Üzgün değiliz belki de memnun gideriz
Bir dilberin endamına meftun gideriz
Leylamızı kaç yıl aradık yok, yine yok
Gel gör ki cihandan yine mecnun gideriz .
Cemal-i yâre meftun olanın gözü ve gönlü gayra kayabilir mi?
Emr-i ilahiye itaatten başka bir kulluğu, rızay-ı Bari'ye erişmekten öte bir arzusu olabilir mi?
İsrâfil sevinçten uçuyordu. Çünkü hayatında ilk kez, başka birinin yapamadığı, ama sadece
kendisinin yapabildiği bir işi olmuştu. Artık saygıdeğer bir şahıs, adıyla sanıyla, Amat'ın borucusu
Eşek İsrafil'di o! Artık, halat roda etmek ve raspa taşı ile güverteyi ovmak gibi süfli işlerle kendini
tüketmek yerine hayatını sanatına adayacaktı. Muhteşem pirinç borudan çıkan o harika ses bir kere
ruhunu büyülemiş, onu meftun eylemişti. Heyhat ki boruyu ancak savaş zamanı çalabilecekti! Allah
vere de tez zamanda bir V enedik kadırgasına yahut bir İspanyol kalyonuna rastlasalardı! İşte o zaman
herkes, İsrâfil'in borusunun nasıl öttüğünü anlayacaktı.
"Muhabbet-i İlahiyenin tecellisinde ve o şarab-ı muhabbetten herkes istidadına göre mesttir. Malûmdur ki: Her kalb, kendine ihsan edeni sever ve hakikî kemale muhabbet eder ve ulvî cemale meftun olur."