Tozak Kırında Bir Direnç Türküsü
10/10
·368 syf.··
2025 75. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 04:08
1.0 Giriş: Tozak Kırında Bir Direnç Türküsü Fakir Baykurt'un "Kaplumbağalar" romanı, Ankara'nın bozkırında, adı gibi kurak, ağaçsız ve umutsuz bir köy olan Tozak'ta geçer. Burası, "iki tek ağacı altmış evli bir köye çok gören" bir kaderin terk ettiği, insanların ve hayvanların "yanan toprağa" basarak can çekiştiği bir coğrafyadır. Gölgenin bile serinletmediği ("Gölgenin günden kalır yanı yoktu") bu kavurucu düzlüğün en inatçı sakinleri ise kaplumbağalardır. Romanın açılışında, yaşlı bir kaplumbağanın sabırla ilerlerken ardında bıraktığı "ince bir çıtırtı", adeta "güneş'e, ateşe, zamana... karşı düzülmüş bir direnç türküsüydü".__ İşte bu metafor, Tozak köylüsünün öyküsünü özetler: Çorak topraktan kolektif bir inatla hayat yeşertme mücadelesi ve bu mücadelenin sonunda, emeğe ve insana sağır, hissiz bir bürokrasi duvarına çarpışlarının trajik hikayesi. 2.0 Romanın Ana İzlekleri (Temaları) 2.1 Toprak ve Emek: Purluk'u Yeşertme Mücadelesi Romanın temelinde yatan en güçlü tema, toprakla kurulan sancılı ilişkidir. Tozak köyünün kaderi, verimsiz kıraç topraklara bağlıdır. Kır Abbas'ın "ufacık, aşı bıçağı kadar bir orak" ile tek başına verdiği mücadele, bu yoksulluğun en net resmidir. Onun iç sesi, köylünün toprakla olan çaresiz savaşını özetler: "Biz bu cenabet topraklarda ne buğdaylar gördük bacaksız, ne arpalar biçtik cüce!". Ancak bu bireysel çaresizlik, Eğitmen Rıza'nın önderliğinde kolektif bir umuda dönüşür. Köyün "Purluk" olarak bilinen, kimsenin yüzüne bakmadığı taşlı arazisi, bir hayalin merkezi haline gelir. Köylüler, "kirizma" adını verdikleri, toprağı insan gücüyle "beline kadar kazıp altüst etme eylemiyle" hem doğaya hem de kaderlerine meydan okurlar. Bu anıtsal çaba, sadece fiziksel bir emekten ibaret değildir;
Edebiyat
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,700 okunma
7/10
·584 syf.··
2025 93. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 23:58
Iki yıl kadar Llosa'nın Teke Şenliği'ni okumuştum. O da hacimliydi. Ancak Yeşil Ev'e göre daha anlaşılır, kronolojikti. Yeşil Ev 535 sayfa boyunca size en çok bilmece-bulmaca- oyun vaat ediyor. Metin öyle kurulmuş, kurgu ancak okuyup bittikten sonra ortaya çıkıyor ve sonunda parçaları birleştirebiliyorsunuz. Çift karakterler var mesela; bir X olarak bir Y olarak anılıyorlar. Dikkatliyseniz roman bitmeden, değilse sonunda ikisinin aynı kişi olduğunu anlıyorsunuz. Zamanda savruluyorsunuz. Bir sayfanın içinde 30 yıl sonraya gidiyorsunuz ama buna dair bir işaret olmuyor, aniden gidiveriyorsunuz. Aynı paragrafta üç ayrı karakterin sesi olabiliyor. Onun da işareti yok. Roman ne anlattığından çok nasıl anlattığıyla öne çıkıyor. Ne anlattığına gelirsek; kauçuğu nedeniyle sömürgeleştirilen Peru'da, Amazon'un içinde ve yakınındaki iki mekanda ( Piura Şehri ve Santa Maria de Nieva) yaşayan ( bazılari bu iki mekanda hareket de ediyor) kimi Amazon Yerlisi, kimi Peru'lu, ( bölgeye yerleşen İspanyollar ya da melezler) insanların sömürge valisi ve kilise tarafından 40 yıl boyunca yönlendirilen hayatlarını, doğa koşulları ve güce karşı mücadele ya da güçle beraber yaşantılarını, tutumlarını okuyoruz diyebiliriz. Misyonerlerin köyleri basarak yerli erkekleri öldüren ve kadınları esir alan askerlerle beraber hareket ettiğini, küçük kızları Hristiyan olarak yetiştirmeye çalıştıklarını, kadınların hizmetçi olarak kullanılmalarına ya da satılmalarına göz yumduklarına şahitlik ediyoruz. Acımasız Tropikal iklim, kilise ve valilik yönetiminden bunalan insanların rutinini bozan, bir anlamda renklendiren ise Don Anselmo adında bir girişimcinin kurduğu genelev Yeşil Ev oluyor. Yeşil Ev kitap boyunca iki kez kuruluyor. Her seferinde kilisenin antipatisini kazanıyor ancak yine de halk için şehrin
Yeşil EvMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 202414 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hiçbir Şey Yapmama Kitabı
8/10
·264 syf.·
2025 6. kitabı
Jenny Odell, dijital alanda uzmanlaşmış Amerikalı bir görsel sanatçıdır. Aynı zamanda Stanford Üniversitesi'nde sanat profesörü ve İngiliz edebiyatı mezunudur. Filipinler'den bir anne ve Amerika Birleşik Devletleri'nden bir babadan dünyaya gelmiş. Hem Batı kültüründe hem de dışarıda bir ayakla "ikisi arasında" olmasına izin veren bu çifte kimlikten dolayı rahat olduğunu söylüyor. Cupertino'da (Apple’ın genel merkezi) büyüdü ve şu anda Oakland'da yaşıyor. 21. yüzyılda "Hiçbir Şey Yapmamak" Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçek bir olaydı. Özellikle Barack Obama'nın onun hakkında söylediği birkaç sözden sonra… O zamandan beri yazar sanatsal enstalasyonlar yaratmaya, öğretmeye ve yazmaya devam etmiş. Ayrıca dijital çağda verimlilik kültürü ve ekolojisi konusunda da birçok makale yazmıştır.  Eğer hiçbir şey yapmamak tek gerçek çağdaş devrimci eylem olsaydı, sonunda bizi ekranda geçirilen boş zamanın zulmünden uzaklaştıran eylem olurdu. Sürekli tüketen bir dijital üretkenlik ölçütüyle değerlendirildiğimiz, dikkatimizden para kazanmak için tasarlanan teknolojilere bağımlı bir dünyada, boş zamanın anlamı nedir? Çünkü bu anlar dijital hayatımıza tüketmek için boş zamandan başka bir şey olarak mı veriliyor? Ya da mevcut boş zamanımızdan para kazananlar için kendimiz bir ürün müyüz? Bunlar, Odell'in dikkat ile olan ilişkimizi, dünyadaki yerimizi ve doğa ile olan bağlantımızı sorgulayan bu aydınlık makalesinde ortaya koyduğu sorular. Dijital detoks tariflerinden uzak olan bu metin, okuyucuyu bir deneme ile bir direniş manifestosu arasında felsefi, şiirsel ve bilgili bir yolculuğa davet ediyor. Atlantik'teki viral bir fenomenin kökenindeki Odell'in tezleri, Amerika'nın en çok satanı haline gelen ve Barack Obama tarafından vazgeçilmez bir okuma olarak kabul edilen bu kitapta
Alıntı
Hiçbir Şey Yapmama KitabıJenny Odell · Siren Yayınları · 202414 okunma
Dansı ölüm idare ediyor,
Puan vermedi·236 syf.··
2024 99. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2024 14:34
“İnsan olmanın ne demek olduğunu her geçen gün daha az bileceğiz.” Kehanetler kitabı S:13 (e-kitap) Politikayı ve politikacıları, toplumu, kapitalist sistemi, kiliseyi insanın bencil ve ikiyüzlü yanını hiciv yüklü bir eleştiri ile anlatan bir roman. José Saramago , toplumun, kapitalizmin uygulamaya soktuğu, öğrenilmiş insan olmayı ve öğretilmiş kalıplaşılmış bilinen doğruları, önümüze koyulan kuralları bir bir yıktığı kurgusunda, edebiyat ve yazıya dair kuralları da alt üst etmekten çekinmiyor. ölüm özel isim ve Ö büyük yazılmaz… “Gerçekler aksini gösterse de mi, Zaten işin başından beri yaptığımız da bundan ibaret, gerçekleri yadsıdık hep ve işte geldiğimiz nokta bu, “( kilise eleştirisi). S:39 (e-kitap) İki bölümden oluşuyor roman, ölümün olduğu ve olmadığı kısım olarak ayrılıyor. Körlük kitabı ile başlamış görmek ile devam etmişti Görmek kitabının sonu ise ölüm bir varmış bir yokmuş diye bitiyor. Doğal olarak serinin üçüncü kitabı diye başladım ama José Saramago “hayırdır öyle olacak diye bişey mi var “ dercesine “Ertesi gün hiç kimse ölmedi”diye başlıyor ve diğer iki kitaptan hiç bir belirti olmadan ölüm üzerine yazıyor. Kişisel düşüncem Körlük harikaydı #232436059 , Görmek #235621892 daha aşağıdaydı, bu kitap ise beni baya sıktı akmadı, sadece sonu oldukça ilgi çekiciydi,seriden bağımsız bir kitap ama seriye devam edenler öyle zannedenler için bilgilendirme olarak not düşmek istedim.
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
DERİN ATMOSFER
10/10
·76 syf.·
2024 246. kitabı
𝐺𝐼𝑅𝐼𝑆 UYARI: BU KİTABI OKUMAK İÇİN LÜTFEN PSİKOLOJİK DESTEĞİNİZ TARAFINDAN ONAY ALINIZ!!! Dibe vurmuş bir adamın "ölmek için güzel bir gün demesi" ile başlayıp, "onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine", ile biten bu kitap, fiziksel olarak hafif olsa da zihinsel olarak sadece ilk kısmı ağırdır. 9 öyküden oluşan bu eser Sadık Hidayet'in hem İran edebiyatına giriş için hem de kendi eserlerine ön ayak için birebirdir. Henüz #k:372918 romanını okumadıysanız bu öykü kitabını ondan önce okumanızı tavsiye ederim. Sadık Hidayet'in ilk öykü kitabıdır. Öncelikle Mehmet Kanar'a teşekkür etmek istiyorum bizlere bu eseri çok akıcı bir dille edebiyatımıza ulaştırmıştır. Eğer #k:372918 romanı hakkında yazdığım incelemeyi okuduysanız yazarı aynı şekilde detaylı anlattım. Bu yüzden direk incelemeye geçebilirsiniz ... 𝑌𝐴𝑍𝐴𝑅 𝐻𝐴𝐾𝐾𝐼𝑁𝐷𝐴 17 Şubat 1903'te Tahran'da doğdu. Soylu bir ailenin çocuğuydu. Ortaöğrenimini Tahran'da tamamladıktan sonra mühendislik okumak için Belçika'ya gitti. Ancak edebiyata ilgi duyduğundan, 1927'de öğrenimini yarıda bırakarak Paris'e gitti. Orada Fransız dili ve edebiyatını yakından inceleme fırsatı bulan Sadık Hidayet, ilk öykülerini Paris'te yazdı. 1930'da Tahran'a döndü. 1936'da Hindistan'a giderek Sâsânî Pehlevisi ve Sanskritçe öğrendi. Budizm'i inceledi ve Buda'nın bazı yazılarını Farsçaya çevirdi. İran'a döndükten sonra bir süre devlet memurluğu ve tercümanlık yaptıysa da bu işlerde uzun süre çalışamadı. 1950'de tekrar Paris'e giden ve zaman zaman bunalımlar geçiren tSadık Hidayet, 9 Nisan 1951 günü, yine böyle bir bunalım sonrası, kaldığı dairede havagazı ile intihar etti. Sadık Hidayet, Seyyid Muhammed Ali Cemalzade'den sonra, Bozorg Alevi ve Sadık-ı Çübek ile birlikte İran edebiyatında modern öykücülüğün kurucularındandır. Benim için en ilginç kısmı ölümünü yirmi beş yıllık arkadaşı
İnceleme
Diri GömülenSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20153,128 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2023 117. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2023 22:06
"ARA İLE BİR ARA" "İstediğin kadar bak, göremedikten sonra ne ki? Göz göreceğini değil, aslında görmek istediğinin giyindigi ışığı arar. Şahin gibi gözün de olsa ne fayda, ışık geçmiyorsa yanından körsün demektir, hem de düpedüz kör. Körlük dünyayı değil aslında ışığı görmemektir." 2018de 90 yaşında aramızdan ayrılan, ışığın ustası nevi şahsına münhasır kadrajı, kişiliği ile Ara Güler. Fotoğrafın ve fotoğrafçılığın ne denli bir öneme sahip olduğunu, bu meslekte en iyisi olmak için ne mücadeleler verdiğini, gözlerindeki o derinlik ile anlıyoruz. Hayatını, anılarını, eski İstanbulu okuyoruz kitapta. Kimi zaman Arnavut Kaldımlarında, Boğazda, Haliçte kimi zaman sarayda kimi zaman Sivasta,Anadolunun herhangi bir yerinde. Dünyanın bir ucunda buluyoruz onu. Günümüzde bu denli yozlaşma neden? Ara Gülerin geçmiş ve geleceğe dair önsezileri. Yaşama dair sözleri. insanca yaşamaya çalışmış ve başarmış biri. Arkadaşımı dövdürtmem, zamanında herkes gibi bende yakmak zorunda kaldım eserleri, onlar yandı bende onlarla birlikte yandım diyecek kadar açıksözlü. Emeğe, insana, doğaya değer veren, alın teri dökülerek kazanılan bir yaşamı savunan, hep ışığı kovalayan ve daima ileri diyen bir adam... Picasso'dan Dali'ye, Nazımdan Nesin'e. Castro'dan İnönü'ye ... Kadrajıyla, dört harpte savaş muhabirliği ile, bizzat kendisi tarafından keşfedilen şehir Aphrodisiasla, 6-7 Eylül olaylarına tanıklığıyla, Ağrı Dağında Nuh'un gemisiyle, Aşk,özlem, arayışları... Atatürk'ün sandalının arkasına takılıp giden yaramaz çocukluğuyla "Ara Güler ". Sıcak bir sohbet eşliğinde yapılan röportajın kitaplaştırılmış hali.Yakından tanıma fırsatı bulduğumuz fotoğrafçı ve muhabir. Eski İstanbula dair ne çok anıların yer aldığı ders niteliğinde, bu mesleği seçeCeklere ışık niteliğinde bir eserdi. Bir "Ara
Edebiyat
Ara ile Bir AraEkrem Ataer · Librum Kitap Yayınları · 201891 okunma