Konuşamıyorum. İçine hapsolduğum sessizlik, göğüs kafesimi pis kokulu cerahatle dolduruyor, paslı bir mengene olup ruhumu sarıyor, boğuluyorum. Göğsümü deşip içinde birikenleri çıkarıp atmak istiyorum. Beceremiyorum. Bir süs bitkisine dönüşmüş olan bedenimi sulamalarını, o minicik saksıya zaten zar zor, sığan soğan köklerimi güçlendirip pazarlandırmalarını istemediğimi onlara bir türlü anlatamıyorum. Sanırım büyümekten, içinde bulunduğum saksının bana dar gelmesinden, o daracık yerde solup gitmekten endişe ediyorum. Bir seçim yapmak mecburiyetiyle kıvranıyorum. Suya mı, yoksa yalnızlığa mı razı geleceğim ? Yok olmaktan mı , yoksa yalnız kalmaktan mı daha çok çekindiğimi bilemiyorum
Sayfa 126
Nişanlanmalarımdan ve buna benzer şeylerden bahsediyorsun, elbette çok basitti bunlar, acı basit değildi ama etkisi öyleydi. Hani rezil bir hayat yaşarsın da birdenbire bütün rezilliklerin için cezalandırılman gerektiğine karar verilir, kafanı mengeneye sıkıştırırlar, mengenenin bir tatafı sağ, bir tatafı sol şakağına dayanır. Mengene yavaş yavaş sıkıştırılırken, "Evet, bu rezil hayatı yaşamaya devam edeceğim." ya da "Hayır, bu hayatı bırakıyorum." diye bağırman gerekir. Tabii insan ciğerleri patlayana dek "Hayır" diye bağırır.
Sayfa 318 - Timaş Yayınları
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aman yarabbi! sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp sıkıpta birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey sevmek bu muydu?
Sayfa 137
Aman yarabbi! Sevmek bu muydu? Insanı sanki bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?
Sayfa 137·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
Aman yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?
Sayfa 137 - Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Deli kral geri döndü (gebertecek inşallah sonat piçini)
Karanlık gökyüzüne bakıp ağlamamak için derin derin nefesler almaya başlamıştım. Bir buçuk yıldan sonra neden şimdi dönmüştü? Parmağımdaki yüzüğe bakınca gözlerimden süzülen bir damla yaşa engel olamadım. “Neden bir hafta önce değil de şimdi?” Tam onu aşmaya başlamışken hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gelmişti. Arkamda duyduğum adım sesleriyle hemen gözyaşlarımı silip kendimi toparlamaya çalıştım. Yavaşça arkamı döndüğümde onu gördüm ve bir anlığına tüm dünya durmuştu. Gurur’un peşimden gelmesini beklemiyordum. Bir eli cebinde bana doğru ağır adımlar atarken ne kadar da rahat görünüyordu. Ona baktıkça beni kuşatan bu dejavu duygusunu daha yoğun hissediyordum. Onunla ilk karşılaşmamız yine Mukaddes Hanım’ın köşkünde olmuştu. O gece de kalabalıktan bunalıp arka bahçeye gelmiştim. Yerde bulduğum bir yüzüğü parmağıma taktıktan sonra Gurur çıkıp gelmişti. Yine buradaydım, yine parmağımda bana ait olmadığını hissettiğim bir yüzük vardı ve Gurur yine peşimden gelmişti. Sanki tarih kendini tekerrür ediyordu. Tam karşımda durduğunda tek kelime etmesine izin vermeden köşke doğru bir adım attım fakat Gurur kolumu tutarak beni durdurdu. İri parmakları mengene gibi kolumu sardığında yeşil irisleri her zamanki gibi alaycıydı. “Yoksa benden mi kaçıyorsun?” Aradan geçen günlerden sonra bu kadar rahat ve alaycı olması beni delirtiyordu. “Ne münasebet.” Kolumu çekerek arkaya doğru bir adım atıp aramıza biraz mesafe koydum. “Neden senden kaçacakmışım?” Bakışları kurşun gibi beni delip kalbime ulaştığında cevap vermeden önce bir süre beni izledi. Öyle bir bakıyordu ki alaycı tavırları bile bakışlarının ardındaki o yoğun duyguyu saklayamıyordu. “Kaçmıyorsan neden ben geldim diye gidiyorsun?” Sessiz kaldığımda suskunluğum ona gereken cevabı veriyordu. Gözleri parmağımdaki yüzüğü