni; acı da olsa, hoştur yine Acıdır; niye mi? Çünkü hayatımdır benim.” “Yazık, gençliğin defteri dürüldü gitti! Hayatın o taze baharı güz oldu gitti! Adına gençlik denilen şey var ya, Anlamadım ki; ne zaman geldi, ne zaman gitti!” Kitabıyla Sadık Hidayet,Hayyam’a atfedilen rubailerin tek bir kaynaktan gelmediğini yüzyıllar içinde farklı şairlerin dizeleriyle karıştığını ve bu yüzden ortada saf bir Hayyam metni olmadığını vurguluyor, Bu karmaşanın sebebi olarak hem orijinal el yazmalarının yokluğu hem de dini ve ideolojik müdahaleleri söylüyor, gerçek Hayyam’ı bulmanın yolunun biyografilerden ziyade rubailerin içindeki düşünceye, dile ve tavra bakarak ayıklama yapmaktan geçtiğini anlatıyor. Son bölümde rubaileriyle Hayyam sürekli aynı yere dönüyor, bilinmezliğin ortasında kısa bir hayat yaşıyoruz ve kimse bu sırrı çözmüyor. Hepsi birlikte, insanın hem düşünen hem de çaresiz kalan yanını aynı anda taşıyor. Hayyam’ın teraneleri okundukça hayatın kesinliğini değil, geçiciliğini gösteriyor ve insanı kendi düşüncesiyle baş başa bırakıyor. Kitapla kalın. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
Hayyam'ın TeraneleriSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 2016605 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 76. kitabı
“__İnsana da, insanlığa da düşmanım ben. Sana gelince', keşke köpek olaydın da Birazcık olsun sevebileydim seni!”__(s.77) Bu alıntıyla öfkeyle birlikte derin bir hayal kırıklığının dışa vurumu olarak karşımıza çıkarıyor, Timon’un geldiği noktayı değil, nasıl o noktaya sürüklendiğini anlatıyor. Bir zamanlar insanlara güvenen, veren, paylaşan birinin, aynı insanlardan gördüğü vefasızlıkla içten içe nasıl değiştiğini daha ilk satırda hissettiriyor. William Shakespeare, Atinalı Timon eserinin tonunu bir replikle kuruyor, sevginin nefrete dönüşebileceğini, insanın kırıldıkça sertleştiğini anlatmaya başlıyor. Oyunu ilk başlarda oldukça parlak ilerliyor. Timon herkese veren, insanları etrafında toplayan dostlukla beslenen bir karakter olarak kuruyor. etrafındaki insanların çoğu onun cömertliğinden besleniyor gerçekten bağlı kalmıyor. Apemantus’un “Övülmek isteyen övenden daha değerli değildir.” sözü daha baştan bu düzenin sahte olduğunu hissettiriyor. Zamanla Timon’un parası tükeniyor ve o kalabalık yavaş yavaş dağılıyor. İşte kırılma tam burada başlıyor. Bir zamanlar sofralar kurduğu insanlar ona sırtını dönüyor. Bu noktadan sonra oyun bir çöküşten çok, bir dönüşüme evriliyor. insana olan inancını tamamen kaybettiğini gösteriyor. İnsan verdiği kadar değer görmediğinde kırılmıyor sadece değişiyor da Timon’un yaşadığı şey bir hayal kırıklığından öte, insanlığa karşı duyduğu derin bir öfkeye dönüşüyor. Shakespeare hikayeyle dostluk kavramını sorguluyor. Gerçek dostlukla çıkar ilişkisi arasındaki farkı gösteriyor. İnsanların iyi gün dostu olduğunu, zor zamanlarda geriye pek bir şey kalmadığını net bir şekilde hissettiriyor. Okurken sahneler keskin bir şekilde değişiyor. Kalabalık ve canlı ortam yerini birden sessiz ve karanlık bir atmosfere bırakıyor. Bu geçişleri
Bercesteden
Atinalı TimonWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,320 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·384 syf.·
2026 34. kitabı
“Hem yaşamakta acele ediyor, hem duyumsamakta ivedi davranıyor.”(s.15) — Prens Vyazemski Şiirle anlatıyı birleştiren güçlü üslubuyla birlikte romantizmin duygusal yoğunluğunu ve gerçekçiliğin gözlem gücünü aynı metinde buluşturuyor. Yevgeni Onegin le Aleksandr Puşkin şiir biçiminde bir roman evreni kuruyor, Onegin’in başına gelen günlük dalgalanmaları ve içinde yaşadığı toplumun ince ayrıntılarını akıcı bir şiir diliyle anlatıyor. Yevgeni Onegin kitabın ismini veren bir kahramanla birlikte döneminin ruhunu taşıyan bir insan tipini temsil ediyor. Yazar Onegin üzerinden bir bireyin hayatını anlatırken aslında bir kuşağın ruh halini, sıkıntısını ve yönsüzlüğünü de gösteriyor. onun etrafında şekillenen bir toplumsal atmosferi ve insan ilişkilerini de simgeliyor. Roman sekiz bölümden oluşuyor, genç bir aristokrat olan Onegin’in hayatı ve onun çevresinde gelişen ilişkilerle şekilleniyor. Şehir yaşamının yüzeysel eğlencelerinden sıkılan Onegin taşraya gidiyor ve burada yeni insanlarla tanışıyor. Bu çevrede özellikle iç dünyası derin, hayal gücü güçlü ve duygularını açıkça yaşayabilen Tatyana karakteri öne çıkıyor. Dostluklar, duygular ve hayaller etrafında gelişen bu karşılaşmalar zamanla hem Onegin’in hem de Tatyana’nın iç dünyasını görünür kılıyor. Puşkin şiir romanıyla bireyin özgürlük arayışını, toplumun beklentileriyle çatışan ruh hâlini ve insanın bazen kendi mutluluğunu fark edemediğini gösteriyor. Roman ilerledikçe insanın zamanında anlayamadığı değerleri sonradan fark etmesinin yarattığı hüznünü dizelerinde hissettiriyor. Alıntıyla birlikte söylediği gibi Hem yaşamakta acele ediyor, hem duyumsamakta ivedi davranıyor. Hayatta karşısına çıkan fırsatlar elden yitince geriye kalan pişmanlık duygusunu düşündürüyor. Yevgeni Onegin bir çağın ruhunu
Bercesteden
Yevgeni OneginAleksandr Puşkin · Yapı Kredi Yayınları · 20201,132 okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 58. kitabı
“İlişmeyin bana, niçin benim kalbimi kırıyorsunuz?”(s.23) Nikolay Gogol çok sade bir hikaye anlatıyor gibi görünüyor Palto ile ama içine girdikçe insanın içine işleyen gerçekçi bir dünya kuruyor. Merkezinde kendi halinde gündelik yaşantısı olan memur Akakiy Akakiyeviç yer alıyor. Hayatını neredeyse sadece yazı kopyalayarak geçiriyor, sosyal ilişkilerde pek vakti olmuyor. Gogol çok büyük olaylar anlatmadan, sıradan bir insanın içindeki büyük yalnızlığı gösteriyor. Akakiy’in hayatı öyle tekdüze akıyor ki, yaptığı iş neredeyse onun varoluşuna dönüşüyor. Kopya ettiği harflerde bile bir mutluluk buluyor, kendi küçük dünyasında yaşıyor. Ama bir noktada, o eskiyen palto meselesi hayatına giriyor ve her şey değişmeye başlıyor. Petersburgun soğuk havası ve yoksulluk içinde yeni bir paltoya yöneltiyor. Bu noktadan sonra öykü sadece bir eşya meselesi olmaktan çıkarak insanın bir şeye tutunma ihtiyacını anlatıyor. Palto sadece bir giysi fakat kendini değerli hissetmenin, görünür olmanın bir yolu haline geliyor. Gogol hayatın gerçekliğini göz önüne seriyor. İnsan en çok sevdiğiyle sınanıyor, bağlandığı şeyi çok hızlı kaybediyor. Toplum tarafından önemsenmeyen insanların da ne kadar derin bir hayatı olabileceğini hissettiriyor. Sıradan bir görüntüdeki insanın içindekileri ağır ağır sıkıştıran bir metne dönüştürüyor. İnsanın görülme, anlaşılma ve değerli olma ihtiyacını gösteriyor. Eğer kısa ama derin bir şey okumak istiyorsanız insanın içini sessizce yakalayan bu hikayeyi, Dostoyevski’nin dediği gibi “Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık”. Sözü gibi o sessiz hali okuyanın içinde kalmaya devam edecektir. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
PaltoNikolay Gogol · Yordam Kitap Yayınları · 202046,3bin okunma

Bercesteden Konusuna Benzer öneriler

Kitap Alıntısı22,2bin üye · 691 yeni gönderi
Takip
Din İslam1.611 üye · 126 yeni gönderi
Takip
Hayata Dair22,5bin üye · 827 yeni gönderi
Takip
Puan vermedi·342 syf.·
2026 36. kitabı
Top birine hiçbir zaman beklediği yönden gelmiyor. Bu bana hayatta çok yardımcı oldu; özellikle de büyükşehirlerde insanlar göründükleri gibi olmuyorlar.”(s.100) Albert Camus’un alıntısı futbolun yalnızca bir oyun olmadığını, aynı zamanda hayatı anlamaya yardımcı olan bir deneyim olduğunu düşündürüyor. Eduardo Galeano da Gölgede ve Güneşte Futbol kitabı da bu noktadan hareket ediyor. Yazar futbolu yalnızca sahadaki bir spor olarak anlatmıyor insanın tutkularını, hayal kırıklıklarını ve toplumla kurduğu ilişkiyi gösteren bir hikaye gibi ele alıyor. Galeano kitabında futbolun farklı yönlerini kısa ama etkili anlatılarla ele alıyor. Bazen bir futbolcunun hayatına bakıyor, bazen bir kalecinin yalnızlığını anlatıyor, bazen de tribündeki taraftarın duygularını gösteriyor. Oyunun içindeki sevinci, baskıyı ve rekabeti yalın bir dille anlatıyor. Futbolun zamanla bir eğlenceden büyük bir gösteriye dönüştüğünü de vurguluyor. Kitap ilerledikçe şu düşünce belirginleşiyor. Futbol aslında insanın kendisini anlatma biçimlerinden biri oluyor. Bir gol atıldığında yaşanan sevinç, bir yenilgide hissedilen hayal kırıklığı ya da tribünlerdeki coşku insanın duygularını açığa çıkarıyor. Gölgede ve Güneşte Futbol, yalnızca futbol meraklılarının okuyacağı bir kitap olmaktan ziyade oyunun içindeki karakterleri ve sahneleri anlatırken aslında insan doğasını anlatıyor. Bir futbolcunun yükselişi, bir kalecinin hatası ya da bir taraftarın tutkusu, hayatın içindeki iniş çıkışları hatırlatıyor. Eduardo Galeano futbolu bambaşka bir gözle görmemizi sağlıyor. Kısa bölümlerden oluşan anlatısı sayesinde hem kolay okunuyor hem de düşündürüyor. Futbolun ardındaki insan hikâyelerini görmek isteyen herkes için Gölgede ve Güneşte Futbol keyifle okunabilecek, ufuk açıcı bir kitap olarak
Bercesteden
Gölgede ve Güneşte FutbolEduardo Galeano · Can Yayınları · 2017311 okunma