Derdim çoktur benim ey erenler
Halden anlamaz bana gülenler
Neden hiç haber gelmez gidenden
Beni habersiz bırakanı, getir.
Bahar gördüm yaz gördüm kış gördüm Hayali rüya ile düş gördüm
Gözümde damla damla yaş gördüm
Beni bu halere koyanı, getir.
Ararım dostlarım hani nerde
Düşürdüler birer birer derde
Dargın sazım ne mizrap ne perde
Beni teline küstüreni, getir
Neden dostlar toplanmış başıma?
Kader hiç acımaz gözyaşıma
Kimsesiz yazmış mezar taşıma
Beni de kimsesiz koyarı, getir.
Bir sefer dönüşünde
Ebvâ'dan geçerken, Aziz ve muhterem annesinin kabrini ziyaret ediyor ve ağlıyordu.
Onun ağladığını görünce sahabe de ağlamaya başladı.
Ve göz yaşlarının sebebini söyledi: "Annemin bana olan şefkat ve merhametini hatırladım."
Ben zamanı gördüm
İçimde ve dışımda sessiz çalışıyordu,
Bir mezar böyle kazalırdı ancak,
Yıldırımsız ve baltasız,
Bir orman böyle devrilirdi!
Ben zamanı gördüm,
Kaç bakışta bozdu hayalimi,
Ve kaç düşüncede!
Ben zamanı gördüm,
Şimşek gibi bir ânın uçurumunda.
Ölülerin nerede yattığı değil , hayattayken nerede ve nasıl yaşadığıydı esas mesele.Mezarlıklar ne kadar uzağa taşınırsa taşınsın , diriler de kendi mezarlıkarında yaşamıyorlar mıydı?