Bunu sağlamayan bir öğrenme eskilerin kıylükal dedikleri "O onu dedi, bu bunu dedi." faaliyetinden öteye gitmez. Bu ne bir ilim ne de bir öğrenmedir. Yine eskilerin güzel tabiri ile "malumatfuruşluk"tur. Malumat ise ilim değildir; dağınık ve bütünlük arz etmeyen, kişiyi değiştirmeyen bilgi kırıntılarıdır.
Babamın kitaplarını kurcalamaktan dolayı akranlarımın bilmediği pek çok şey öğrenmiştim. Bir defasında hocamız Sahure Kalyoncu'ya malumatfuruşluk olsun diye, Rıza Tevfik'in:
"Filozof Rızayım dinsiz anlama,
Dini ben öğrettim kendi babama
Her ipte oynadım, canbazım ama,
Sırat Köprüsünü geçemem hocam."
diye biten “Sorma Hocam" adındaki şiirini okumuştum. Kadın şaşırıp heyecanlanmış ve müdürü çağırmıştı. O da beni bir hayli istintak etmişti. Çok sonra anladım ki, Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Sevr Sulh projesini imzalamış olmaktan dolayı “yüzellilikler"? listesine konulup vatandan sürülmüş bir kimse imiş. Kemalist rejim bir ilk mektep çocuğunun okuduğu bir şiire karşı bile bu derecede hassastı.
Malumat ilim değildir; dağınık ve bütünlük arz etmeyen, kişiyi değiştirmeyen bilgi kırıntılarıdır.
Oysa bilmek, bilgi kırıntıları arasında bağlantılar kurabilmek, bu bağlantıları zenginleştirebilmek, güçlendirmek ve lazım olduğunda gösterebilmektir.