Ruhum ancak burada, L'nin yanındayken tatmin olur, ama buna tam olarak tatmin denir mi bilemiyorum, zira bugünkü rahmetin zahmeti yarın ortaya çıkabilir. Şehvetin cilvesi budur işte: Bugün bana dünyaları veriyorsan yarın verdiklerini geri almayacağın nereden bellidir?
Sayfa 98·Kitabı okuyor
Edebiyat
Nitekim yalancılığı huy edinmiş birine, "Hiç doğru söylediğin var mı?" diye sorulmuş; o da, "eğer şu anda doğruyu söylemiş olmaktan çekinmeseydim, hayır derdim", demiş.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları IV, B, 1, Dizi, Sayı 32, Çeviren Kıvameddin Burslan, Yayına Hazırlayan ve Notlandıran Ali İhsan Yitik, 3 Baskı, Ankara, 2023, 2000 adet·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Evlerimiz ne kadar sıkıcı, ne kadar renksiz olursa olsun, etten ve kemikten yapılmış olan biz insanlar, bu kadar güzel de olsa başka bir yerde olmaktansa, evlerimizde olmak isteriz. İnsanın evi gibi yoktur dünyada.
Sayfa 27
Alıntı
Sahabede bile tarihselcilik varken bizdeki yobazlara ne demeli?
Öte yandan, meşhur tabiî âlim Atâ b. Ebî Rebâh (ö. 114/732), Medine döneminde Müslümanlar ile müşrikler arasındaki gergin ve problemli ilişkilere atıfta bulunan Mümtahene 60/10-11. ayetler bağlamında İbn Cüreyc'in (ö. 150/767), "Müşriklerden evli bir kadın Müslümanlara gelse ve İslam'ı benimsese, ilgili ayetteki "ve-âtûhüm mâ enfekû" (O kadınların eski kocalarına evlilik sırasında mehir olarak ödedikleri para veya malı iade edin) ifadesi mucibince o kadının müşrik kocasına herhangi bir mehir bedeli ödenir mi?" şeklindeki sorusuna, "Bu hüküm sadece Rasûlullah ile çağdaşları arasında geçerliydi" (innemâ kâne zâlike beyne'n-nebiyyi ve ehli ahdih) diye cevap vermiştir. Ebû Bekr İbnü'l-Arabî (ö. 543/1148) gibi bazı müfessirler ise aynı ayetle ilgili olarak, "Allah'ın bu ayetteki hükmü ümmetin icma ettiği üzere o zamana, özellikle o zaman ve zeminde meydana gelen olaya mahsustur"şeklinde bir görüş belirtmiştir. "İlmin kapısı" diye anılan Hz. Ali gibi bir sahâbînin, "Bu ayetteki hükmü benden önce hiç kimse uygulamadığı gibi benden sonra da hiç kimse uygulamayacaktır" dediği, tefsirdeki otoritesi tartışmasız olan İbn Abbas gibi bir diğer sahâbînin, Nur 24/58. ayetteki hüküm hakkında kendisine sorulan bir soruya, "Bu ayetteki hüküm işlevini yitirmiştir; bugün bu ayetteki hükmü uygulayan birinin varlığına şahit olmadım" diye cevap verdiği, ayrıca ilâhı vahye muvafakatlarıyla tanınan Hz. Ömer gibi bir sahâbînin Kur'an'daki sarih hükümlere, sözgelimi Tevbe 9/60. ayette zekât gelirini harcama kalemleri arasında müellefe-i kulûb sınıfı açıkça zikredilmesine rağmen, bu kalemden pay isteyenleri açıkça reddettiği halde bütün bu sahâbîlerden hiçbirinin İslam'a ve Kur'an'a sadakatsizliği akıllarının ucundan dahi geçirmemiş olmaları acaba nasıl izah edilebilir? Yine Hz. Ömer'in müellefe-i
Sayfa 19 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
Dev ji te bernadim lê Ta ku sax im ez li dinê Ew gula ez avdim lê Nahêlim tu kes biçinê
Kurdî