Öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlıyorsa onan inanıyorum, beni hatırlamasa da, biliyorum bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini... Bazı şiirlerde de beklemiyor
Şiir
Alman yazar Stefen Zweig'in çok güzel bir tabiri vardır, tarihe yön veren belirleyici anlar için "insanlığın yıldızının parladığı anlar" der. Kişisel yaşamlarımız içerisinde, yıldızımızın parladığı anlar; sesimizi yükselttiğimiz, "hayır" diyebildiğimiz anlar var. Hakkını aramayı bilen, hayır deme cesareti gösterebilen, haksızlığa karşı diklenebilen toplumlar şahsiyetli bir yaşam kurmayı becerebilirler....Amerika'da bir senatöre, "10 protesto mektubu alırsan ne yaparsın?" diye soruyorlar, "Mektupları yırtar atarım" diye cevaplıyor. 50 mektup aldığında biraz düşüneceğini, 100 mektup aldığında ise harekete geçeceğini söylüyor. Toplumsal tepkiler ısrarla devam ettirildikleri müddetçe sonuç getirir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
sümbül yanardağının talanlarında bulunmuş paramparça bir cerendi, ipekten damıtılmış lacivert sevdanın çok çocuk öldürdüğü bir hatayı anlayarak başladı aşka ve süreğen bir tutkuyla kısalttı sevişmeleri bu yakası paçası darmadağın kentin girişinde mutsuz bir adam, mutsuz bir hayat yaşanmamış bir deniz yolculuğu, bir tür.. bir tür .. nereye gizleyeceksin kendini (çocuklar sırlarını aynaların arkasına saklar ya) nereye sokacaksın başını, kanayan göğsüne hangi yüzü banacaksın; hangi in, hangi zula sona dek taşıyacak sana ait olan diğerini.. gelmiyor işte beklediğin mektup çalmıyor sevdiğin, kapını!
Atatürk'den İsmet Paşa'ya Mektup:
Benim sevgili dostum, kardeşim, aziz evladım! ... Bu defa biraz uzunca süren rahatsızlığın, senden ziyade beni müteessir etti. Fakat bunu takiple anladım ki bu rahatsızlığın hiçbir ehemmiyeti yoktur. İşte bundan müteselli ve memnun oldum. Zaman zaman, seni yatağında ziyareti düşündüm. Rahatsız olmandan içtinaben bunu bilvasıta yaptım. Artık iyisin! Yakın aldığım haberler bunu müeyittir. Tekrar yeni seneyi, denin benim ve bütün Türk Milletinin huzur, sükûn ve parlaklıklar ile karşılaşacağının beşareti gibi gördüğümü, size iblağ ediyorum. Derin muhabbetle, sarsılmaz kardeşlik, arkadaşlık hisleriyle gözlerinden öperim. Kemal Atatürk
Sayfa 86·Kitabı okuyor
Mustafa Kemal Atatürk
Zira seni yazının en başında uyarmıştım, devran döndükçe yaşanacak olan yaşanmalıdır.
Sayfa 185 - Liz Behmoaras·Kitabı okuyor
Alıntı
Anılar, Sanıklar, Yalanlar...
NİYAZİ BERKES'İN ANILARI ÜZERİNE Niyazi Berkes'in anıları, (aslında anılar demek metnin içeriğini tam olarak yansıtmıyor, ama bu noktaya aşağıda değineceğim) Mete Tuncay'ın da belirttiği gibi, 1940'lı yıllardaki siyaset ve toplum hayatımızın genel bir tablosunu çiziyor. Berkes'in asıl amacı, bu sırada üniversiteden atılmasının kişisel ve acılı öyküsünü yazarken, (bir akademisyene/siyasal bilimciye yakışır bir şekilde) öyküyü, genel siyasal atmosferin içine yerleştirmek... Nitekim bunu, Niçin ve Neyi Yazıyorum? başlığı altındaki (tabiri caizse) önsözünde de belirtiyor. Bunu başardığı da hemen eklemeliyim. Berkes'in dikkati çekmeye çalıştığı bir başka önemli nokta da bugün hâlâ pek çok sıkı Kemâlist în savunduğunun aksine, Atatürk döneminin İsmet Paşa ile sona erdiğidir. Yani, Ebedi Şef ile Milli Şef'i birbirinden dikkatle ve kesin/keskin bir şekilde ayırma gereğidir (Mete Tunçay, yazısında, Attila İlhan'a göndermede bulunurken, sanırım, Niyazi Berkes ile Attila İlhan'da bulunan ve başkalarının da paylaşabileceği bu paralelliğe işaret etmek istiyor). Berkes'in vurguladığı önemli bir nokta daha var: O da günümüz deki (gerçi bu "günümüzde" sözü, Berkes'in ölüm tarihinden önceye denk düşüyor, ama ülkemizde siyasî anlamda "günümüzde" sözcüğünün ifade ettiği anlam, aradan geçen on yıllarla da olsa, içerik bakımından aslå değişmiyor!) siyasi tablonun, sanıldığının aksine, 1950 sonrasındaki iktidarların değil, fakat bizzat İsmet Paşa'nın siyasetinin doğrudan bir sonucu olduğudur (Bu konuda kısa bir metin için bkz. Ek 3: "Berkes'in Oktay Akbal'a Yazıp da Göndermediği Mektup"). Berkes'in keskin ve sert vurgularına katılmak bazen mümkün, bāzen de değil... Doğrusunu söylemek gerekirse, dönemin ilk yarısı üzerine (hem iç ve hem de dış politikayı konu alan) bir kitap yazmış ve
Sayfa 291·Kitabı okuyor
1000Kitap