27 Mayıs 1960
58 Yıl önce bugün..
17 yıl boyunca "Tanrı Uludur" diye okutulan Ezanı Muhammediyeyi, yeniden "ALLAH-U EKBER"e döndürmek için bir Başbakan feda etti bu millet...😔😔
ALLAH'ın rahmeti Adnan Menderes'in üzerine, Gazabı onu asan darbeci ALÇAKLARIN üzerine olsun...

Kara Gün 27 Mayıs 1960..
‘’Kimseye dargın değilim. Kırgınlığım yok. Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum...”

Adnan Menderes

Halil Korkmaz, bir alıntı ekledi.
Dün 16:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Başbakan ve Cumhurbaşkanlarının Küfür Etme Özgürlüğü.
Menderes Almanya’ya seyahati için uçak kalkmaya hazırlanırken elindeki Hürriyet’i bana uzatıp gazetenin sahiplerine ağır bir küfürde savurarak “Ben neyim? Diye ilave etti, bir başbakan dış memlekete gidiyor, bu küçük beyler bir zabıta vakıasına verdikleri önem kadar bile bana önem vermiyorlar” diyordu.

Politika Galerisi, Cihad Baban (Sayfa 162 - TİMAŞ)Politika Galerisi, Cihad Baban (Sayfa 162 - TİMAŞ)
Hatice, bir alıntı ekledi.
Dün 15:06 · Kitabı okuyor

Başbakan R. Tayyip Erdoğan, 28 Mayıs 2013 tarihli grup konuşmasında bu Necip Fazıl’dan şöyle söz etmiştir: “Nesillere istikamet çizmekle geçen ömründe sadece teoriyle meşgul olmamış, eğilmeden bükülmeden hayatını da bir miras olarak bize devretti.Necip Fazıl’ın “nesillere istikamet çizdiği ” doğru, ama bu istikametin iyi bir istikamet olduğu çok şüpheli.Necip Fazıl’ın “eğilmeden bükülmeden'” bir hayat sürdüğü ise hiç de doğru değil. Sadece Menderes önünde defalarca eğilip büküldüğünün belgelerini biraz önce gördünüz.

Necip Fazıl ,25 Mayıs 1980’de Türk Edebiyatı Vakfı’nca “Sultanü’ş Şuara” (Şairler Sultanı) ilan edilmiştir.
Bu haberi kendisine ulaştıranlara, “Unvanı boş verin, para var mı para! ” demiştir.

El- Cevap, Sinan Meydan (Sayfa 161)El- Cevap, Sinan Meydan (Sayfa 161)
Hatice, bir alıntı ekledi.
Dün 14:59 · Kitabı okuyor

Necip Fazıl, 1952-1960 yılları arasında DP lideri Başbakan Adnan Menderes’e yazdığı mektuplarda çok açık bir şekilde görüldüğü gibi Büyük Doğu dergisini yayımlamak için bıkıp usanmadan sürekli para istemiştir. Birçok defa, “Bana son bir defa olmak üzere şu kadar para lütfederseniz, söz veriyorum bir daha bu konuda sizi rahatsız etmeyeceğim!” demesine karşın, kısa süre sonra bu sözünü unutup bir kere daha para istemiştir.
Dahası Necip Fazıl sadece Büyük Doğu dergisini yayımlamak için değil, şahsi ihtiyaçları için, ailesinin geçimi için de Menderes’ten birçok defa para istemiştir. Görülen o ki, “üstat” kalemini DP ve Menderes lehine konuşturmak için örtülü ödenekten değişik aralıklarla tamı tamına 147.000 lira almıştır? Necip Fazıl bu parayla çıkardığı Büyük Doğu dergisinde bir taraftan şeriat propagandası ve DP yandaşlığı yaparken, diğer taraftan CHP karşıtlığı, Atatürk ve İnönü düşmanlığı yapmıştır. Bu 147.000 liranın dışında Menderes’in zamanının büyük bir kısmını geçirdiği İstanbul Park Otel’deki harcamalarının tutarı da (1954-1960) 802.675 liradır.

El- Cevap, Sinan Meydan (Sayfa 160)El- Cevap, Sinan Meydan (Sayfa 160)
Hatice, bir alıntı ekledi.
24 May 09:22 · Kitabı okuyor

Atatürk Devrimi’nin neredeyse bütün kazanımlarına ilk darbeyi vuran Adnan Menderes, siyasi rakibi İsmet İnönü’ye karşı kullanmak için içi boş bir “Atatürk kültü” oluşturmak istemiştir. Bunun için Türkiye’ nin her yanını Atatürk heykelleriyle donatmış, paralara yeniden Atatürk fotoğraflarını koymuş (oysaki yasaya göre paralara kim cumhurbaşkam olursa onun fotoğrafı konulacaktı), yetmemiş Ticani Tarikatı’ nın Atatürk heykellerine yaptığı saldırıları bahane ederek Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu çıkarmıştır. Gerçeklerden habersiz biri, Menderes’in bu çalışmalarına bakarak onu gerçek bir Atatürkçü sanabilir, ancak DP dönemi hakkında az çok bilgi sahibi olan herkes bilir ki Menderes, Atatürk Devrimi'ne en büyük darbeyi vurmuş birkaç siyasetçiden biridir.

El- Cevap, Sinan Meydan (Sayfa 29 - Inkılâp kitabevi)El- Cevap, Sinan Meydan (Sayfa 29 - Inkılâp kitabevi)
Hatice, bir alıntı ekledi.
24 May 09:16 · Kitabı okuyor

Türkiye- Abd eğitim antlaşması !!!
DP lideri Adnan Menderes, Önce Atatürk’ün yarım kalan “Dinde Öze Dönüş Projesi” ni tamamen yok etmiştir. Din propagandasının alıp başını gittiği, dinci tarikatçı işbirlikçi Saidi Nursî’nin gizli açık parlatıldığı bu dönemde, Atatürk’ün Tarih ve Dil Tezleri Projesi de büyük bir darbe yemiştir. ABD ile yapılan eğitim antlaşması doğrultusunda önce Atatürk’ün 1930’da hazırlatıp okullarda okuttuğu dört ciltlik, Anadolu Türk tarihini MÖ 2OOO’ lerden başlatan bilimsel ve kültür-uygarlık eksenli tarih kitapları müfredattan kaldırılmış, sonra Türk Milli Eğitimi’ ni kontrol eden ABD’ li uzmanların gözetiminde Anadolu Türk tarihini 1071 Malazgirt efsanesine indirgeyen, Türklerin kültür uygarlıkları yerine Türklerin göçebelikleri, savaşçılıkları, dindarlıkları fetihçilikleri gibi konulara yer veren yeni tarih kitapları hazırlatılıp okutulmaya başlanmıştır.

El- Cevap, Sinan Meydan (Sayfa 27 - Inkılâp kitabevi)El- Cevap, Sinan Meydan (Sayfa 27 - Inkılâp kitabevi)
Tuco Herrera, Saklı Seçilmişler'i inceledi.
 22 May 22:50 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

"BU KİTABI OKUYUNCAYA DEK, DiLEDİĞİNİZCE DOYA DOYA YİYİN , İÇİN GÜZEL KARDEŞİM !!"

Evet bonibon sever kardeşlerim ve "HEY GİDİNİN APAYRILARI" ..Alayınıza selam olsun .. Yine uzun bir inceleme olacak .. Dediler ki uzun yazma az kısa tut..Ama böyle bir kitabı kısa bir şekilde size anlatmam imkansız .. Hani cidden imkansız .. Şu inceleme altında size anlatacaklarım kitabın % 2 ' sini falan ancak verecek ama emin olun merakınızı da cezbedecek .. Bu kitabı , kitap fuarında türlü çingenelikler yaparak arşive kattım .. Atatürkçü Düşünme Derneği de satıyordu..4 lira daha ucuz deyince hemen oraya dadandım tabii ..2 masa üstü takvim , bir dolu ayraç falan ..Kaçar mı ? Kınamayınız !! O 4 liralar birikip nice 4 bira parası ediyor inanamazsınız .. Her işin başı iktisat.. Ne demiş eski GADDAR Türk atalarımız : Sıçanın sidiği değirmene kardır ( AĞIZ BURUN KIVIRMA BENİ KENDİNE BULAŞTIRMA !!) ... Şimdi şuraya kadar okuduğunuz bu girizgah ile bakın bir de güzel atasözünü silinmemek üzre beyninize nakşettiniz .. Yazarla devam edelim .. Biliyorum ki bazılarınız muhalif olmasından dolayı pekte sevmiyor bu adamı .. Olabilir ! Normaldir ! Ama karşıt fikirleri de okuyun derim .. Zaten biraz sonra anlatacaklarımla sanırım okumak isteyecekseniz ..

İncelemeye bir şehir bir de ülke ile başlayalım .."KIRŞEHERDEYİZ!"
Ne var burda ?
Burası esasen Osmanlının ilk günlerinde , hatta ondan da öncesinde Ahiliğin can damarının attığı bir merkez .. Günümüz kooperatif ( together as one su getir kezban tribi... bir elin nesi var iki elin sesi var , yardımlaşma falan fistan gülistan..) zihniyetinin temellerinin çook önceden atılmış hali burda uzunca müddet hayat bulmuş.. Hala da soluk bir nabızla atıyorsa da devam ediyor ..
Şimdi bir de aklınıza Hollanda'yı getirin ..Ne geldi aklınıza ? Laleler ! Başka ? Red Light District =P Başka? E hadi müzeler falan .. Bakın ben size sayayım Hollanda denince akla gelmesi gerekenleri ..

*Hollanda süs bitkileri ihracatında dünya birincisi... (AL SANA LALE ! OSMANLI DEDELERİMİZ GİBİ SARAYDA YETİŞTİRİP SEYRETMEMİŞLER...)
*Sebze ihracatında dünya birincisi...
*Süt ihracatında dünya üçüncüsü .. .
*Kırmızı et ihracatında dünya dördüncüsü...
*Sıvı-katı yağ ihracatında dünya dördüncüsü...
*Tarım ihracatında dünya ikincisi...

Biz sanırım tarım ülkesi olarak adlandırılıyorduk bir zamanlar değil mi? =))

KONYA KADAR YÜZÖLÇÜMÜNE SAHİP BİR MEMLEKETTEN BAHSEDİYORUM ! ALOO!!! Nasıl oluyor bu ? Nasılını anlatayım .. Bu gavur kısmı herşeyi ilime bilime dayandırdığı , yağacak olan yağmura sebep Nisan ayında yağmur duasına çıkmadığı için her işleri sistematik biliyorsunuz ..Ar- Ge denilen kavramı biz henüz bilmiyorken bu gavur oğullarından Michael Sandown adlı bir amca 1800'lerde bizim topraklara geliyor ..Kayseri, Sivas, Niğ­de, Nevşehir ve Kırşehir' de incelemeler yapıyor .. Bir bakıyor ki bizde Ahilik diye bir kavram var .. Kısaca herkesin üstlendiği bir iş gücü ve sahası mevcut tarımda.. Bundan baya baya etkilenip geri dönüyor Hollanda ' ya...Kooperatifleri kuruyor.. Sonuç : YUKARDA YAZDIKLARIM .. Ha ama Osmanlı ' da boş durmuyor tabii!! Hakkını yemeyelim .. 1850lerde bakın Osmanlı ne tip önlemler alıyor ..
*Çoban , evet yanlış okumadın ÇOBAN İHRACATINA (?!?!?!?!) yasak getiriliyor ..
*Sakız çiğnenmesi yasaklanıyor..
*Kadınların kaymakçı dükkanlarına girmeleri yasaklanıyor ..( Abdülaziz ' in çekirge fermanı var yazsam bir tane nefes alan kalmaz aranızda .. Kafadan totaliniz imamın kayığına binersiniz .. yazmayayım =)) )
Ben, Tuco Herrera ki bakın ben yani.. Böyle İŞSİZLİK GÖRMEDİM !Neyse geri dönelim , konu dağılmasın .. Laleyi zaten bizden aldıkları bir sır değil .. Peki ya angora kazaklarının macerası ? Şimdi İngilizlerin diye bilinen bu kazakların isminin esasen Ankara Tiftik keçilerinden geliyor olması ? Nasıl diye sormayın .. Yukarda KABAK gibi duran lale örneğinden yola çıkarsanız taşlar yerine oturur .. Sadece bu mu ? Bu bizim vurdum duymazlığımız diyelim ve bir başka konuya geçelim .. Köy Enstitüleri ..

Korkudan Korkmak incelememde (#27268771) üstü kapalı da olsa bahsettiğim için uzun tutmayacağım .. En büyük amaçlarından biri modern tarımın ne olduğundan habersiz Türk insanına tarımı öğretmek , köy yerinde eğitim vermek olan bu kuruluşların Adnan Menderes ve saz arkadaşlarının tekerine çomak soktuğu için kapatıldığını bilmem biliyor musunuz ? Bizim için cidden büyük bir kayıp..Hem eğitimsel , hem tarımsal boyutta .. Kapatılma sebebi mi ? Bir tanesi için ileri sürdükleri bahaneyi yazayım buraya ..

"Hasanoğ­lan Köy Enstitüsü'nün müzik salonuna havadan kuşbakışı ba­kınca 'orak' şeklinde!" Yani burda komunizm propagandası yapılıyor .. Kızlı erkekli eğitim veriliyor .. Namus ve din elden gidiyor .. Bu topraklarda McCarthycilik modası asla bitmez tükenmez ASLA GEÇMEZ! Yapılacak iyi şeylerin hepsinin yolunu komunizm şiarı ile kesmek bizim örf ve adetimiz olmuş .. Sonuç olarak tüm bunları diye diye sonuçta tarımı bitirdiler .. Ve bakın samanı Uruguay' dan , eti Sırbistan' dan ithal eder hale geldik .. Mercimeğin anavatanı Anadolu ! Kanada bizden aldığı mercimeğin genleriyle oynayıp soğuğa dayanıklı bir başka tohum elde etti .. Bugün mercimekte ve pek çok tahılın ihracatında Dünya' da tekel ..Bugünlerin temelleri 1950 lerde Menderes hükümeti döneminde yapılan ikili antlaşmalarla atıldı .. Aldığımız ve üzerinde "uzanan ellerin" olduğu süt tozu tenekeleri ile bize yaptıklarını belirttiğim incelememde yazdım.. Peki bunların ardında esasen kim/ kimler var? Oltadaki Balık Türkiye diyen Rockefeller sülalesi , DuPontlar ve 8 - 10 büyük TRÖST sahibi .. Rockefeller 'ları az çok biliyorsunuz .. Dünya' da petrol ve petrolle alakalı tüm yan sanayiinden Gdo lu ürünlere , psikolojik savaş araştırmalarından tutun da AMERİKA MERKEZ BANKASI - DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER gibi pek çok oluşumun sahibi (ya da bunların ardındaki görünmez el ).. CIA 'i bir dönem fonladığı su götürmez bir gerçek.. Ve ne diyordu kendisi : ""Sahip olmak hiçbir şey­dir; kontrol ise her şey. Eğer ülke hükümetlerini kontrol etmek istiyorsan, ülkedeki tekelleri kontrol etmeli, eğer uluslararası tekeller veya karteller kurmak istiyorsan bir dünya hükümeti kurmalısın.. "Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin!"

Gelelim Dupontlaraaa.. Rockefeller nasıl ki bir petrol tröstü ise , bu sülalede barut ve patlayıcıda dünyanın gelmiş geçmiş en büyük tekeli en büyük tröstü..Bakın yaptıklarından birkaçını sayayım ..

*Birinci Dünya Savaşı'nda müttefik ordularının toprakların­dan ateşlenen barutun yüzde 40'ı DuPontlar tarafından üretildi.
*İkinci Dünya Savaşı'nda atılan atom bombası DuPont fabri­kasında üretildi..
* Tokyo'da evler tahtadan olduğu için bombardımanlarda gereken verimi alamadıklarından dolayı Napalm olarak bilinen yangın bombasını bu amcalar ürettiler.Yani Tokyo katliamında kullanılan Napalm Bombasının mucidi de bu adamlar ..Sadece son 2 madde itibari ile 500BİN insan katlettiler Japonya' da .. Ve seneler sonra Dupontların Japon Expo Ticaret Fuarı'nda sattığı ürün ne biliyor musunuz ? ATEŞE DAYANIKLI TEKSTİL ÜRÜNLERİ !!! Bunu JAPONYA GİBİ BİR YERDE YAPABİLİYOR ADAMLAR !! Heriflerdeki caniliğin , küstahlığın boyutlarını anlamanız açısından da biraz uzun yazıyorum .. Buraya kadar okuyanlar zaten bana lazım olan kesim ..

Şimdii.. Biri PETROL ,diğeri BARUT ve Patlayıcı Tröstü iki sülale ..Bu insanların bizim yediğimiz gıdalarla ne alakası olabilir ? Tohumculuk (ve araştırmalarında ) , her türlü ilaç sanayiinde ( tarımsal - bitkisel , insani ve hayvansal) , petrolde , insanlara sağlanacak kredilerde sürekli DİRSEK TEMASI ile çalışan bu insanların amacı ne ? Soner Yalçın bu kitapta bir yerde aynen şunları diyor ..

"Bir taşla kaç kuş vuracaklar:
ı) Tohumlarını satacaklar...
2) Tohumlarını kullananlara gübre ve ilaç satacaklar...
3) Tohumlarını ekenlere petrollerini satacaklar...
4) Parası olmayanlara kredi verecekler...
5) Bu tarım felaketi sonucu hastalananlara ilaç satacaklar... Hep aynı soruyu tekrarlayacağım:
Tüm bunları Rockefeller gibi küresel şirketler SADECE PARA KAZANMAK İÇİN Mİ YAPIYOR? Ülkeleri boğazlarından kendilerine bağlamak için mi yapıyor? Başka? .
Hastalık saçan "ölüm tohumlarının" dünya tarlalarına dağı­tılmalarının gizli amacı yok mu?
Evet, bu kitabın yazılma amacı işte bu soruya yanıt bulmak­tır..."

Birbirleri arasındaki bağları okudukça delirmemek elde değil ..

Bu işleri çok uzun müddettir takip eden , araştıran biri olarak sadece şunu söylüyorum sizlere : BU KİTABI OKUYANA KADAR DiLEDİĞİNİZCE , DOYA DOYA YİYİN İÇİN GÜZEL KARDEŞİM !! ZİRA BİZİ TEK KURŞUN ATMADAN HEM FİZİKSEL HEM DE İKTİSADİ YÖNDEN TAKIR TAKIR ÖLDÜRÜYORLAR ..

Biliyorsunuz Ramazan Bayramı kapıda ...baklava alacaklar ..HUUUU!!! Baklavanın içinde gördüğünüz ve antep fıstığı sandığınız o yeşil partiküllerin aslında dondurulduktan sonra çekilmiş ve düşman hatlarının ardına sızmış ajanlar misali yufkaların arasına girizgah yapmış bezelye ve mercimek olma ihtimali olduğunu hiç aklınıza getirdiniz mi bilmem ! E madem kuruyemiş dedik ...

Bonus da Ersen ve Dadaşlardan gelsin ..

BAHÇEDE KURUYEMİŞ ! KİM YEMİŞ KİM YEMEMİŞ ?!?!

https://www.youtube.com/watch?v=LZGnYO6upyQ

(Bu arada girişteki CİĞERİ SÖNÜK KLAVYE ÖMÜRDEN HER DİNLEYİŞTE 5 SENE ÇALIYOR !!)

ESEN KALIN , İŞSİZ KALIN !!

salih, Püf Noktası'ı inceledi.
 20 May 15:27 · Kitabı okudu · 1 günde

Ya ol! Ya öl..
Necip Fazıl'ın ”OL”amayanların “ÖL”mesi gerektiği ya da hayatın onları oraya getireceğini vurguladığı sözüdür bu. İlk kez 1959 yılında Büyük Doğu dergisinin kapağından yayınlamış bunu Adnan Menderes için, Mustafa Yürekli'nin dediği gibi. “O dergide Necip Fazıl, Menderes’in ya bir anayasa değişikliğiyle CHP düzenini yıkacağını ya da CHP’lilerin darbesiyle yıkılacağını, hatta ipe gideceğini anlattı. Dediği gibi de oldu, bir yıl sonra 27 Mayıs darbesi oldu. Menderes, değiştirmediği 1924 Anayasası’nı değiştirip çiğnemekten dolayı darağacında can verdi..”
Neden "Ya ol! Ya öl.." ile başladım? Çünkü okuduğum bu piyeste baş karakterimiz Recep Kafdağlı bu yanlış, saçma ve boş düzende var olmadığını düşünüp ölmek isteyen birisi. Ama bir türlü ölmeyi beceremiyor ve eser boyunca “ol”makla “öl”mek arasında gidip geliyor ama “öl”meyi başaramayınca çaresiz “ol”mayı deniyor. Bu denemenin sonucunda ise Recep, “ol”maktan da mutlu olmuyor.
Toplumsal ironi ve komedi barındıran piyes, yazarında bu türdeki ender eserlerinden. 1965 yılında yazıldığı düşünülen oyun, öldükten çok sonra 2000 yılında yayınlanmış anca. Her insanın bir Püf noktası olduğunu, önemli olan onu yakalayabilmek olduğunu anlatıyor üstad.

Büşra Şahin, Türkçe Ezan ve Menderes'i inceledi.
20 May 13:44 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Arapça ezanın yasaklanmasıyla başlayan süreci ve Menderes’in hayatıyla ilgili gerçekleri anlatan sürükleyici bir kitap. Yakın tarihi merak edenler okuyabilir.