Aslında hiçbirimizin uzak olmadığı hikâyeler değil mi bu çocuk gelinler? Maalesef ki bu hikâyeler neşeli çocuk hikâyeleri değil. Çoğumuzun annesi, anneannesi, babaannesi... Çocuklukları içlerine bastırılarak söylenen, "Ağ elime mor gınalar yaktılar." türküleriyle içimize kalıp olarak yerleştirilen, diğer yandan "Bir yârim var on üç on dört yaşında." sözleriyle çirkin, anlaşılmaz ve uydurma ahlaklı anlayışın hâkim olduğu türküler..
Ve elbet bu delilik halinin bir başı olduğu gibi bir sonu da vardı. Maalesef ya da neyse ki... Aşkın süresi, âşığın acıktığını anlamaya başlaması kadardı.
“Evet efendim, on dokuzuncu yüzyıl adamı en başta karaktersiz olmalı, böyle olmaya manen mecburdur; karakter sahibi, çalışkan bir insansa oldukça dar kafalıdır.”