Ve acı kalakaldı ortada; Nasırlı bir yüreğin Duyarsız kıyılarında. Yalnız, yapayalnız; Yandı bitti, kül oldu...
Sayfa 255 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Şiir
Çünkü huşûun gereği, kulun Rabbini gereğince tanımasının bir göstergesi ve işareti olmasındandır. Kul Rabbini gereğince tanıyacak, O’nun Celal ve Azametini bilip takdir edecektir.
Reklam
- "Yenildik." - "Efendim?" Nesrin örgüsünü dizlerine indirmişti. Soru açık elâ gözlerinde, ona bakıyordu. "Hoca" sarışın aydınlıklarının bütün gürlüğü ile pencereyi dolduran tarlaları gösterdi: "Ne güzel." Bu sözü Nesrin'e geçen iki yılın eylüllerinde de, nisan veya şubatlarında da, böyle sarışın ikindilerde veya ovanın kül rengi bir duman ardında ve karların lâpa lâpa yağışı ile sonsuzlaştığı sabahlarda da söylemiş, belki yüzlerce defa söylemişti. Ama çok eskidendi; çünkü o zamanlar, bu sözün her söylenişinde görünüş yenileşir, an yenileşir, Doğanbeyli bucağı yenileşir, hayat, duygular yenileşirdi. Onlar çok eskidendi, bir ömür öncesinindi ve Nesrin, şimdi, bu söz ile, şu dar, şu değişmez görünüşe zincirlenişini düşünebilir, sinirlenebilirdi: Büyü bozulmuştu bir kere. "Hoca" böyle sanıyordu. Otuz yedinci yaşın metelik etmeyen üzgünlüğünü silkip atmak için deli bir hırs duyuyor, fakat hangi çareye baş vurursa vursun bayağılaşacağından korkuyordu: Kaderi, güzel bir şeylerin umulabileceği o günlerde değil, işte şimdi Nesrin'e bağlıydı. Nesrin ise bu tatil günlerinin öğle sonlarında okula -şüphesiz gene "hoca" orada olduğu için- gene hep o aydınlık yüzüyle geliyor, fakat artık işte bu saatlerde, ötekinin bayırın altından, mindere çıkan bir başpehlivan gibi görüneceği sıralarda kapanıyor veya hırçın, hattâ alaycı bir hal alıyordu. Neden? "Hoca" hayır, geçen günleri düşünmek, hesap defterlerini didiklemek istemiyordu. "Gün akşamlıdır devletim; dün doğduk, bugün ölürüz" diyebilmeliydi.
Sayfa 231·Kitabı okuyor
Kadınlar her dönemde aynı...
onun hakkında şu zamana kadar öğrendiği bir diğer şeyse, tüm o eksantrikliğinin altında son derece diğerkâm bir insan oluşuydu ki, bu yalnızca kadınlara has bir özellikti; bu tip kadınlar, yitip giden gençliğin, hiç sahip olmadıkları güzelliğin, yakalama şansı elde edemedikleri başarıların, kasvetli yaşamlarında barınma imkânı bulamayan parlak umutların yerine saf bir sevgi ve adanmışlığı koyar, kendilerini sevdiklerine kul köle ederlerdi.
Sayfa 122
Alıntı
"-İnsan gençliğini aşka vermezse, gençlik ne işe yarar? -Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz. -Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada? -Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz. -İyi ya boş değildi kucağım. -Ama yandınız, kül oldunuz. -Ama vardım, kül bunun kanıtı."
Sahih - i Buhari , 7846 .
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur : “ Kişi bazen önemsemediği , ancak Allah'ın razı olacağı bir söz söyler de bu söze karşılık Allah onun derecesini yükseltir . Yine kul bazen önemsemediği , ancak Allah'ı gazaplandıran bir söz söyler de bu söze karşılık cehenneme düşer . ”
Din
Reklam
Reklam