Melamet, çoğunluğun dayattığı çözümün veya bakış açısının karşısına dikilmenin vücut vereceği yalnızlık, korku, horlanma, saldırıya uğrama gibi olumsuzluklara karşı direncin motor gücüdür.
Kur'an, melamet ahlakının özünü veren ayette, melamet sahibi özgür benliğin karşısına, sadece toplumu değil, tüm insanlığı koymuş ve melamet sahibi benliğin gerektiğinde tüm insanlığa bile karşı çıkması gerektiğine, çıkabileceğine vurgu yapmıştır:
"O müminler ki, insanlar kendilerine, 'İnsanlar size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan!' dediklerinde, bu onların imanını artırdı da şöyle söylediler: 'Allah bize yeter! Ne güzel Vekil'dir O!" Ali İmran 173
"Onlar ki Allah'ın peygamberlik beyinelerini tebliğ edip O'ndan korkarlar. Allah'tan gayrı hiç kimseden korkmazlar. Hesap sorucu olarak Allah yeter." Ahzab 39
"Şimdi İstanbul'da aşktan bahseden herkes minareyi çalmışçasına mistik bir kılıf hazırlıyor. Aşka methiyeler düzenleyen şairler alkışlanırken bizzat âşık olanlar ayıplanıyor. İşte bu yüzden, aşk ile melâmet (kınanmışlık) eski bir Şark töresidir."
Kaç yaşında olursa olsun, herkes kendi yanlışıyla yüzleşmeli. Kendi zayıflığını, kendi alçaklığını, kendi rezilliğini bilmeli. İnsan bundan anlar. Çünkü doğası böyle.
Yeni bir üslup yaratmalı insan, yaşlılık döneminde.
Haksızlıklara, sömürüye, çirkinliklere onca yıl tanık olmanın ve her şeye rağmen, kötülüğün mutlak egemenlik sağlayamadığını görmenin bilgisiyle; sakin bir itiraz geliştirilmeli. Ama yaş iyice ilerleyince, biyolojik kısıtlar kendini yaratacaktır mutlaka.