İnsanın hem herkes hem de hiç kimse olabileceği doğruydu.Ancak bu seçim ne zaman nasıl yapılır konusunda tam bir kılavuz ortalıkta yoktu. "Veni vidi vici." Dünyaya bırakmak istediğim tek mesaj buydu. Geldim, gördüm ve seni yendim hayat! Hayat yenilmez olduğunu düşünürdü çünkü yaşayan herkes ona karşı kaybederdi. Herkes ölür gider, yaşam devam ederdi.Ancak benim durumum farklıydı, ben farklıydım. Ben ölümsüzdüm. Bunu kabul edip etmemek sadece ve sadece benim elimdeydi. Ben hayatı mat edenlerdendim. Herkese nasip olacak iş değildi ancak ben Sezar'dım. Julius Sezar...
Bir beytinde, "Satrancı öyle oyna ki,ta ya yedi yüz sene sonra mat diyebilesin !buyurmuştu.
Keramet ki ne keramet!...
UNESCO 1973 yılını onun 700. Ölüm yıldönümüne anarken elbette bu beyitten habersizdi.
İnsanlar kendilerini değil, çevrelerini değiştirmekle işe başladıkları için gerekli etkinliği sağlayamazlar. Çünkü etkinlik kavramı, insanın sonunda zararlı çıkacağı kahramanca görünümlü eylemleri değil, kendisinin ve inançlarının çevresi tarafından da benimsenmesiyle sonuçlanan sistemli bir kararlılığı içerir. Bu, kısa vadede kazanılmak istenen görkemli zaferlerden farklı, sonu gelmeyecek bir satranç oyununu sabırla ve mat olmadan  sürdürebilmeyi, bir başka deyişle, kendi varoluşunu ve dış dünya gerçeklerini karşılıklı etkileşim durumunda olan bir süreç olarak kabul edebilmiş olmayı gerektirir. Diğer insanların gerçeklerini anlamaya çalışacağımız yerde, onları dünyada yalnızca kendi gerçeklerimiz varmışçasına yargılamak etkin olabilmemiz engeller ve yalnızlığa yol açar.