Ve işte anladım ki bir şehrin ruhunu hissetmek, sadece sokaklarında yürümek veya mekânlarını görmekle
değil; onu dinlemek, geçmişin yankılarını bugünün ritmiyle birleştirmek ve kendi sessizliğinde hissetmekle mümkün olabiliyormuş.
Kendime ancak yetiyorum, ancak kendime çare olabiliyorum,o da ne kadar oluyorsa.
Şehir, insanın kendini düşünmesine, kendine çare olmasına bile firsat bırakmıyor ki..