• 176 syf.
    ·8 günde·7/10
    UYARI : Bu bir devam kitabı değil!
    ***
    (Kızıl Kraliçe serisinin üç kitabının incelemesi için #41701711 -#41701958 - #44367556 )
    ***
    Kızıl Kraliçe serisinin ilk 3 kitabını okuyup bu kitabın devam kitabı olduğunu düşünenler varsa, Zalim Krallık'tan uzak dursunlar. Çünkü bu kitap, seriyle tamamen alakasız iki konudan bahsediyor; biri Cal'in annesi Coriane'in hayatının bir kısmı, diğeri ise Farley'in hayatının bir kısmı ve Shade ile tanışma süreci. O yüzden devam kitabı olduğunu düşünerek alıp hayal kırıklığına uğramayın derim.
    Kızıl Kraliçe kitaplarından sonra, Zalim Krallık'ın ilk bölümü beni mucizevi şekilde şaşırttı. Coriane'in hayatının anlatıldığı kısım bir masal gibi yazılmıştı ve aslında yazarın ne kadar yetenekli olduğunu görmemi sağladı. Çok beğendim ve keşke bitmese diye korkarak okudum. Tabii ki her güzel şey gibi bitti, ve kitabın ikinci bölümüne gelip Farley'in hikayesini okumaya başladığımda yine büyük bir çöküntü yaşadım.
    Bahsettiğim ilk bölüm, yazarın diğer yazdıklarından o kadar ve o kadar farklı ki, aynı kişinin kaleminden çıkmış olduğunu düşünmek bile çok zor. Bence yazar ilahi bakış açısıyla mucizeler yaratmış ve aslında bu kadar yetenekliyken diğer kitapları niye böyle vasat diye düşünmekten kendimi alamadım.
    Seriyle hiçbir alakası yok ve ben -sanırım biraz da Mare olmadığından- bu kitabı okuduğum 3 kitaptan çok daha fazla sevdim. En yazından yazarın potansiyelini görmüş oldum ve bu seriyi bitirdikten sonra yeni bir kitap yazarsa çok da olumsuz bakmayacağım.
    Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sevgiyle.
  • Adam kitabevine giderek tezgâhtara sordu:
    - Sizde kadınlara karşı zafer kazanan erkeklerle ilgili bir kitap var mı ?
    -Var efendim, şurada ki masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.
  • Adam kitabevine giderek tezgâhtara sordu:
    - Sizde kadınlara karşı zafer kazanan erkeklerle ilgili bir kitap var mı ?

    - Var efendim, şurada ki masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.
  • Merhaba Değerli Kitap Dostları

    Kitaplar hakkında biraz sohbet etmek istiyorum sizlerle. Kitaplar hakkında olumsuz yorumlar yazabilir herkes. Belli bir saygı çerçevesinde bir kitabı beğenmediğinizi dile getirebilebilirsiniz. Eksik yönler ve dil bilgisi açısından yapılmış hatalar irdelenebilir. Okuduğunuz bir siyaset kitabıysa verilmek istenilen mesajlar hoşunuza gitmeyebilir. Bir romansa yazarın düşünceleri hoşunuza gitmeyebilir. Bir kitap çok yüzeysel gelebilir. Başka bir kitap çok derin olabilir ve içine girmekte zorlanabilirsiniz. Bir kitapta yazar noktalama işareti kullanmamıştır. Bu sizin açınızdan eksik olabilir. Başkası açısından güzel bir detay olabilir. Her kitabı sevenler olduğu gibi sevmeyenler de olabilir. Örnek vererek Hasan Ali Toptaş'tan bahsetmek istiyorum. Seveni çok olduğu gibi sevmeyeni de çok mesela. Size hitap etmeyebilir. O yüzden içine giremeyebilirsiniz. Fakat kötü derseniz yeni kitaplar okudukça ne kadar kötü bir okur okurmuşum ben dersiniz. Başka bir konuya daha değinmek istiyorum. Bazı kitaplar öyle açıp roman gibi okunup bitirilecek kitaplar değildir. Bu yanılgıya çokça düşüldüğünü görüyorum. Edebiyat romandan ibaret değildir. Farklı türler farklı şekilde okunur. Örneğin bir deneme kitabı mı okuyorsunuz. Baştan başlayıp sonuna kadar okumanız gerekmez mesela. İlginizi çeken konuları önce okuyabilirsiniz. Keza bir şiir kitabı okurken, bir masal kitabı okurken, bir öykü seçkisi okurken de bunları yapabilirsiniz. Tabi aralarında bir bağlantı yoksa. Bir örnek vermek istiyorum. Bir mektup kitabı okurken roman okur gibi okursanız o kitabı anlamamanız çok muhtemel. 500 sayfalık bir şiir kitabını bir okuyuşta bitirip aklınızda şiirlerin kalmasını beklemek de biraz mucize gibi bir şey olur. Bir başka konuya daha değinmek istiyorum. Her kitabın ve türün bir okur kitlesi vardır. Sevenleri olduğu gibi sevmeyenleri de vardır. Birisi felsefe severken biri romantik kitaplar sevebilir. Felsefe seven bir insanın romantik kitaplara çöp demesi ne kadar saygısızlıksa, romantik kitaplar okuyan birinin felsefe kitaplarına aynı şeyi söylemesi o derece saygısızlıktır. Kitapları eleştirebilirsiniz. Daha iyileri var diyebilirsiniz. Ama kitapları eleştirirken okuru da düşünmeniz gerekiyor. Hiç kimse aynı dereceden kitap bilgisine sahip değildir. Bazısı hayatında 10 kitap okumuş biridir bazısı 1000 kitap. İnsandan insana fark vardır. Kitaplar arasındaki fark da bundan ötürüdür. Ülkemizde en cok eleştirilen kitaplar mesela wattpad kitapları. Ben okumam. Okuyanın da okumasına üzülüyorum. Keşke daha faydalı kitaplar okusa diyorum. Ama en azından okuyor. Belki o kitaplarda buluyor kendini. Belki ruhundaki boşlukları o kitaplar tamamlıyor diyorum. İnsanın ruhsal durumuna göre değişir okuma zevkleri. Bu ülkede yüzeysel kitaplar çok fazla satılıyorsa demek ki insanlar yüzeysel düşünüyor. Kitapların suçu yok bunu anlatmaya çalışıyorum. Bir de eleştirmek istediğim bir nokta var. Bana edebi olarak bir şey katmadı diyor bazı okurlarımız. Her kitap edebi olarak bir şeyler katacak beklentisiyle okunmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir örnek vererek yeraltı edebiyatından bahsetmek istiyorum. Size edebi olarak hiçbir şey katmaz kesinlikle, fakat hayatın karanlık taraflarını da görmenizi sağlar mesela. Kitaplara kağıt israfı diyemeyiz yazım hatalarıyla dolu değilse ve verdiği hiçbir mesaj olmadığı müddetçe. Bir efsaneye göre Tolstoy'a Anna Karenina'da ne anlatıyorsun diye sorulur. Tolstoy şöyle cevap verir: "Anna Karenina'da ne anlattığımı anlatabilmek için kitabı baştan sonra size okumam gerekir." Bazı kitaplar da size bir şey anlatmaz, bir şeyler düşündürür.

    Bir eleştiri olarak yayınevlerine bir kaç lafım olabilir. Bazı kitaplarda bir satır cümle yazıp sayfalar israf ediliyor. Gerçekten kağıt israfı yapılıyor. Bu konuda birlik olunmalı ve yayınevlerine yazılması gerektiğini ve farkındalık oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Ben buradan düşüncemi dile getiriyorum. Büyük takipçi kitlesi olan hesapların bu konuyu dile getirmesini çok isterim. 

    Son olarak söylemek istediğim herkesin okuma zevkleri farklı olabilir. Her kitap herkese hitap etmeyebilir. Önemli olan okumaktır. Hiç okumamaktansa okumak daha iyidir. Birbirinin düşüncelerine ve kitaplara saygı gösteren umut dolu bir geleceğimiz olması umuduyla. Okuduğunuz için teşekkür ediyorum. 
  • 143 syf.
    ·Puan vermedi
    Bir olay anlatacağım sizlere. Yıllar öncesinde bir parkta yalnız başıma oturuyordum. Etrafta da çok kimseler yoktu. Bir adam gelip oturmuştu bankın diğer ucuna. Islıkla bir şarkı mırıldanmaya başladı. Ona nereli olduğunu sordum. Amasya dedi. Merzifon ilçesinden. Biraz daha konuşunca tam adresini söyledim. Evet dedi. O zaman siz, Mehmet Keklikçi'siniz dedim. Bundan emindim artık. Öteki ben ile karşılaşmıştım. Benim yaşadığım olay gerçekti, ötekin ben'in yaşadığı ise düşten ibaretti. Ordan kalkıp eve gelmiştim. Bir adam kapımı çaldı. Eski kitapları satıyormuş. Bu ne yahu dedim, bohçacı gibi. Ama yine de içeri buyur ettim onu. Bir valizin içinden farklı farklı kitaplar çıkardı. Bir ova köyünde (bütün tepeler farklıdır ama tüm ovalar birbirine benzer) ucuz yollu temin ettiği bir kitabı gösterdi. Rastgele açtığım yerin sağ tarafındaki sayfa, sol taraftaki sayfanın devamı değildi. Üstelik son sayfası da ilk sayfası da belli değildi. Tıpkı bir kumu andırıyordu. Kumun da ne başı ne sonu belli değildir. Bu yüzden olsa gerek kum kitabı diyordu ona.

    Otuzlar Mezhebi'ni duyanınız var mı? Ateşle ve kılıçla onda biri yok edilmiş bir mezheptir bu. Yarın için hiçbir şey saklamazlar. Fakat sapkın ritüelleri yüzünden yakında silinip gidecektir.

    Masal anlatıcısı gibidir Borges. Olağanüstülükleri kullanır bu yetmişlik ihtiyar. Fakat hemen hepsinde kendi yaşamından, kendi özelliklerinden bir şeyler serpiştirir. Karakter isimleri değişse de, özelikler Borges'in kendisidir.

    Norveç'in utanç duyduğu Clontarf Savaşı bitince haşmetli İrlanda Kralı ozanı yanına çağırmış ve demiş ki...

    Kitabın sonunda ayrıca Borges' e ait bir de Sondeyiş var. Öykülerini birer ikişer cümle ile anlattığı.Yorumun başında ise yine Borges vardı. Borges ve öteki Borges. Fakat kitabı okuduğunuzda şunu soruyorsunuz: Öyküyü yazan Borges ile öyküleri hakkında yazan Borges aynı kişi mi? Kimbilir belki de. Bazen...

    İyi okumalar
    Mehmet Keklikçi