geçmişe özlem
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 03:29
Daha önce bir çok Haruki Murakami kitabı okudum. Fakat içlerinde en beğendiğim eseri bu oldu. Kitap insanın hayatını, geçmişini ve geleceğini büyük soru işaretleri ile sorguluyor. Fare karakterinin bilinmez varlığı, ikizlerin nereden gelip gittiği de meçhul. Pinball 1973 aslında geçmişte yaşanan olayların günümüze yansıması ve sonucunda çıkardığımız derslerle alakalı da insana mesajlar veriyor. Immanuel Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi isimli eserinden de çeşitli alegoriler var eserde. Felsefik, düşündürücü, nostaljik ve anlatımı ile bir çırpıda bitirebileceğiniz bir eser. Yitirilen benlik gibi kaybolan pinball makinelerinin de aslında insanın kendi benliğini yitirmesi değil mi hayatın kendisi. 10 üzerinden 10.
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,554 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 321. kitabı
Dino Buzzati, Tatar Çölü (Il deserto dei Tartari) adlı bu kült ve varoluşçu modern klasik romanında, genç bir subay olan Giovanni Drogo'nun, uçsuz bucaksız bir çölün sınırında yer alan ve ne zaman geleceği belli olmayan meçhul bir düşmana karşı savunma hattı oluşturan gizemli Bastiani Kalesi’ne tayin edilmesiyle başlayan hayat hikayesini konu alır. Yazar; Drogo'nun hiçbir hareketin, hiçbir savaşın yaşanmadığı bu kalede düşmanın gelmesini ve hayatına anlam katacak o büyük zafer anını bekleyerek geçirdiği yılları anlatırken; zamanın acımasızca akıp gidişini, alışkanlıkların insanı uyuşturan hapishanesini, umudu, yalnızlığı ve bir ömrün beyhude beklentilerle nasıl tüketildiğini, alegorik, büyüleyici, melankolik ve felsefi bir dille işler.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Meçhul bir kadın yazarın nehir rokanı bir baş yapıt
Puan vermedi
Romanlar dünya kültürlerine, meçhul hayatlara, gizemli iç dünyaya, baskılanmış bilinç altı derinliklerine açılan büyülü kapılardır. Napoli Romanları serisi, çocukluk arkadaşı iki kızın yılları aşan iç içe geçmiş dostluğunun kırılgan anılarına sürüklüyor. Napoli'nin varoş mahallesinde çocuklu yoksul ailelerin zorlu yaşam çabasında aynı erkeğe aşık olan iki kız arkadaşın itiraflarla yaşanan trajik öyküsü yürek burkuyor. İkinci Dünya Savaşıyla güçlenen faşizmin gölgesinde, monarşi yanlısı tefeci zengin ailelerin hükmetmeye çalıştığı yoksul kaderlerine direnen emekçilerin sınıf mücadeleleriyle, Fransa'dan İtalya'ya yayılan 68 hareketinin politik atmosferinde arzu ve tutku peşinde savrulan karakterlerin psikolojik derinlikli iç çatışmalarıyla çarpıcı bir dizi roman. Kitabın yazarı Elena Ferrante'nin müstear olduğu, meçhul bir kadın yazarın itiraflarıyla sarsıcı Napoli Romanları, çağdaş dünya edebiyatında baş yapıt olarak öne çıkıyor.
Edebiyat
Benim Olağanüstü Akıllı ArkadaşımElena Ferrante · Everest Yayınları · 20153,513 okunma
Meçhule dair bir kaç kelâm
7/10
·272 syf.··
2026 13. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:37
Nobel ödüllü Fransız cerrah ve fizyolog Alexis Carrel 'ın eseri İnsan Denen Meçhul aslında ismiyle içeriği hakkında söylenebileceklerin bir hülasası niteliğindedir. Kısaca ifade etmek gerekirse kitap; , beden ve ruhtan müteşekkil, hakkında ne söylenirse söylensin hep gizemli bir yönü bulunan insana, uzman bir bilim insanının ve cerrahın gözüyle bakmamızı sağlıyor. İnsanı hastalıkta ve sağlıkta, fiziksel ve metafiziksel boyutlarıyla bir bütün olarak ele alıp pek çok açıdan araştıran Carrel'ın bu eserinin; hepimizce malum olan bilgi ve deneyimler sunmanın yanı sıra ele aldığı konulara daha önce hiç bakmadığım açılardan bakmamı sağlayarak ufkumu açan bir okuma olduğunu söyleyebilirim. Kitabın bende oluşturduğu en önemli farkındalık, son zamanlarda üzerinde özellikle düşündüğüm bir konuya dairdi: "İnsanın bir bütün olduğu ve parçalara ayrılamayacağı" fikri. İnsanın psikolojik, biyolojik ve sosyal bir yapısı olduğunu ve tüm bu boyutların mutlak surette birbirinden etkilendiğini belirten Carrel; bunlardan herhangi birinin aleyhine denge bozulduğunda, insana dair tüm sistemin olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Modern hayatın ve modern tıbbın eleştirisini yapan yazar, medeniyetin "ilerlemesinin" insanın doğası üzerindeki negatif etkilerinin veriler ve araştırmalarla altını çizerken, bu soruna dair kendi çözüm önerilerini de okuyucusuyla paylaşıyor. Her önerisinin parlak bir fikir olduğunu düşünmesem de bazılarını oldukça ilgi çekici bulduğumu söyleyebilirim. Sanırım insanı bu kadar büyük bir muamma ve meçhul kılan şey, onun ilk insandan bu yana süregelen biricik ve benzersiz yapısı. Evet, genel bir çerçeve çizildiğinde bedensel ve zihinsel açıdan birbirine benzeyen; fakat fert fert incelendiğinde bir benzeri daha bulunmayan, eşsiz ve muhteşem yapısıyla girift bir varlık insan. Böyle bir
İnsan Denen MeçhulAlexis Carrel · Hayat Yayıncılık · 2016694 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 34. kitabı
Sabahattin Ali.. Eski bir dostun veda mektubu gibi hissettirdi kitap bana "Başın öne eğilmesin" kitabı, O'nun çocukluğundan başlayarak, Avrupa'daki aydınlanma yıllarına, öğretmenlikten hapishane günlerine ve nihayetinde o meçhul yolculuğuna kadar uzanan çalkantılı yaşamını gözler önüne seriyor. Hıfzı Topuz, Sabahattin Ali'yi sadece bir "edebiyatçı" olarak değil; bir baba, bir eş, bir öğretmen ve en önemlisi, inançları uğruna bedel ödemekten bir an bile çekinmeyen bir "insan" olarak anlatıyor. O da herkes gibi sevdi, özledi, hayal kırıklığına uğradı ve yoruldu. Ama başını asla öne eğmedi. Sistemin çarkları onu ezmeye çalışırken, o kendi vicdanının sesiyle ayakta kalmaya devam etti. Bu kitap ona karşı olan hayranlığımı daha da pekiştirdi. Bu kadar derin bir hüznü ve bu kadar güçlü bir adalet arayışını bir arada nasıl taşıyabilmişti? O, sadece kitaplarında değil, gerçek hayatında da "Kürk Mantolu Madonna"daki Raif Efendi'nin naifliğini, "Kuyucaklı Yusuf" un isyankâr ruhunu ve "Sırça Köşk"ün o keskin eleştirel gözünü içinde barındırıyordu. Aşk adamıydı Sabahattin,. Onun için aşk, birine bağlanmak değil, o bağ ile dünyayı daha katlanılır, belki de daha acı verici kılmaktır. Hıfzı Topuz'un kitabında gördüğümüz Sabahattin Ali, hayatı boyunca 'sevilmeyi bekleyen' değil, 'sevgisiyle dünyayı onarmaya çalışan' bir adamdı. Bu yüzden onun aşkı, bir tene dokunmaktan öte, bir vicdana sığınmaktı. Bir Dev'in izinde , bir aşk ve dinireniş hikayesi bu kitap... Okumakta ve Sabahattin'i tanımakta geç kalmayın.
Başın Öne EğilmesinHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 2007781 okunma
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Sayın Tanpınar, ​Bu mektup geçmiş zamanın tozlu raflarına terk edilmiş bir özlemin yankısını taşımaktadır. İstanbul’un tüm ihtişamıyla yansıdığı o tabloların nesneleşmiş anlara atılmış bir çentiktir harflerim ve her bir cümlem yaşanmamış günlerin çetelesini tuttuğum ruznâmeden alıntıdır. Zamana çentik atmaya başladığım o ilk andan itibaren bu güne değin süren bu gecikmişlik hâli, Mübarek’in çarkları arasında daha da bilenerek dışavurmaya devam ediyor. ​Eskimiş yüzlerin bir izdüşümü olan bu gecikmişlik beyanı, aklımı kalbimin çekmecesinden çıkardığım o "geniş zaman" algısına ram olduğum şu ezelî ve ebedî saniyeden itibaren nihayete eriyor. Kalemim parmaklarımın esaretinden kurtulup ürkek ve marazlı sözcüklerim, kırık kanatlarıyla Boğaz’ın sisli sularına doğru yola çıkmaya hazırlanıyor. Zarfımı anın geniş ufkuna emanet ediyor, pulunu geleceğin meçhul boşluğuna mühürleyip tüm zamanları içine alan bu müşterek iç döküşü, bu hüzünlü senfoniyi sizinle paylaşıyorum. ​İnsan, fikirlerini de büyütürmüş meğer kendi tenhalığında... Ben de büyüttüm yıllarca söylencelerin ağırlığını omuzlarımda. Tıpkı Nuri Efendi’nin saatlere yüklediği anlamlar gibi suyun derinliğindeyken ağır, yüzeye çıktığında "incir çekirdeğini" dahi doldurmayacak anlamlar... Şimdi bu anlamları "sahnemin dışında" bırakıp bu içi boş ama muazzam derecedeki ağırlıktan, dipsizliğin o derin uğultusundan kurtuluyorum nihayet. ​Evvelce zatıalinize arz ettiğim o "sükût provası" meselesi –doğrusu ben bu durumu aristokratik bir inzivada ruh terbiyesi sanıyordum ki yanılmışım– zihnimde, metruk bir mabedin estetiğiyle örülmüş bir girdaba dönüştü. Dayanılmaz hâle gelen bu trajik ciddiyeti, bu yapay mukaddesatı muhafaza edebilmek uğruna kalbime çıkan tüm yolları kapattım. İçimde filizlenen taze sürgünleri titiz bir bahçıvan
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201053bin okunma