"Evet, akıl hareketlerimize rehber olamıyor. Peki beyler, bu akıl denen şeyden biraz olsun da yararlanamaz mısınız? Yoksa hepinizi 'kaldırıp atmalı' mı? Yoksa rahat etmek için aklı mı kaldırıp atmalı?"
"İnsanın huzurlu bir kayboluşla kendinden, zihninden, hafızasından vazgeçebileceği, kokularla ve renklerle dolu bir cennette, ağır bir entelektüel hızla beslenen, ağırbaşlı, olgun bir yaşlı adam gibi görünüyorum.
Yaşlı bir adam olmamın dışında bu görüntüde gerçeği yansıtan bir şey yok."
Halk mücadeleden hep avcunu yalayarak
Çıkmıştır.
Carl Sandburg'un bir şiirini hatırlıyorum, "Halk,
Evet."
Düşünce güzel ama tamamen yanlış:
Halk soylu bir güçle kazanmadı bugüne
Dek, yalan dolan, taviz ve
Kurnazlıkla kazandı.
Ben böyle bir halkla yaşadım, Sandburg'un
Nasıl bir halkla yaşadığını
Bilmiyorum.
Ama onun bu şiiri kafamı bozmuştur hep.
Yalan söyleyen bir şiirdi.
"Halk, hayır," olmalı,
O gün de, bugün de.
Bunu söylemek için
İnsanlardan nefref etmek
Gerekmiyor.
İlerde Bay Sandburg'ünki gibi ünlü
Şiirlerin daha aklı başında
Olmasını umalım.
Sevdiğinin gözlerinin içine, "seni seviyorum, sen benim ışığımsın, ellerimi sakın bırakma" bakışıyla bakan bir adam düşünün mesela. O bakışı tam olarak hangi sözcüklerle anlatabilirsiniz?