Halife: Başkasının yerine geçen, onun makamında duran, bazı hususlarda onun vekili olan kimse demektir. Çoğulu Hülefadır. Bu ayet-i kerimedeki halifeden maksat Adem (Aleyhi's-Selâm)'dır. Kendi evlât ve torunlarına Allah Teâlâ'nın emirlerini, yasaklarını Cenâb-ı Hak adına vekâleten tebliğe memur bulunmuştur. I-46
Melâike, melek lafzının çoğuludur. Melekler bir takım mübarek, günahlardan uzak, maddî yönden yiyip içmeğe ihtiyacı olmayan, ibadet ve itaatle meşgul olan muhtelif şekillere girebilen, göze görünmeyen varlıklardır. Bunların mahiyetlerini Cenâb-ı Hak bilir. Bunlar göze görünmeyen cisimlerdendirler. Ruhlar gibi, veyahut birer soyut cevherdirler. Bunların birçok nevileri vardır. Bir kısmı peygamberlere Cenâb-ı Hakkın emirlerini, kitaplarını getirip tebliğ etmeye memur bulunmuştur. Cibril (Aleyhi's-Selâm) gibi. Meleklerin varlığına bütün din mensupları ve bütün eski felsefeciler inanmışlardır. I-46
Ortadoğu; yani daha 80 yıl kadar önce Osmanlı mülkünün parçası, dedelerimizin, babalarımızın memur olduğu yer hakkında bilgisizliğimizin sonsuzluğu anlaşıldı.
“Hata, savcıların, genel olarak da tüm mahkeme üyelerinin yeni, liberal insanlar olduklarını sanma alışkanlığımızda. Aslında bir zamanlar öyleydiler ama artık durum tümüyle değişti. Artık sadece ayın sonunu düşünen birer memur haline geldiler. Maaşını alır, ama maaşından daha fazlasına gerek duymaktadır, ilkeleri de bununla sınırlıdır. Kimi isterseniz suçlayacak, yargılayacak, cezaya çarptıracaktır.”
Dünkü casus ve rüşvetçiler başımıza özgürlükçü,yenileyici ve vatansever kesildiler. İşsiz ve geveze adi bir avukat kamunun şiddetli savunucusu oldu. Aciz rüşvetçi memur da hararetli politikacı kesildi. Sanki bütün ülke üzerinde cinnet rüzgârı esiyordu.
Ömer b. Abdülaziz şöyle dedi:
"Ben de, benden önceki halifelerin tayin ettikleri memur ve valilerin zorbalık ve satvetleriyle halkı nasıl ezdiklerine şahit oldum. Ardından gelen valiler de onları ezmeye devam ettiler. Hep aynı tas, aynı hamam oldu. Ben hilafete geldiğimde beni de aynı yola ittiler. Fakat ben bunu hazmedemedim. Zira güçsüz ve zayıf bırakılmış insanların hakları yenemezdi. Artık güçlüden alıp zayıfa vermenin zamanı gelmişti".