Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
Bir Cinayet Romanı incelemesi Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve şunu rahatça söyleyebilirim ki yazar okuru kitaba çekmeyi çok iyi biliyor ve bunu başarıyorda. Kitap bir Katilin cinayet sonrası düşündükleriyle başlıyor AMA, bu düşünceler cinayetin hangi aşamasından sonra düşünülmeye başlıyor? Bir cinayet olayı ne zaman başlar? Öldürme düşüncesi aklına düştüğünde mi? Öldürme düşüncesini hemen reddedeceğinize ya da bir süre sonra unutacağınıza, yavaş yavaş geliştirmeye koyulduğunuzda mı? Kitabın girişi olan bu paragraf aynı şekilde yazarın, bizim kitabı her nasıl okumamızı istediyse bunu sağlamak için attığı ilk adım. Öncelikle zaten muhteşem farklı bir bakış açısı ve okur için bunu yalınlaştıracak harika bir giriş. Evet, farkındayım yalın dedim ve okuyanlar olanlar belki de bunun doğru olmadığını düşüneceker ama bu görüş ancak bu şekilde yalınlaştırılabilirdi. Daha bilinmezlikler silsilesine atılmadan okura karaktere yapmasının istendiği empatinin temellerini atar nitelikte bir giriş. Sanırım hâlâ girişin etkisindeyim. *karakterin psikolojik durumunu açıklar nitelikte *okuma süreci esnasında sorgulayacağımız şeyleri kolaylaştırır nitelikte Kolaylaştırır nitelikte diyorum çünkü kitap boyunca belki de adını kolay kolay koyamayacağımız bir görüşü kavramaya çalışacağız ve bu görüşü benimsemeye çalışarak okuma deneyimimizi artırmaya ve iyileştirmeye uğraşacağız. Ben yine de elimden geldiğince isimlendirmeye çalışacağım. (Sadece bu parantez Spoiler içerir: "Ama, bir yandan da... olayın güzelliğini anlamıyor musun? Kuşkulandığın bütün kadınlar öldürebilirlerdi Levent'i. Hepsinin adına ben öldürdümse, katil neden onlar değilde ben olayım?") Yay ayraçta bahsettiğim spoilerlı alıntıyı ve yazdığım ilk alıntıya dayanarak karakterin eylemlere zamansal ve düşünsel anlamlar
Duygu ve Düşünce
Bir Cinayet RomanıPınar Kür · Can Yayınları · 2020955 okunma
Puan vermedi·276 syf.··
2025 437. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:36
türkçü karakter üzerinden, türkçü karakter gözüyle yazılmış bir istiklal harbi romanı.. çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır.. mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz.. bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır.. 1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar.. mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir.. mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize
Türk Tarihi
HalasMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020978 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·687 syf.·
2025 131. kitabı
F. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanı, birçok yazar tarafından değerlendirilmiş, incelenmiş, hakkında makale, tez ve kitap yazılmış, dünyanın en çok okunan kitaplarındandır. Dünya edebiyatında gelmiş geçmiş en iyi romanları arasında hatta ilk sıralarda yer alır Suç ve Ceza. yine Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler, L.Tolstoy'un Anna Karenina’sı ve Savaş ve Barış’ı, Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde Roman serisi, Robert Musil'in Niteliksiz Adam serisi, F. Kafka'nın romanları, James Joyce'un UIysses’ı, Victor Hugo'nun Sefiller'i, Gabriel G. Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık’ı Charles Dickens'ın İki Şehrin Hikayesi, Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler’i bunlar arasında sayılabilir. Kuşkusuz bu liste kişiseldir ve artırılabilir. Çağdaş dünya edebiyatında 21. yüzyılda da birçok romancı güçlü eserler vermiştir. Ülkemizde de roman türünde güçlü eserler vardır: Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını, Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde’sini, A. Hamdi Tanpınar’ın Huzur’unu, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Pamuk, H. Ali Toptaş ve İhsan Oktay Anar'ın romanlarını, Türk edebiyatının en iyilerinden sayabiliriz. Neyse konu bu değil, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı... Dostoyevski’nin diğer romanlarından birçoğunu okumuştum. Suç ve Ceza romanını çok defa okumaya başlayıp, bitiremeden bıraktım. ilk defa kısa sürede okuyup, bitirebildim. Suç ve Ceza üzerine bu platformda da birçok inceleme yapılmış, hepsi değerli incelemeler. Ben daha çok kitabın bende oluşturduğu izlenimleri düzensiz, kalemime geldiği gibi, serbest biçimde yazacağım iyi bir okur olarak. 1- Dostoyevski bir edebiyat türü olarak romanın en kültlerinden biri olmakla kalmayıp, ilk örneklerini veren romancılardandır. Kendinden sonra gelen romancıları derinden etkilemiştir. Sadece romancıları mı, neredeyse
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
10/10
·396 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2025 19:04
Abdülbaki Gölpınarlı'nın görüşüne göre Mesnevi'nin ilk cildi, 1258 (milâdî) yılında yazılmış, ikinci ciltin yazılması altı yıllık bir aradan sonra gerçekleşmiş. Farklı rivayetler doğrultusunda tamamının 8-10 yıllık bir zamanda yazıldığı kabul edilen Mesnevi'nin üçüncü cildinin 1265 (milâdî) yılı veya sonrasında tamamlandığını söylemek mümkün. Her fırsatta önemli bir düşünür olduğu telaffuz edilen Mevlânâ'nın ve dolayısıyla Mesnevî'nin, günümüzde bizzat yaşadığı ve eser verdiği topraklarda yeteri kadar tanındığı ve anlaşıldığını söylemek çok zor. Gücün erdemden, nobranlığın nezaketten, kurnazlığın ve düzenbazlığın dürüstlükten daha çok rağbet gördüğü bir iklimde belki de buna çok şaşırmamak lâzım. Mesnevi'nin 3. cildinin önsözünün başlarında şöyle bir ifade geçmekte: "Çölde susayıp su arayan, denizlerin varlığını bilmekle beraber, suyu aramaktan geri kalmaz." (sayfa 5) Tıpkı Bayezid-i Bistâmi'nin "Her arayan bulamaz lâkin bulanlar arayanlardır" dediği gibi. Mesnevî'nin değeri ve önemi, çevirmen notunda şöyle belirtilmiş: "Herkes istidâdı nispetinde ondan (Mesnevî'den) bir şey anlar, dolayısıyla istifâde eder. Kimi hikâyelerini dinler zevk alır, kimi kıssanın hissesinden feyz alır, yâni hikâyelerin ötesinde bulunan hakîkatlerin sırrına erer." (sf. 226) Eserin üçüncü cildi de öncekiler gibi, dopdolu ve çok değerli bir içeriğe sahip. Namaz ibadetinin nasıl bir ruh haliyle ifa edilmesi gerektiğini anlatan ve kul ile yaratıcı arasındaki temsilî bir konuşmanın yer aldığı 196 ve 197'nci sayfalar çok çarpıcı. Eserde yer alan diğer önemli konular ve bunlara ait alıntılara ait linkler aşağıda görülmekte. KONU ALINTI LİNKİ SAYFA NO Allah’ın büyüklüğünü idrak ve konuşmada
Mesnevi Tercümesi Cilt - 3Mevlana Celaleddin-i Rumi · 2020275 okunma
8/10
·212 syf.··
2025 29. kitabı
Selamlar sevgili dostlarım. Ee son yıllarda hayatımızın her alanını oluştururken , şu fenomen bunu yapmış , bu fenomen bunu yapmış , şunun linki verilmiş , bunun linki verilmiş. Peki bu fenomenlerin arka planlarında nasıl bir hayat dönüyor hiç merak ettiniz mi ? Bu insanlar nasıl hayatlar yaşıyorlar ve kişisel hayatlarında nasıl davranıyorlar? İşte bugünkü kurgumuzda bu dünyanın içerisine adım atacağız . Ölümler , linkler , ortalığın karışması , kaos ve daha neler neler bize eşlik edecek . Modern dünyanın b*k böceği fenomenlerin hayatında neler mi oluyor ? Hadi gelin inceleyelim . Su Kalenderoğlu. Genç ve başarılı bir sosyal medya fenomeni. Dışarıdan bakıldığında pürüzsüz, kusursuz bir hayatı olsa da insan avına çıktığı zaman göz yaşına bakmayan ve tereyğından kıl çeker gibi insanları öldüren bir fenomen . Üstelik arkasında hiç iz bırakmasa da annesi ve sevgilisi Utku tarafından işlediği cinayetler bilinen önlenmeye çalışsa da bir türlü önlenemeyen . Su , çıkardığı son botox etkili kreminin lansmanında evinde bulunan bir kavanoz bamya turşusununu ne yapması gerektiğini sorduklarında az olduğunu ve vip masasına koymaları gerektiğini söylemesiyle yeni bir cinayet silsilesi başlıyor . Aslında fenomen adı altında kitapta toplumun nasıl yozlaştığını , ölüm haberleri varken dahi nasıl insanların link peşinde koştuklarını , gamsızlıklarını anlatıyor bir nebze de . Geceleri eski kıyafetler giyerek farklı ortamlara karışan Su , adaletsizlikler karşısında kendi adaletini dağıtırken tek korkusu canından çok sevdiği Utku'yu kaybetmek(!) . Peki Utku aslında kim ? Su sobelendiğinde Utku'nun ona söylediğini kabul ederek evet kimsenin duyacağını bilmesem bir karınca bile öldürmem diyerek kabul ederek büyük bir şov yapıyor . O şov ne ? Utku kim ? Ve kokainlerle hayata bir nebze
FenomenBurcu Üstündağ · İkinci Adam Yayınları · 2025113 okunma
genç bir kızın basit ve saplantılı rüyası
3/10
·300 syf.··
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 00:00
merhaba, büyük yazar Emile Zola nın Rougon&Macquart serisinden Nana kitabının girişinde yer alan bölümle haberdar oldum ve 20 kitaplık seriyi sırasıyla okumaya karar verdim. bu doğrultuda da sırasıyla Rougon'ların Yükselişi ve Tazı Payı eserlerini okudum. uzun uğraşlar sonucu edinebildiğim serinin üçüncü kitabı Paris'in Karnı eserini okumadan önce yaptığım okumalar neticesinde serinin önerilen okuma sırasını keşfettim. yazarın kendisi serinin son kitabı olan Doktor Pascal kitabının giriş bölümünde "her romanın kendi başına bir yeri olduğu için zorunlu olmasa da, önerilen bir okuma sırası vermiş" (bakmak isteyenler için seriye ilişkin detaylı bilgilerin yer aldığı İngilizce wikipeida linkini ve okuma sırasının yer aldığı linki incelememin altına bırakıyorum). önerilen okuma sırasında ikinci sırada yer alan "Ekselans Eugène Rougon" eserinin (Son Excellence Eugène Rougon) maalesef Türkçe basımı bulunmuyor. Para eseri ise çok eski baskı ve günümüz satıcılarında bulmak çok zor. Can yayınları, İş bankası yayınları, Yordam kitap gibi halihazırda Emile Zola kitaplarını yayınlayan; öncelikle düzgün bir çeviri, kaliteli kağıt, estetik kapak tasarımı, basım hatalarının mümkün olduğunca az olması, basım ve dağıtım sürecinin devamlı olması gibi gereklilikler sağlayan kaliteli yayınevleri tüm seriyi sıralı olarak neden basmıyor anlamıyorum. bir okuyucu olarak tüm seriyi okumak istiyorum ve umarım en kısa zamanda dilimize kazandırılmayan yukarıda adı geçen kitap da olmak üzere 20 kitaplık Rougon&Macquart serisi çevirisi, baskı kalitesi ve dağıtım ağıyla sorunsuz şekilde kaliteli bir yayıncı tarafından (şahsen iş bankası, can ya da yordam kitap bunu yaparsa çok mutlu olurdum) biz okuyuculara ulaştırılır. uzun girizgah sonrası Rüya kitabına gelecek olursam ben eseri beğenmedim. neden
RüyaEmile Zola · Dorlion Yayınevi · 2022170 okunma