Her sevginin başlangıcı ve süreci,o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu.Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi.Sevgi isteği,kendi kendine yaşamı kanıtlama dileği kadar büyük.Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar,sevgileti de derinliğine duymadan,acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar.Ya da sevgiyi sevgi,beraberliği beraberlik,ayrılığı ayrılık,yaşamı yaşam,ölümü ölüm olarak yaşıyorlar.Oysa yaşam ölümle,ölüm yaşamla tanımlı.Ama sen.Senin için her beraberlik ayrılış,her ayrılış beraberlik,sevgi sevgisizlik,duyum duyumsuzluğun başladığı an.Birisinin teniyle yanyana olmak,kendi var oluşumu unutmak mı.Ya da daha derin algılamak mı.Kendi var oluşum.Her var oluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu?
bir sevgi elementiyim.bir aşk silahşoru.hep vurulup hep ölen.hep yerde kalan.hep vurulmayı ustaca beceren.becerdiği bu ölümü hep çerçeveletip şiirine kanırtan.matematiği sevebilmektir aslolan.gerisi?!.me(s)lek sırrı…
Böylece bugüne kadar iyi (siz) kötü (biz) geldik. Bize,sizleri yargılamak gibi zor ve beklenmeyen bir görev ilk defa verildi,heyecanımızı mazur görün. Aramızda hukukçu olmadığı için söz uzatılmadı,sanıkların kendilerine savunmalarına izin verilmedi.Gereği düşünüldü.Sanıkların ellerinden başarılarının alınmasına oy birliğiyle karar verildi.
Hesaplaşma günü geldi.Şimdiye kadar yalnız din kitaplarında yargılandınız.Biz fakirler,zavallılar,yarım yamalaklar,bu kitapları okuyup teselli olurken içinizden güldünüz ve çıkarınıza baktınız.Hatta gene sizlerden,sizin gibilerden,büyük düşünürler çıktı ve bu kitapların bizleri uyuşturmak için yazıldıklarını ileri sürdüler.Biz zavallılar,ya bu düşüncelerden habersiz kaldık ya da bunları yazanları bizden sanarak alkışladık.Yani uyuttular alkışladık,uyandırıldık alkışladık.Her ne kadar bugün siz suçlu,biz yargıç sandalyesinde oturuyorsak da gene acınacak durumda olan bizleriz.