Bêhistûn yazıtlarında Darius'un Medli Magi isimlerini toplumda özel bir sınıfı temsil eden bireyler değil de başka bir kabileye mensup olarak kaydettiğini görmekteyiz. Fakat zamanla Helenistik dönemde bu kabilenin adı (Makedonyalı İskender'in çıkışından sonra) İran'daki bütün din adamlarına dönüştü. İslam'ın çıkışıyla da 'Ateşe Tapanlar'a (Mecusi) dönüştü.
Sayfa 122 - Avesta YayınlarıKitabı okudu
“Gel, gel, ne olursan ol yine gel. İster kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel. BİZİM DERGÂHIMIZ, ÜMİTSİZLİK dergâhı değildir. YÜZ kere tövbeni BOZMUŞ olsan da yine gel.”
Reklam
Gel, gel, ne olursan ol, gel! İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol, gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Ve: Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!
Sayfa 80 - Mahya YayıncılıkKitabı okuyor
Ah Mardin...
Çarşıda, okulda Kadim Süryani, Müslüman, Yahudi, mecusi zerdüşti herkesin ahbaplık ettiği birbirinin kutsal günlerini kutladığı şölen günleri..
Şaman biliyordum Mecusi çıktılar
"Türk büyücüleri Roma elçisini alevlerin arasından yürüterek onu arındırıyorlardı".
Reklam
Gel ne olursan ol yine gel sözünün asıl sahibi
Hümansit bir tasavvuf anlayışına sahip olan Simnani, daha çok Mevlana Celaledddin Rumî'ye atfedilen "gel, gel yine gel ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı de­ğildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel" sözünün de esas sahibidir.
Hz. Peygamber'den gelen bir rivayette şöyle buyrulmuştur: "Her insan fıtrat üzere dünyaya gelir. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar."
Sayfa 75 - Türkiye Diyanet Vakfı YayınlarıKitabı okuyor
Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne ve babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusî yapar.
Sayfa 233 - Buhârî, Cenâiz, 92Kitabı okuyor
Bana gelme de ;)
Gel, gel, ne olursan ol, yine gel, İster kafir, ister mecusi, İster puta tapan ol, yine gel, Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel...
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Reklam
"Ey Kerim!Senin gayb hazinenden, Mecusi de Hristiyan da rızık yer, Sen düşmanları böyle gözetirken, Dostları mahrum kılmana imkân mı var?"
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Her çocuk fıtrat üzerine doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hıristiyan ve Mecusi yapar.”(Buhari: 1385; Tirmizi: 2138; Ebu Davud: 4714.)
Sayfa 58 - Çelik YayıneviKitabı okuyor
Bana Salih b. Ahmed b. Hanbel’in haber verdiğine göre o babasına “Hıristiyan, yahudi ya da mecusi bir kadın Müslüman bir kadını yıkayabilir mi? diye sordu. O “Hayır” diye cevap verdi. “Peki, ona doğum yaptırabilir mi?” diye sordu. O yine “Hayır” dedi.
Sayfa 75 - İsandı sahihtir
Hindi. Neden tanımıyoruz? Osmanlı tefekkurde monogamdı. Kur'an yetiyordu ona İmanın yalçın duvarları arkasında dünyadan habersiz yaşadı. Cenk meydanlarında gördü küffarı ve küçümsedi Frenk akılsızdı, Yahudi inatçı, Mecusi uğursuz... Mecusi ve bütün "kitapsız" kavimler. Uzak ve putperest Hind'e ihtiyacı yoktu Osmanlı'nın, Iran emrindeydi: Sadi'nin, Hafız'ın, Saib'in Iranı.
Ne bir kibrit alevi ne bir mum ışığı ne bir kandil parlaklığı ne bir mecusi ateşi onun verdiği ışık kadar olamayacaktı. Onun o zihni , içindeki içi yeterdi de artardı hayatı Babil krallığına çevirmek için.. Ve şimdi zaman sene ay gün denen o safsata şeylerden bir zaman aralığı eksiliyor ruhumdan. Tüm gerçek yüzünü gösterirken mor dağlar, tüm zambak kokusunu solurken ciğerlerim, koparırken beni hayattan, inançlarımdan, sevgilerimden ,aitlik duygularımdan, berraklığımdan, mutlu muydu acaba yada keyifsizmi . İnsan bu ,bugün güneş yarın kara bir bulut. Oysa bir rüzgardı o. Kışın ayaza maruz bırakıp üşüten. Baharda ılık bir ferahlık veren. Yazın serinleten. Güzde hüzünlendiren.. Bir rüzgardı o, esip dururdu yönümü nereye dönsem..
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.