Dolayısıyle, âlemde habâset ve kötülük, zâtî ve cibilli olarak ortaya çıkmış, bütün hayır ve kemâl de Allah'ın Zâtına ait olmuş oldu.
"İyilikten sana her ne gelirse, Allah'tan; kötülükten de sana her ne gelirse, nefsindendir." meâlindeki İlâhî ifade, işte bu marifeti teyid edicidir.
Bu tahkikten anlaşıldı ve malûm oldu ki, âlem, hariçte [gölge bir vücûd ile mevcûddur; nitekim Hazret-i Hak süb-hânehû hâricde] aslî ve hattâ zâtî bir vücutla mevcuttur ve bu "hariç" de vücut ve sıfatlar gibi o haricin gölgesidir. Alem için, "Allah'ın aynıdır" demek kabil değildir. Zira, aralarında haricî bir ayrılık ve aykırılık vardır. Tıpkı, bir kimsenin gölgesi, mecazî olarak, o kimsenin aynı ve zâtıdır, demek, doğru olmadığı gibi...
Sayfa 156 - Ekim 2012, «VAHDET-İ VÜCUT», İMAM-I RABBANÎ HAZRETLERİ’NE GÖRE VAHDET-İ VÜCÛD, b.d.y