• 2142 syf.
    ·Beğendi·10/10
    EĞER DEĞER GÖRÜRSENİZ İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,İSTEDİĞİNİZ YERDE BU YAZIYI KULLANABİLİRSİNİZ.PAYLAŞIN ARKADAŞLAR,İSTEDİĞİNİZ YERDE PAYLAŞIN Kİ BU KİTABI OKUSUN HERKES,EKSİK KALMASIN HİÇKİMSE.ADIMI KULLANMANIZA DA GEREK YOK.SAYGILAR...


    “Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir. Getirdiğin iyilikler de, belki bir gün insanlar için kötülük olur, kendi iyiliğine de başkaldır. Eeeeey, insanoğlu, sen solucan, sen karınca, sen böcek değilsin. Allah seni bir tek şey, bir tek, bir tek şey için yarattı, başkaldırman için yarattı. Allah sana büyük bir hazinesini, tek kıymetli varlığını armağan etti, yüreğindeki umudu verdi sana… Başkaldırman için umuttan daha değerli bir şey, bir silah veremezdi sana. Onun verdiği umutla, sen eğer başkaldırmayı öğrenseydin, ölümü bile yenerdin.”


    Umudunuz hiç bitmesin,yitmesin...Her ne olursa olsun umut etmeye devam edin.Başınızda hiç eğilmesin...Okuyan arkadaşlar,hepinize teşekkürler,sevgiler saygılar,keyifli okumalar...

    Bu yazı Yaşar Kemal ve İnce Memed'in hakettikleri bir yazı olmadı,olamaz da,zaten dünya üzerinde ''benim'' diyen hiç kimse bunlara hakettikleri bir yazı yazamaz.Elimden geldiğince çizdim bir şeyler,aslında ben de yapmadım bunu ben sadece kalemi tuttum,kalem kendisi gitti kağıdın üzerinde...Kalem ve kağıt bile o kadar özlemiş ve istemiş ki Yaşar Kemal ve İnce Memed hakkında iki kelam yazmayı...Yaşar Babam Huzur İçinde Uyu,Ardında Bıraktıklarına Değer Biçilemez!

    ------------------------------
    “Uğraşmak haktır”
    ------------------------------

    İNCE MEMED BİR ROMAN DEĞİL BİR BAŞKALDIRI ŞİİRİDİR...PROLETER DESTANIDIR...EDEBİYAT ve İNSANLIĞA SUNULMUŞ EN BÜYÜK HİZMETLERDEN BİRİDİR...

    Aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK

    Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
    aşk ile sevmek bir güzelliği
    ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
    işte yüzünde badem çiçekleri
    saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
    sen misin seni sevdiğim o kavga,
    sen o kavganın güzelliği misin yoksa...

    Üzüldün Yaşar Baba,çok üzdüler seni ve "Keşke yazmasaydım dediğim kitaplarım arasında İnce Memed var" dedin...Dedin ama...Seni ''sen'' yapan,beni de ''ben'' yapan bu romanı yazmasan olmazdı...OL-MAZ-DI!
    Toroslar'dan Akdeniz'e uzanan Dikenliözü'ndeki Değirmenoluk köyünün İnce Memed'i.Ben seni okumasam olmazdı...OL-MAZ-DI!
    Ve sakın bana " Ben sana hiçbir şey öğretemem oğlum, Bütün çarelerini kendin yaratacaksın." deme Yaşar Baba.Öğrettin...Dizginlenmemeyi,her şey için her zaman umut olduğunu ve başkaları için verebileceğim bir nefesin onlar için bin nefes olabileceğini öğrettin...


    Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır..


    Yalan olmasın ya 12 ya da 13 yaşlarındayım ve babamın kütüphanesinden çekip çıkardığım,tamamıyla okuyup bitirdiğim ilk roman İnce Memed (2 ciltti ) öylesine merak edip bir bakayım demiştim...Dolaylı da olsa yönlendirme ile.İşte!Demiştim...
    (10 yaşlarındayken yine o kütüphaneden merak edip rastgele kitap seçmişliğim vardı ve her seferinde elime bir kitap aldığım da ''o kitabı yerine bırakırmısın''dendi bana.Ne güzel adamdı babam :( Bu kitabı almamı bekliyordu,bundan eminim,çünkü daha sonraları farkettim ki bu kitabın yeri hep bir önce ki yerine bırakmamı istenen kitabın yerine geçerdi.Bu kitapla başlayayım istedi taa içimde hissediyorum,sevdi Memed'i hem de çok sevdi ve kendi Memed'ini yetiştirmek istedi. ;( Keşke sen gitmeden önce farkedebilmiş olsaydım Babam,ya da hiç gitmemiş olsaydın,ne güzel bir öğretmen olurdun bana :( Neler konuşurduk kimbilir seninle...)


    Dedim dedim ama öyle kalmadı,iyi ki de kalmadı,okumaya başladığımda vaktin nasıl geçtiğini havanın nasıl karardığını anlamamıştım bile,kaç saattir okuduğumu inanın bilmiyordum.Ve...Yaşar Kemal ve onun isyankar edebiyatı ile böyle tanıştım.Şu an da şu akıl ve mantık yapısı ile eminim ki eğer bu kitap değil başka bir romanla başlasaydım okuma serüvenine bu kadar istekli ve uzun soluklu olmayacağına inanıyorum bu serüvenin.

    Muhtemelen bu yazıda İnce Memed yorumu bekleyeceksiniz ancak alabileceğinizi pek sanmıyorum...Bir kaç satır da kitaptan ve içeriğinden bahsedeceğim tabi ama bu kitabın sadece bana değil dünyaya verdiği haz ve okuma isteğinin üzerinde durmaya çalışacağım.Ne kadar anlatabilirim bilmem çünkü iş Yaşar Baba'yı anlatmaya gelince pek bir yeteneğim olmadığı ortaya çıkıveriyor.Yaşar Kemal eserlerine yorum yapmayı kendime yakıştıramadım bir türlü affedin...
    Biraz benden,biraz alıntı yine biraz benden,böyle böyle bu destan için ufak bir yazı çıkarmaya çalışacağım.Olmayacak biliyorum ama Yaşar Kemal'in İnce Memed'i zaten anlatılamaz...Kendinizi Memed'in yerine koyup onunla birlikte yaşamalısınız,o zaman BELKİ biraz anlarsınız...


    Dedik ya: “Uğraşmak haktır” Kaçma,duy,o acıyı yaşa!Pragmatistler,Anarşistler,Hümanistler onlarca yüzlerce yıldır bir anlam,bir kavrama arayışına girmişler felsefenin üzerinden hep kendilerine sormuşlardır:Nedir yaşamın anlamı??Amaçsızca yaşamak mı,yoksa başkaları için bile olsa acı duyacağını,kayıplar vereceğini bilerek bir amaç edinmek mi?O-KU-YA-CAK-SIN!Felsefi bir düşünce eseridir İnce Memed bu bağlamda ve Yaşar Kemal bunu anlatmıştır en baba felsefeciden bile daha net olarak...Bakalım:Abdi ağa ölür, köylüler kurtulur. Kitaba bir göz atalım; köylüler her yıl çift sürmezden önce düğün bayram yapar, çakırdikenliği ateşe verir, bu ateşle birlikte Alidağın tepesinde bir top
    ışık patlar… Peki, mutlu son mu? Değil!Olmaz! Yaşam mücadele alanıdır, devinim bitmez, çatışma
    bitmez. Abdi ağa gider, yerine Hamza ağa gelir. Onca bela, onca eziyet, mücadele, kayıp, çile
    yeniden başlar.
    “Sonunda Abdi Ağayı öldürdüm, fakir fıkara kurtulsun deyi. Kurtuldu da… Abdi Ağa öldükten
    sonra millet şadlık şadımanlık etti, olmaya gitsin. Toprağı paylaştı. Köylü de ben de hep böyle
    gidecek sandık… Sonra ne oldu? Sonra Kel Hamza geldi, Abdi’den bin beter. Eli kanlı. Kan
    kusturdu millete. Eee, bunun sonu ne olacak? Abdi gitti, Hamza geldi. Bir Hamza, bin Abdi etti…
    Eeee, benim emeklerime, çektiklerime ne oldu, nereye gitti? Büyük aklınız, büyük hüneriniz var,
    çok gün görmüşlüğünüz var, söyleyin bakayım ben ne yapayım? Bir akıl verin bana.”
    Koca Süleyman:
    “Hep öyle oldu,” dedi. “Ali gitti, Veli geldi. Deden gitti, baban geldi. Baban gitti, sen geldin. Sen
    gideceksin, oğlun gelecek…”
    “Öyleyse niye uğraşıyoruz, canımızı dişimize takmışız, sen, ben, Ali, Yel Musa?”
    “Uğraşıyoruz,” dedi güvenli. “Uğraşmak haktır.”
    İşte Yaşar Kemal felsefesi.Bir cümle çoğu zaman bir çok soruya verilebilecek en iyi cevaptır,tam buradaki gibi.


    Bir kitap okuyacaksın kardeşim,öyle bir kitap okuyacaksın ki,hayatın boyunca aklından çıkmayacak,senin enlerinden biri olacak,sana çok şey öğretecek bir kitap.Hiç pişman olmayacaksın...


    Bir avuç toprak alıp ağzınıza atın ve başlayın çiğnemeye,yapın bir deneyin,bakalım ne hissedeceksiniz...Yapanlara sözüm şimdi de:işte tam o his ağzınızda değil taa yüreğinizin içinde olacak!Çöreklenecek oraya.Ve hiç bir zaman unutmayacaksınız...
    Memed'le birlikte yol alırken sık sık vazgeçmeyi düşüneceksiniz,sıkılacak,isyan edecek,darlanacaksınız,kitabı masada bırakıp pencereye gidip dışarıyı izleyeceksiniz ve size en uzak dağları görmeye çalışacaksınız,belki Memed'i de görürüm diye.

    Memed'le birlikte dağlara çıkmak haksızlıklara,zulümlere karşı koymak ve kurşun sıkmak isteyeceksiniz,hele ki Memed'deki onuru gururu vicdanı ve canlı sevgisini gördüğünüzde bir daha hiç yanından ayrılmak istemeyeceksiniz.Hangi çağda hangi tarih de olursanız olun bir Memed olmak isteyecek ve onun başkaldırışını kendinize rehber edineceksiniz.


    Okutmayacak direnecek kitap size,karşı koyacaksınız ve tıpkı Memed gibi ta ciğerini söküp almayı,onu yaşamayı,içinizde hissetmeyi,bir kuşu bile vuramazken bütün haksızlıkları,kötülükleri savaşarak öldürmeyi öğreneceksiniz.Ve...Ölmeyeceksiniz...Hiç bir zaman ölmeyeceksiniz...Memed'le birlikte sonsuzluğa...


    Okuduğunuz İnce Memed romanını bir daha hiç kaybetmeyeceksiniz,kimseye vermeyeceksiniz,bir emanet gibi saklayacaksınız.''Çocuklarım da okuyacak bu kitabı'' diyeceksiniz.Ve o kitap nesillerce sizde kalacak ve nesillerce Memed'le dostluğunuz devam edecek...Sıcak olacak sımsıcak,kitap sizin yüreğinizi ısıtacak ve elinizde olduğu müddetçe hiç üşümeyeceksiniz.Eğer hala almadıysanız zararı yok,şimdi alın ne farkeder ki?Hem aldığınızda sadece bir roman da almayacaksınız,İnce Memed bir roman değil ki Cumhuriyetin ilk yıllarının,ofkenin,isyanın,ezilmişliğin,kimsesizliğin,sevdanın,insanlığın ve en önemlisi her şeye rağmen umudun ve umut için savaşmanın destanıdır,şiirsel bir tarihdir,hayatınızın öyküsü,çocuklarınızın masalıdır İnce Memed.Sadeliktir,temizlik,masumiyet,samimiyet,adalet,inançtır.Bir dersdir,görkemli bir yapıt,nesilden nesile aktarılacak bir efsane,dilden dile değişmeyecek bir eser ve Türk edebiyatının yüzakıdır İnce Memed...


    Bir şeyler için başka şeyler vermek gerekir bazen,değerli şeyler sevda gibi,aşk gibi,yürek gibi,hayat gibi değerli şeyler,Memed'de verdi en değerli hazinesini,sevdasını ölümün kucağına bıraktı ama sevdasını verirken azraile,yanında insanlara umut,inanma hissi,adalet duygusu,yaşama gücü verdi.Memed bir sevda kaybetti ama insanlar bin umut kazandı.İşte Memed'in bu yüceliğini böyle anlattı Yaşar Kemal,anlatılamaz hissedilebilen bir şekil de...


    İnce Memed'de yaşadıkları dünyayı tanımayan,onun farkında olmayan,dünyayı sadece sürdükleri ırgatlık yaptıkları toprak bilen,ezilmeye,aşağılanmaya alışmış,alıştırılmış bir toplumun dayatılan düzene hiç ses çıkarmadan boyun eğişi,kabullenişi ve bir adamın,içlerinden birinin adalet arayışına şahit olurken uyanmalarını ve nasıl bir kahramana dönüştüğünü görmelerini anlatır.

    Bu kitabı okumaya başlarken Yaşar Kemal yazmış diye başlamayın,bırakın yazar kitap bitene kadar anonim kalsın,Yaşar Kemal'in içinde bulunduğu sosyal ve kültürel yapı dikkate alınmadan hakkı verilerek okunsun.Önyargı olmasın...Üslubun sadeliği ama aynı oranda da derinliği ve zenginliği anlaşılsın.Gerektiğinde otoriteye şiddetle karşı koyarak,başkaldırarak aynı otoritenin sömürülerden beslenmesine karşı çıkılmasının,rejimin adaletsiz gücünün nasıl anlatılabileceğinin örneğinin görülmesi olsun bu kitap.


    İnce Memed adaletsizlik karşısında manevi arayışını ,sorgulamalarını,kayıplarını kendisi için değil başkaları için,yarar için,iyilik için,insanların ezilmemesi,sömürülmemesi için yaptığının anlaşılmasını ister ve hayranlık duyulur.


    Yalnızlığı yalınlığı anlatır size İnce Memed.Konformist camia tarafından sürdürülen baskı ve zulüm önce kişiyi sonra da bütünü nasıl başkaldırıya iter?İşte bunu izletirken kışkırtır sizi.Felsefesi anlaşılmalı dikkatli okunmalıdır,zaman zaman ideolojik yönlendirmeler gelebilir size.Kısaca İnce Memed'de kimliksizlerin,hiçlerin kimliklerinin tanınması ve insan olarak kabul edilmelerini görürsünüz,işte burada da durumsal karşı çıkışı öğrenirsiniz.


    Daha iyi anlaşılabilmesi açısından İnce Memed'den önce gönül isterdi ki haberdar olayım ve Eric J. Hobsbawm'ın Eşkıyalar kitabını okuyayım ama olmadı,çok da bir şey kaybetmedim aslında,ilk okuduğumda İnce Memed bir kahramandı gözümde ama o kitaptan sonra tekrar okuduğumda Sosyal Eşkıyalık kavramı ile tanıştım ondan sonra İnce Memed'in Devrimci değil Reformcu olduğunu öğrendim.Bu kahramanlık etiketini değiştirdimi?Kesinlikle hayır.
    Hobsbawm'a göre Sosyal Eşkıya'nın hedefi sömürünün tam olarak ortadan kalkması değil,adil ölçüyü aşmaması ve güçlünün güçsüzü makul sınırların dışında ezmemesi,ancak bu şartların dışına çıkıldığında ki bu her çağda her coğrafyada olabilir,o zaman İnce Memed'ler eşkıya olarak adlandırılır,aynı zamanda da bir Robin Hood'a eşkıya demeye utanır bu adı verenler...


    ''Dostoyevski’yi okudum, ondan sonra hiç huzur kalmadı bende.''
    Bunu demiş Cemal Süreya demek ki bulmuş Kitabını ve yazarını.Oku oku aramak gerekir bazen yıllarca binlerce kitap arasından bunu bulmak için,ne büyük şansdır bilmezsiniz belki,bu aramalar olmadan karşınıza çıkıvermesi sizi derinden etkileyecek,yaşamınıza yaşam ekleyecek,sizi düşündürecek ve hakkı haklılığı öğretecek,ruhunuzu isyan ateşi ile anarşistleştirecek,size istediğiniz şey için onurluca savaşmayı gösterecek bir yazar ve kitabıyla tanışmak.

    Evet Yaşar Kemal anarşist,gururlu,karşı koyulmaz,ne olursa olsun dinlemez,dizginlenmez,ille de haklının yanında,bağıra çağıra isyan edebilen,bu yanlış diyebilen,seçmeyi öğrenen ve yanlışı görünce ne ve kim olursa olsun arkasına hiç bakmadan çekip gidebilen asi bir ruh verdi bana,yoğurdu beni,şekillendirdi,yonttu ve bana ruhumun derinliklerinde bir eşkıya olmayı öğretti.Vicdan denen şeyin hiç bir zaman unutulmaması gerektiğini ve her zaman içimde en iyi en değerli köşeye koyulması gerektiğini söyledi.İyi ki de yaptı,bana karakter armağan etti,her okuduğum eserinde bir şeyler üfledi ruhuma,ve hiç bir zaman doğru bildiğinden şaşma burnunun diki diye bir yol var o yoldan da ayrılma evlat dedi.

    Her insanın bir kitabı,bir yazarı vardır.ne şanslıyım ki ben bunları ilk okuduğum romanla buldum.Sizin de kendinizinkini bulmanız dileğiyle...

    -------------------------------------------------------------------
    -------------------------------------------------------------------

    İNCE MEMED: HAKLI İSYANIYLA BÜTÜN MECBUR İNSANLARIN İDOLÜ OLAN EŞKIYA!

    II. Adnan Menderes hükümeti görevde. Mecliste sert tartışmalar sürüyor. CHP'nin İstanbul şubesi mühürleniyor. Dünyada ve Türkiye'de tarih, sessizce kendini yazıyor.

    Avrupa Birliği'nin 4 ay içinde kurulacağı haberleri çıkıyor. 1953 Nobel Edebiyat Ödülü İngiltere Başbakanı Winston Churchill'e veriliyor. İngiltere veliahtı Prens Charles 5 yaşında henüz. Cemiyet haberlerinde yayımlanan resminin altına "Annesi Kraliçe Elizabeth tarafından çok sevilen Prens Charles sıkı bir terbiye altında yetiştirilmektedir" notu düşülüyor. Rita Hayworth'ın "Miss Sadie Thompson" adlı filmi Birleşik Amerika'nın birçok şehrinde sansüre uğruyor. Filmin prodüktörü Columbia şirketi bile şehvet rollerini fazla realist bulduğunu kabul ediyor. Öte yandan Atıf Yılmaz'ın İtalya'da çektiği ve Sansür Kurulu tarafından, filmin geçtiği garı Mussolini'nin yaptırması ve Mussolini heykellerinin gözükmesi nedeniyle kuşa çevrilen "Hıçkırık" filmi ilk defa Ankara'da Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve hükümet erkanının katıldığı gala ile davetlilere gösteriliyor.Dünyada ve Türkiye'de tarih, sessizce kendini yazıyor.


    Yıl 1953... Kore Savaşı bitmiş. Elvis Presley fırtınası gün sayıyor. Beckett'in "Godot'yu Beklerken"i Paris'te sahneleniyor ilk kez. Türkiye-Amerika telefon hattı açılıyor. Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e taşınıyor. Gazetelerin manşetleri günlerce bu taşınmayı yazıyor. İstanbul'un efsanevi kışı da başlıyor o yıl. Hava 'buz gibi'... Bu deyim değil. Sahi...Tuna'dan Karadeniz'e akan dev boyutlu buz tabakaları Büyükdere, Çengelköy, Kanlıca ve Ortaköy kıyılarını bir buz pistine çeviriyor. O kadar ki, insanlar İstanbul Boğazı'nın bir yakasından diğerine, denizin üstünden yürüyerek gidiyor. Poyrazköy'den çıkıp yola, buzların üzerinde ilerleyerek Rumeli Kavağı'na varılabiliyor. Deniz trafiği duruyor, vapur seferleri iptal ediliyor. İstanbul tek kelimeyle donuyor. Bu durum Mart 1954'e kadar sürüyor.O günlerde Beşiktaş Serencebey'de küçük bir apartman dairesinde de bir 'tarih' yazılıyor.Sessizce.

    Birkaç yıl önce evlenen Yaşar ve Thilda Kemal çifti, yeni yapılmış ve bazı bölümleri henüz tamamlanmamış bu dairede yaşıyor. Yaşar Kemal'in Cumhuriyet gazetesine yaptığı röportajlarla hayli ünlü olduğu bir dönem bu. Ne var ki Thilda Kemal işten atılmış; aile, gazetenin verdiği 180 lirayla geçinmeye çalışıyor. Geçinemiyor. Kömürün kilosu 15 kuruş o vakitler. Kış da fena bastırdığından kömür darlığı sözkonusu. 1 ton kömür alacak olsalar gitti bir maaş... DONDURUCU 1953 kışı Bakıyor ki olacak gibi değil, gazetenin yazı işleri müdürü Cevat Fehmi Başkut'a gidiyor Yaşar Kemal. 1951'de İstanbul'a geldiğinde yanında getirdiği, kafasında çoktan yazdığı, hatta ilk satırlarını 1947'de kaleme aldığı ama henüz bütününü kağıda dökmediği "İnce Memed" romanından söz ediyor Başkut'a. "Bu romanı yazmak istiyorum. Ama paraya ihtiyacım var" diyor, "Bana romanın tefrikası karşılığı avans olarak 1000 lira verirseniz..."Hemen muhasebeye gönderiyor Başkut, Yaşar Kemal'i...

    Dünyalar Yaşar Kemal'in oluyor.İşte o avansın ardından tutuluyor Serencebey'deki çini sobalı ev. Hayat dergisine verdiği bir öyküsünün telifi olan 50 lirayla 1 aylık odun alıyor. Ama ev yeni olduğu için ısınmıyor da doğru düzgün. Alt katın bacası, Kemal çiftinin oturma odasındaki duvarın ortasından geçiyor, bereket. Thilda Kemal, sırtını yaslayıp bu duvara, kitabını okuyor. Yaşar Kemal de, üstünde kat kat giydiği ceketler, "İnce Memed"i yazmaya başlıyor.Türk edebiyatının olduğu kadar dünya edebiyatının da unutulmaz kahramanlarından İnce Memed, işte o muazzam 1953 kışında, Yaşar Kemal'in Erzurum'dan aldığı ve yazarken taktığı eldivenli ellerinde hayat buluyor. Çini sobalı ev de 3 ay sürüyor yazması...

    1953 kışında başladığı "İnce Memed", İstanbulluların Boğaz'ın üzerindeki buzlarda resim çektirdiği o karlı günlerden birinde bitiyor. Bir de yaptığı anlaşma var Cevat Fehmi Başkut ile. Roman beğenilirse 1800 lira daha alacak Yaşar Kemal. Ama beğenilmezse 1000 lirayı geri verecek.


    Dosyayı teslim alan Başkut bir ay sonra Yaşar Kemal'i odasına çağırıyor."Önceki gece romanına başladım, ancak bu sabah bitirdim. Elimden bırakamadım," diyor.Bundan sonra romana yazarın ismi konulsun mu konulmasın mı tartışması başlıyor. "Olmaz Cevat Bey, ben bu romana adımı koymayacağım," diyor Yaşar Kemal: "Çünkü ben bu romanı para için yazdım. Üstelik de üç ayda. Benim iyi romanlarım bundan sonra yazılacak."Başkut ısrarlı: "Adını koyacaksın. Üstelik de o baştaki uzun Çukurova tasvirini çıkarmazsan gene basmam romanını gazetede."


    Yaşar Kemal 30 yaşında henüz. Ama Yaşar Kemal yine bildiğimiz Yaşar Kemal; ilkeli, tavizsiz. "Vermem o zaman romanımı" diyor Başkut'a: "Başka gazeteye götürür, size borcumu öderim." "ROMANA ADIMI KOYMAM!" Araya Nadir Nadi giriyor ama Yaşar Kemal kararından dönmüyor. Durumdan Dünya gazetesinin sahibi Bedii Faik haberdar oluyor ve Yaşar Kemal'den romanı kendisine getirmesini istiyor.Romanı inceleyen Bedii Faik on gün sonra çağırdığı Yaşar Kemal'i uyarıyor "Böyle bir romana adını koymazsan çok pişman olursun!"Romana Yaşar Kemal imzasının konulmasında ısrar edenler cephesi biraz daha genişliyor böylelikle. Onlardan biri de Thilda Kemal. Uzun uzun tartışıyor Yaşar Kemal ile, o kadar ki kavgaya kadar varıyor iş.Sonunda ikna oluyor Yaşar Kemal. Ama gene de kararlı: "Romanımdan tek satır atmam!" Bedii Faik'ten bir telefon alıyor o günlerde. Faik, Cumhuriyet'in romanı basmayı çok istediğini, Doğan Nadi'nin Yaşar Kemal'in bütün şartlarını kabule hazır olduğunu söylüyor.Elinde "İnce Memed", Cevat Fehmi Başkut'a gidiyor Yaşar Kemal.Başkut soruyor: "Adını romana koyuyor musun, eşkıya?"Ve "İnce Memed", Yaşar Kemal imzasıyla Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmeye başlıyor.

    1955 yılında da iki cilt olarak yayımlanıyor.Refik Erduran ve Ertem Eğilmez'in kurdukları Çağlayan Yayınları'ndan çıkan "İnce Memed" kısa sürede tükeniyor.1956'da da sürüyor "İnce Memed"in başarısı. Seçici kurulunda Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Nurullah Ataç, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Suut Kemal Yetkin'in de bulunduğu jürinin oy çokluğuyla, Varlık Roman Armağanı "İnce Memed"e veriliyor. "İnce Memed"in dünya dilleriyle ilk buluşması 1957'de Bulgarcaya çevrilerek oluyor. 1959'da ise Rusça çevirisi çıkıyor. Bu çevirinin ardındaki isim Nâzım Hikmet. İngilizce çevirisini Edouard Roditi ve Thilda Kemal, Fransızca çevirisini ise Güzin Dino'nun yaptığı "İnce Memed" 1961'de İngiltere'de, ABD, Fransa ve İtalya'da yayımlanıyor.

    Ertesi yıl ise Almanca ve İspanyolca çevirileri çıkıyor. Çeviriler birbirini izliyor ve "İnce Memed", 40'ı aşkın dile çevriliyor. Körler için Braille alfabesiyle de yayımlanıyor. Bütün bu başarılarla birlikte giderek zorlaşıyor Yaşar Kemal'in hayatı. O kadar ki yıllar sonra "Keşke yazmasaydım dediğim kitaplarım arasında İnce Memed var" diyor üzülerek: "İnce Memed birden patladı. O zamana kadar, çok az roman çevrilmişti başka dillere. Hiçbiri de hiçbir ülkede tanınma olanağı bulmamıştı. İlk olarak 'İnce Memed' 'bestseller' oldu dünyanın birçok ülkesinde... İşte bu da benim canıma okudu. Ülkemde kanıma ekmek doğrayacak insanlar çoğaldı." İnce Memed yüzünden çekmedik sıkıntısı kalmayan Yaşar Kemal'in başına gelenler, kitabın filme çekilme öyküsünde de sürüyor.

    Bu, trajikomik anekdotlarla dolu upuzun bir hikâye aslında. 1965'teki Demirel kabinesinde Kültür Bakanlığı yapan Nihat Kürşat örneği bile her şeyi anlatmaya yetiyor tek başına. Kürşat, "İnce Memed"in film haklarını satın alan 20th Century Fox'a bir mektup yazıyor: "Eğer Yaşar Kemal'in filmini Amerikalılar çekerse Amerika ile ilişkimiz çok zarar görecek..."Bin bir badire atlatan ve sansür kurullarından asla geçmeyen filmi, Peter Ustinov 1984'te Yugoslavya'da çekiyor.. Film Amerika'da çok beğeniliyor, çok para kazanıyor. Ah bir de Türkiye'de oynasa...Hem o zaman filmin geliri Yaşar Kemal'in hesabına yatacak...Bakanlar Kurulu toplanıyor ve filmin oynanmamasına karar veriliyor. Ne var ki, filmin korsanının Türkiye'de çıkmasına engel olunamıyor; "İnce Memed" o yıl Türkiye'de en çok seyredilen film oluyor.

    Bakanlıktan ültimatom Memed'in öyküsünü 1987'ye kadar devam ettiriyor Yaşar Kemal. Toplam 4 cilt olarak tamamlıyor romanını."İnce Memed"in devamını yazarken çok uğraşıyor. İkinci kitabı yazmadan önce defalarca birinci kitabı okuyor. İstiyor ki romanın dili devam kitabında da aynı yapıda kalsın. Başarıyor da... Üçüncü kitabı yazarken de aynı kaygılarla başlıyor işe. Yine ilk kitabı defalarca okuyor. Ortak dil üç kitapta da korunuyor. Ama dördüncü kitapta bundan vazgeçiyor. Sonuçta daha olgun ve daha görkemli bir dil ile bitiyor "İnce Memed" efsanesi.Toroslar'dan Akdeniz'e uzanan Dikenliözü'ndeki Değirmenoluk köyünün İnce Memed'i...

    Feodalitenin baskısından bunalıp 'isyan bayrağını' açan, haklı isyanıyla bütün 'mecbur' insanların idolü olan Memed... Onun, herkesin özgür yaşadığı bir dünya özlemi... Düzene karşı çıkışının eşkıyalığı kadar uzanışı... Efsaneler, ağıtlar, halk hikâyeleri içinde dev bir roman kahramanı! O ince yapılı yoksul köylü çocuğundan dünyanın en bilinen roman karakterlerinden birini yaratan Yaşar Kemal'in 34 yıla yayılan bu unutulmaz romanı

    Alıntı- Yaşar KEMAL'in Hatıralarından
    ----------------------------------------------------------------------
    ----------------------------------------------------------------------

    Yaşar Baba Konuşur :
    ------------------------------------

    “Yaratıcılığın kaynağı üstünde düşünürken, orasını çok aydınlık, ışık içinde görüyorum. Orada çok umut görüyorum. Orada bizim yaşama bu kadar bağlanmamızın gizi var sanıyorum. O aydınlığa, o umuda tutunuyorum. Karanlığın yaratıcı gücü olabilir mi, diye soruyorum hep kendi kendime. Bizi bu dünyaya, bu yaşama böylesine bağlayan ne? Romanlarımda hep korkunun, korktuklarının üstüne yürüyen insanlar bulacaksınız. Ben hep korkunun, korktuklarımın üstüne yürürüm. Bu, benim huyumdur sanıyordum. Sonra öğrendim ki, çok insanın da huyuymuş. Yaratıcılığın kaynağına doğru, ondan beri de neye rast gelirsek… Yeni Sofokleslere, yeni Cervantes’lere, yeni Moliere, yeni Shakespeare’lere. O zaman dünyamız daha mutlu olacak.”

    “Bir karanlıktan gelip bir başka karanlığa düşüyorsak da bu çok çok acıysa da ben aydınlığın türkücüsüyüm. Ben bir karanlıktan gelip bir karanlığa düşüyorsam da ben aydınlığı gördüğümden, bu vazgeçilmez yaşam sevincini duyduğumdan dolayı doğaya minnettarım. Ya doğmasaydım, ya bu görkemli dünyayı yaşamasaydım ne olurdu? Hep birden, bir sevinç türküsü olup, dünyayı sevinç, kardeşlik türküleriyle doldurmalıyız. Yaşama minnetimizi her olanakta söylemeliyiz. Madem ki dünyaya geldik güzellikleriyle tadını çıkarmalıyız.”


    “İnsanların içindeki yaşama sevinci ölümsüzdür. Ben ışığın, sevincin türkücüsü olmak istedim her zaman. İstedim ki benim romanlarımı okuyanlar sevgi dolu olsunlar, insana, kurda kuşa, börtü böceğe, tekmil doğaya.”


    "Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.

    Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.
    Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar." (Ömrüm boyunca dinleyeceğim seni ama savaşmamın gerektiği yerde de savaşmayı senden öğrendim)


    İşte böyle büyük bir insan dı Yaşar Kemal.Sevgi dolu cesur ve asi yüreğiyle İçimizden biriydi.


    Bir Barış Savaşçısı,yoksulun,ezilenin,sömürülenin en yakın dostu,
    İnsanlığın,İnsan olmanın onurunu yaşatan bir değer Yaşar Kemal...


    “Türklerin en Kürdü, Kürtlerin en Türkü” demiş Sait Faik ve hediye ettiği kitabın kapağına böyle yazmış. O hiç bir zaman ırkçı olmadı. Olması gerektiği gibi oldu. “İnsan”dı onun için değerli olan, ırk değil.



    Haydi Hep birden, bir sevinç türküsü olup, dünyayı sevinç, kardeşlik,sevda türküleriyle dolduralım. Yaşama minnetimizi her olanakta söyleyelim. Madem ki dünyaya geldik güzellikleriyle tadını çıkaralım.Gerektiği yerde de Gerektiği gibi başkaldıralım...


    Memed atını dağlara doğru sürer ve o günden sonra Memed’den haber alınmaz.
    O gün bu gündür Dikenlidüzü Köylüleri, çift koşmadan önce çakırdikenleri ateşe verirler. İşte tam o günlerde Alidağ’ın doruğunda bir top ışık patlar, üç gün üç gece yanar durur.


    Okuduğunuz için teşekkür ederim...HOŞÇAKALIN...


    Öyle bir sessizlik ki benimkisi..
    Dışım sükut, içim kıyamet..
    Ne kimseye ses edecek tınım var, ne kimseye doğru yürüyecek dermanım..
    Almış yüreğimi gidiyorum..
    Ardımda kalan umut ve düş kırıklıklarımadır eyvahım...







    Birkaç Alıntı Bırakalım:
    --------------------------------------------

    Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir.
    --------------------
    İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli.
    --------------------
    İnsanları sözleriyle değil, hareketleriyle ölç! Ondan sonra da arkadaş olabileceğin insanı seç. İpin ucunu bir verirsen ellerine yandığın günün resmidir.
    -------------------
    Zulme sessiz kalan bir gün zulme uğrar, haksızlığa karşı durmak insanın onurudur.
    -------------------
    Vicdanın karışmadığı iş yoktur. Hayır gelmez. İlle de vicdan...
    -------------------
    Insanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri işte oraya değmemeli.
    ------------------
    Bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir.
    ------------------
    Allah kulu kul yaratmış, kulu kimseye kul yaratmamış. Diretmeyen insan Allah'a karşı insandır.
    ------------------
    İnsan soyu canavar olmuş da bizim haberimiz yok...
    -----------------
    yürek bir sırça çiçektir. Bir kere kırılınca o çiçek bir daha öyle bir çiçek olur mu, olmaz.
    -----------------
    şu dünyaya kim bilir ne kötü, ne alçak, tanıyınca ne kadar utanacağımız insan gelmiştir, kim bilir?
    -----------------
    Dünyada her şey olmak kolay ama insan olmak zor .
    -----------------
    İnsanlara umut vermek iyidir de, o umudun altından kalkamamak kötüdür. Umudun ölmesi, insanın ölmesinden daha beterdir.
    ----------------
    Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir.
    ----------------
    Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır..






    Zülfü Livaneli - Ince Memed Türküsü
    https://www.youtube.com/watch?v=zSSLdnTXqm0

    -------------------------------------


    Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek - Adnan Yücel - Yaşar Kemal'in Cenaze Töreni
    https://www.youtube.com/watch?v=tH5L4pYdc9M

    ------------------------------------
  • İyi dost, iyi günde  çağrıldığında, kötü günde ise çağrılmadan gelendir. Hz.Ömer

    Görmek isteyenler için yeterince ışık, istemeyenler için yeterince karanlık vardır. Pascal

    İyilik ediniz, onun karşılığında kötülük göreceğinizi hiç aklınıza getirmeyiniz. Hz. Ali

    İnsan hayatında yaptığı iyilikler kadar mutlu olur. Şehabeddin Ahmed

    Olgun insan affetmeyi borç, iyilik etmeyi farz olarak kabul eder. Hz.Ebubekir

    Beni kötüleri zulmü değil, iyilerin sessizliği korkutuyor.

    Yaptığın iyiliği hatırlama, gördüğünü unutma. Chillon

    Daima iyiyi, güzeli, doğruyu, öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz. Hacı Bektaş Veli

    Her türlü kötülüğü yapmaya muktedir iken bir şey yapmamak, işte budur iyilik. Eurıpıdes

    İyilik insanları birbirine bağlayan altın zincirdir. Çiçero

    İyilik insanlık sanatıdır.  Nizami

    Başkalarında iyilik kendinde ise kötülük ara. Benjamin Franklin

    Menfaat karşılığı yapılan iyilik, iyilik değildir. İyilik sebep ve netice zincirinin dışındadır. Tolstoy

    Karşılıgını veremeyecek birine, bir iyilik yapmadıkça, mükemmel bir gün yaşamış sayılmazsınız. Jhon Wooden

    Niyeti iyilik olan, karşılaştığı kötülüğe takılıp kalmaz. Dostoyevski

    İyi insanlar merhametli olur, iyilik daima iyilikle karşılık bulur. Konfüçyus

    İnsanın karşısına kötülük etmek fırsatı günde yüz kez, iyilik etmek fırsatı ise yılda bir kez çıkar. Voltaire

    Bir babanın çocuklarına yapacağı en büyük iyilik, onların annelerini sevmektir. Theodore M. Hesburg

    Fenalık etmek kolaydır. bin türlüsü vardır, ama hüner; iyilik edebilmenin yolunu bulmaktadır. Paskal

    İhtiyacı olana iyilik eden iki kez iyilik eder. Puplilius Syrus

    Edep sahibi yalnızca iyiliklerden zevk alır.Platon

    Allah (cc) anne babaya iyilik yapmayı, ilahi gazaptan korunma vesilesi kıldı. Hz. Fatma

    Yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği incelikle de yapmak gerekir. Diderot)

    Dünyada yapılacak en büyük iyilik, korku içinde yaşayan kimseyi emniyete kavuşturmaktır. Herrick

    Güzellik hoşa gider, zeka eğlendirir, duygusallık coşku verir, oysa kişileri birbirine bağlayan iyiliktir.Rochefoucauld

    Gerçek bilgiye erişmenin tek yolu sevme edimidir. Erich Fromm

    Dünyadaki amacımız sevmeyi öğrenmektir. Hayat sevgiyi öğrenme sürecidir. Paulo Coelho

    Sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde, dünya barışı tanıyacak. Sri Chinmoy Ghose

    Dünyayı okuyanlar ve yazanlar yönetir.

    Öğretmen içi kan ağlasa bile, okulda öğrenciye tebessüm etmek zorundadır.

    Öğretmen, okula bir ibadethaneye girer gibi girmelidir. Nurettin Topçu

    Öğretmenin başlıca ödevi öğretmek değildir, örnek olmaktır. Kendisi okumazsa, bilgisini günden güne artırmazsa bu acunda neler söylenmiş daha neler söyleniyor, bunları merak etmezse çocuklara da örnek olamaz, onlara kuru bir bilgi vermekten öteye gidemez, benliklerini işleyemez.

    Çakıl taşlarını olgunlaştıran çekiç darbeleri değil, suyun onları okşayışıdır. Tagore

    Gitmek sadece bir eylemdir, unutmak ise kocaman bir devrim. Nazım Hikmet Ran

    Kötülükle mücadelede bizi bir başımıza bırakma Allah’ım. Arif Nihat Asya

    Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu. Nazım Hikmet Ran

    Bir insanın ruhuna doğruluk ekmek, kör doğmuş birine görme gücünü vermek kadar olanak dışı bir şeydir. Platon

    Bilgelik, ruha yerleşti mi bir kez, kendini evvela dışa vurur insan yüzünde duraksamaksızın. İçsel huzur, dışsal huzur olarak yansır vücudun diğer organlarına. Hermann Hesse

    Kıymet bilmeyen milletlerde kıymet yetişmez ve kıymet yetiştirmeyen milletlerin kıymeti olmaz. Cemil Meriç

    Bir insanın görünüşte birtakım şeyleri özgürce seçtiğini sandığı şeyler, aslında yaşantısındaki deneyimleri tarafından zorunlu kılındığını anlamadan yaptığı seçimlerdir. Voltaire

    Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak çok basit bir sanatı unuttuk: Kardeşçe yaşamayı… Martin Luther King

    Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarını bile getirmezler. Samuel Johnson

    İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak. Hugo

    Bir aptalı yanıldığına inandırmanın en iyi yolu, onu kendi bildiğine bırakmaktır. John Billings

    Bilgili bir ahmak, cahil bir ahmaktan daha çok ahmaktır. Moliere

    Ben, bilmediğim için diğer insanlardan akıllıyım. Socrates

    Akıllı bir kimse, kazandığı paranın birazını, aldığı nasihatın ise birçoğunu saklar. Harry Karns

    Annesi işlerine karışmaya devam ettikçe, hiç kimse yaşlı değildir. E.Paul Hovey

    Her zaman ara, bir gün altın ararken bakır bulursun, yarın bakır ararken altın bulursun. Descartes

    Güzelliğin beş para etmez, bu bendeki aşk olmazsa. Aşık Veysel

    Aşk, kulübeyi, altından bir saraya benzetir. Holty

    İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar. Goethe

    Para nasıl parayı çekerse, başarı da başarıyı çeker. De Chamfort

    Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. Çin atasözü

    İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir. Andre Gide

    Her şeyin en mühim noktası, başlangıcıdır. Eflatun

    Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur. Çiçero

    Bencil insan, tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider. Turgenyev

    Başkası düştü mü, ‘Çürük tahtaya basmasaydı’ deriz. Kendimiz düşünce, bastığımız tahtanın çürük çıkmış olmasından şikayet ederiz. Cenap Şehabettin

    Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil. Marcel Lenoir

    Hak’tan ve faziletlerden mahrum olan bilgi, hilekarlıktır, onun akıl ve zeka ile alakası yoktur. Eflatun

    Paranın değerini öğrenmek isterseniz, borç almaya çalışınız. Benjamin Franklin

    Kadın kocasını daha az sevmeli, fakat daha çok anlamalı, erkek, karısını daha çok sevmeli, fakat anlamaya çalışmamalıdır. Oscar Wilde

    Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir. Tolstoy

    En güzel kişinin sevdiğidir. Sappho

    Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer. Tolstoy

    Güler yüz altın anahtardır. Maculay

    Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, gülümseyiniz. Dale Carnegie

    Bazen dudakların bitiremediği cümleleri, gözler tamamlar. Ahmet H. Müftüoğlu

    Gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır. George Herbert

    Leyla’nın güzelliğine ancak Mecnun’un gözüyle bakmalısın ki, onu seyretmenin sırrı sana da görünsün. Sadi

    Kadınlar erkeklere söyleyeceklerini gözleriyle söylerler. Alphonse Daudet

    Kalbin gözleri, vücudun gözlerinden çok daha iyi görür. N.Güntekin

    Gerçeği her zaman savun, anlayan olmasa bile, vicdanına karşı hesap vermekten kurtulursun. Wells

    Haksızlığa uğramak, haksızlık etmekten evladır. Eflatun

    İnsan dünyada bir Hak’dan, bir de haksız olmaktan korkmalıdır. Hamid Tarhan

    Hiçbir şey ele geçince hayalde olduğu kadar güzel kalmaz. Richard Nash

    Büyük şeylerin hayali ile yaşa, hiç olmazsa daha küçük şeyleri yapmak imkanı bulursun. Bernard

    İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal

    Hatalar, ekseriya en iyi öğretmendir. Froude

    En büyük hata, hata diye bir şey tanımamaktır. Thomas Caryle

    Hırs ile mutluluk, birbirlerini hiç görmezler. Benjamin Franklin

    Hiçbir şey insanın hayal gücü kadar hür değildir. David Hume

    İnsan, hayatında yaptığı iyilikler kadar mutlu olur. Şehabeddin Ahmed

    İyilik, insanlık sanatıdır. Nizami

    Her şeyden önce iyi olalım, ondan sonra mutlu oluruz. J.Rousseau

    Hiç bir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz. Hölderlin

    Bir insan, söylediği şeylerden çok, söylemedikleriyle de insanlaşır. Albert Camus

    Olgun insan, güzel sözler söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyendir. Confucius

    Hiç bir insan rastlamadım ki, onda öğrenilecek bir şey bulunmasın. Alfred de Vigny

    İnsan şişirilmiş bir tulum gibidir, ağzı açılınca söner. Kaşgarlı Mahmut

    İnsan, ‘Ne ise o olmayı’ reddeden tek mahluktur. Albert Camus

    İnsan ne kadar az bilirse o kadar çok bildiğini sanır. Rousseau

    İlim, bölüşüldükçe artan hazinedir. Bhartrihari

    Bütün bildiğim şey bir şey bilmediğimdir. Socrates

    İnsan genellikle başkasına sürmek istediği çamura bulanır. Cenap Şehabeddin

    İnsan iftirayı ancak önem vermemekle yenebilir. İftira edileni değil, edeni kirletir. The Circle

    Havayı geldiği, rüzgarı estiği, kadını olduğu gibi kabul edin. Alfred de Musset

    Altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla erir. Pythagore

    Bir insanı avucunuza almanın en güzel şekli, kalbini kazanmaktır. La Cordaire

    Hiçbir kalp zorla elde edilmez. Moliere

    Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, kimse yardım etmez. Pastalozzi

    Köleliğin en kötüsü, kendi nefsine köle olmaktır. La Fontaine

    Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratamaz. Nietzsche

    İyi bir kitap, iyi bir arkadaştır. Bernaredin de Saint

    Gençlerini kitapla beslemeyen milletlerin sonu acıdır. Ovidius

    Konuşma insanın aklını kullanma sanatıdır. Eflatun

    Konuşmaların en önemlisi, kendi kedimizle konuşmamızdır, ama bunu nedense ihmal ederiz. Oxemstiern

    “Edebim el vermez edepsizlik edene, susmak en güzel cevap edebi elden gidene.” -Yunus Emre

    “Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.” – Benjamin Franklin

    “Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmasa bile, vicdanına hesap vermekten kurtulursun.” – Che Guevara

    “Hayattaki en büyük zafer hiçbir zaman düşmemekte değil, her düştüğünde ayağa kalkmakta yatar.” – Nelson Mandela

    “Her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur.” – Voltaire

    “Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.” – Grange

    “Edepli edebinden susar, edepsiz de ben susturdum zanneder.” – Mevlana

    “Affetmek geçmişi değiştirmez ama geleceğin önünü açar.” – Paul Boese
  • 77 syf.
    ·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Bulgakov gerek Moliere gerekse Puşkin ' in trajik son günlerini oyun olarak kaleme almıştır.
    Puşkin eşine ve şiire aşık bir adam olarak, eşi için düelloya girer ve sonunda öldürülür. Bulgakov'da #lermontov 'un "Ozanın Ölümü" adlı şiirinden yola çıkarak bu düellonun düzenlenmiş bir komplo olduğunu vurgular. Eserde Çarlık Rusya dönemi ve bazı sanatçılar arasında ki zıtlıklar ele alınır.
  • ‘Düşünsenize, kitap okumak ne eşsiz bir uğraş...
    Bütün yazarlar sizin arkadaşınız, onları tanısanız da tanımasanız da. Shakespeare arkadaşın, Moliére arkadaşın, Yaşar Kemal arkadaşın, Reşat Nuri Güntekin arkadaşın, Nazım Hikmet arkadaşın.. Kitaptan, bilgiden daha heyecan verici bir şey olmadığı için bunun peşine takıldım herhalde.
    Bilgiyi bir tür ‘beyin ateşinin’ üzerinde eritip onu yeni bir kalıba dökmek, yeni baştan bir şey yaratmak... Belki bir heykel... Kendi bedeninizle birlikte yeniden biçimlendirmek... Bilgi, nihayetinde vücut dilini de şekillendiriyor
  • 100 syf.
    ·1 günde·10/10
    Kadınlar Mektebi Moliere'in ilk büyük komedisidir. Yazar bu eserinde kadın erkek ilişkileri, eş seçimi ve evlilik, aşk ve gençlik konularını ele almış, sahne hayatının en büyük başarılarından birini kazanmıştır.
    Arnolphe, evliliklerin aldatmayla sonuçlandığı, evlilik kurumunun alay konusu haline geldiği bir dönem içerisinde yaşamaktadır. Kadınların kocalarını aldatmasının sebebini ilim peşinde koşmalarıyla, yazı yazıp kitap okumalarıyla ilişkilendirir ve kendisine eş olarak almaya karar verdiği himayesinde olan Agnes'i tüm bu eğitimden uzak tutar, cahil bırakır, evden dışarı dahi çıkartmaz. Aldatılacağına imkan bile vermezken o etrafta yokken olan olur. Agnes sevginin tadına bir başkasında varır ve sevgiyle beraber bilgiyi de onunla öğrenmeye, cahilliğini yok etmeye başlar. Arnolphe, çok korktuğu aldatılmanın ve alay konusu olmanın kendi başına gelmeyeceğinden emin olarak o kadar çok büyük konuşmuştur ki olanları engelleyemeyerek büyük konuşmaları büyük taşlar olarak ona geri fırlatılmış, sonunda başına gelenlere şaşıp kalmıştır.
    Tiyatro okumaya ilk onunla başladığım ve bana tiyatro okumanın zevkini gösteren Moliere Kadınlar Mektebi'yle bir kez daha beğenimi kazandı. Tiyatro olması sebebiyle bir çırpıda rahatça okudum ve keyif aldım. Olayın trajikomik ilerleyişi, dilinin sadeliğiyle elime aldığım gibi bitirdiğim bir kitap oldu. Eğer tiyatro okumadıysanız başlamak için Moliere güzel bir seçenek olabilir. Keyifli okumalar
  • 120 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Cimri benim Moliére'den okuduğum ilk kitap olmasının yanı sıra okuduğum ilk tiyatro metniydi. Bu türe başlangıç yapmak için inanılmaz güzel bir kitap seçtiğimi düşünüyorum. Neden mi ? İlk olarak kitabı okurken gerçekten bir sahne önünde, ağzım açık bir vaziyette oyuncuları seyrediyormuşum gibi hissettim. Bu muazzam bir duyguydu. İkincisi ise karakterleri çok sevdim. Ana karakter Harpagon beni dehşete düşürse de repliklerini kahkahalar eşliğinde okudum. Harpagon dünya üzerinde görüp görebileceğiniz en cimri karakter. Öylesine cimri ki malını mülkünü kendi çocuklarından bile sakınır. Tam bir var yemez. Nefes alıp vermek parayla olsa onu bile yapmaz o derece. İş böyle olunca da kitabı okurken gülmememiz biraz imkansız.
    .
    Benim okuduğum kitap eski bir basım olduğu için çeviri biraz sıkıntılıydı. Sıkıntısı ise orjinaline tam uygun bir şekilde çevrilmemesiydi. Kitabın içerisinde geçen bazı olaylar Türk örf ve adetlerine göre uyarlanmıştı. Bana çok saçma geldi ve yadırgamadan edemedim. Onun dışında yazarın dilini sevdim, oldukça akıcı ve anlaşılırdı.
  • …insanları kazanmak için en iyi çare onların sevdiklerini sever görünmek, doğru dediklerine doğru demek, kusurlarını övmek, her yaptıklarını alkışlamak. Yaranacak mısın, aşırı gitmekten hiç korkma. Yalan söylediğin istediği kadar belli olsun, suratından aksın, en zeki insanlar bile kanarlar dalkavukluğa. Pohpohu bastınız mı, en gülünç, en yüzsüzce söylenmiş sözleri bile yutuyorlar. Bu benim yaptığım işte insan dürüstlüğünü yitiriyor biraz; ama insanlara muhtaç oldunuz mu, uymak zorundasınız onlara. Onları başka yoldan kazanmıyorsa insan, kabahat pohpohlayanda değil, pohpoh isteyende.

    MOLIERE
    (Cimri)