Tezgâhtarlar bir mal icin saatlerce pazarlık edebilen ancak kendi çıkarlarını ancak bir çocuk kadar koruyabilen, gerçek hayata düşmüs hayal kahramanlarına benzerler. Mantığın hiçbir șey ifade etmediği romantik diyalarında aşktan ölür, aşktan doğarlar. Gündüz o kadar çok yalan söylerler ki, gece her duyduklarına inanırlar.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Ölüm; mal, servet, çoluk çocuk ve dünya malı olan herşeyi yağma edip insanı yalnız ve kimsesiz bırakır. İşte ölümün mânası budur.
İSTANBUL-2024 BASIM·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ana, çocukla kurduğu bedensel içli dışlılık içinde, erkekte arayıp da bulamadığı o mutlak bütünleşmeyi ve dünyayı kendine mal etme illüzyonunu yakalar. Çocukla kurulan bağ, yer yer bastırılmış cinsel/erotik heyecanlar ve yoğun somatik duyumlar içerir. Ancak bu yakınlık aynı zamanda kadını dehşete düşürür; çünkü çocuk, kadının kendi bağımsız özgürlüğünü emen, onu bir bitki veya kuluçka makinesi seviyesine indirgeyen bir "asalak" gibidir de. Analık, saf bir fedakarlık masalı değil; kadının kendi varoluşsal boşluğunu çocuk üzerinden kapatmaya çalıştığı, yoğun içsel çatışmalarla dolu psikolojik bir simyadır.
son zamanlarda, karşılıklı bağımlılığın o kadar kötü olup olmadığını tartıyordu. arkadaşlıklarından zevk alıyordu, kimseye de bir zararı yoktu, dolayısıyla bağımlı olsa kime neydi? hem bir ilişki içinde olmak, arkadaşlıktan daha hafif bir bağımlılık değildi. neden bu yirmi yedi yaşında normaldi de, otuz yedi yaşında tuhaflaşıyordu? neden bir arkadaşlık, ilişki kadar muteber değildi? daha bile iyi bir şey olmasının önündeki engel neydi? iki insan ömürleri boyunca yan yana durmayı cinsellik, fiziksel çekim, para, çocuk, mal mülk bağları olmadan, sadece karşılıklı olarak istedikleri ve hiçbir kitapta yazmayacak bir birlikteliğe gönül verdikleri için tercih ediyorlardı. arkadaşlık, karşıdakinin gıdım gıdım acı çekmesine, uzun uzun sıkılmasına, arada bir başarı kazanmasına tanık olmaktı. bir insanın en kötü anlarında yanında olma ayrıcalığından şeref duymak ve karşılığında kendi kötü gününde onun yanında olmasını beklemekti.
Sayfa 265·Kitabı okudu
Alıntı
Tanrı'nın yalnız şehvet için yarattığı kadınlar..
"Hacının karısı çocuk doğurmasına, bunca yoksulluk çekmesine karşın hiç bozulmamış, genç kızlık güzelliğini hiç yitirmemişti. Kasabanın en güzel, en alımlı kadınlarından sayılıyordu. Orta boylu, çocuksu, esmer tenli,yuvarlak kalçalı, büyük ela gözlü, kalın dudaklı, azıcık yukarı kalkık burunlu, insanda her an yatağa girmeye hazır duygusunu uyandıran,teninden şehvet fışkıran bir kadındı. Böyle kadınlara ne kadar çirkin olurlarsa olsun, erkekler inanılmayacak kadar büyük arzuyla tutulurlar, bağlanırlar. Tanrı bu kadınları yalnız şehvet için yaratmıştır. Bu kadınlar, kadının,şehvetin özüdür. Göreni sarsarlar. İşte kıskançlıklar,mal mülk,çift çubuk batırmalar, batmalar, sarhoşluklar, sonsuz keder ve cinayetler, intiharlar bu gibi kadınlar uğruna olur."
Sayfa 372 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
_"Aptal," dedi kolumu sararken. "Aptal çocuk." _"Mal herif." _"Gerizekâlı." _"Öküz." _"Ayı." Ediz bir an duraksadı ve kaşlarını çattı._ _"Kes şunu. Beni de kendine benzetiyorsun."
Sayfa 383·Kitabı okuyacak