Basit bir mantıkla baktığımızda, insanlık olarak böyle devam edersek, nihayetinde karşımızda süper dirençli bakteriler oluşacak ve artık onları öldürmek asla çok kolay olmayacaktır. Üstelik de onları kendi ellerimizle yaratmış olacağız. Gördüğünüz üzere, hiç büyük devletlerin gizli laboratuvarlarına falan gerek yok. Her hapşırdığında ağzına bir antibiyotik atan Hilmi, bu direncin gelişmesi için yeter de artar bile.
Mikroorganizmalar ekosistemdeki bitki, insan ve hayvanların atıklarını parçalayarak, üretici bitkilerin bunları tekrar kullanmasını sağlar. Mikroorganizmalar yeryüzüne, havaya ve suya bırakılan atıkları temizler; toprağın verimini sağlar; lavabo ve tuvaletlerde kireç ve organik kirlerin oluşmasını önler; bağırsaklarımızda vitamin, enzim ve protein üretir; cilt, saç, kıl, tırnak ve ağız dokularının sağlığını korur.
Ekolojik dengeyi sağlayan her bir çeşit mikroorganizmanın görevi o ka dar farklı, net ve incedir ki, insanlar bunları asla başaramaz. Mikroorganizmalar aniden yok olsa, bütün yeryüzü kalın bir çöp tabakasıyla kaplanır; dünyadaki canlılık bazı bilimadamlarına göre 1,5 saat, bazılarına göre daha kısa sürede sona ererdi.
1. Bölüm’de, insan mikrobiyomunu inceleyeceğiz: ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve bağırsaklarınızın mikrobiyota topluluğu ile beyniniz arasındaki inanılmaz ilişkiyi. Bağırsak bakterileri sayesinde otizm, depresyon, demans ve hatta kanser gibi çeşitli rahatsızlıkların ne kadar çok ortak noktası olduğunu öğreneceksiniz. Aynı zamanda sağlıklı bir mikrobiyomun gelişmesini sağlayan ve onu bozabilen faktörleri inceleyeceğiz.
Vücudun alt katında ise uyku, bağışıklık sistemimizin cephanesine sürekli takviyede bulunur, habis sorunlarla savaşır, enfeksiyonu önler ve her türlü hastalığa karşı koruma sağlar. Uyku, insülin dengesini ayarlayarak ve glikozun dolaşımını sağlayarak metabolizmayı yeniler. Ayrıca iştahımızı düzenler ve yemeğe saldırmak yerine sağlıklı yiyecek tercihleri yaparak kilo kontrolü sağlamamıza da yardımcı olur. Yeterli uyku bağırsaklarınızda, beslenmeyle ilgili sağlığımızın büyük bir kısmının başladığını bildiğimiz mikrobiyomun sağlıklı bir şekilde korunmasını sağlar. Yeterli uyku ayrıca kardiyovasküler sistemimizin formda olmasıyla da yakından ilgilidir; kalp sağlığımızı korurken kan basıncını düşürür.
Yıllardır antibiyotik kullanmadığını söyleyen çoğu insan yanılıyor. Her gün milyonlarca insan antibiyotiğe maruz kalıyor; üstelik sadece yiyeceklerden değil. Suyumuzda da antibiyotiğe rastlandı; özellikle de çiftlik arazilerinde toprağın tutamadığı su akışının ve insanların arıtılmış atık sularının yakınlarında.
Evcil hayvanlarımızdaki ve çiftlik hayvanlarındaki mikroplar da insan evriminde köklü bir geçmişe sahip değil. Hijyen hipotezi, size göstereceğim üzere, yanlış yorumlanıyor.