Çok enteresan bir kitap bu. Karakterlerin iç içe geçtiği, bazı anlarda size onlarca başka olasılık düşündürten, normalin yavaş yavaş deliliğe dönüştüğü, gerçeğin zamanda ve mekanda eğilip büküldüğü, bir kadının bazen taşkınlığa ve paranoyaya varan hisleri ve düşünceleri üzerinden ilerleyen uzun bir monolog. Toplumun en küçük yapıtaşı aile ve ailedeki rollerin nasıl değişebildiğine, dönüşebildiğine dair bir anlatı aynı zamanda.
Yakınlaşmalar’da bir çevirmenin çevirisini yaptığı sanıklara ne kadar mesafeli kalabileceği gibi bir konuyu işlerken, bu kitabında sahne sanatlarında performans sergilenirken ortaya çıkan karakterin ne kadarı yazardan ne kadarı oyuncudan gelir, ve seyirciye geçen kısmı aslında nedir, sanatın bu dalında iki zihin üst üste mi biner, gerçek ne kadar bükülebilir, nasıl değişebilir bunları işlemiş.
Kitamura’nın soğuk ve gözlemci üslubu bu kitabında da devam etmiş, insanların akıllarından geçenleri ve etrafı algılamadaki becerilerini, psikolojilerini yazmada, yansıtmada ve detaylandırmada çok kabiliyetli olduğunu düşünüyorum.
Kitabı okurken yoğunluğunu ve derinliğini her satırda hissedeceksiniz. Sonuna kadar nereye bağlanacağını merakla okudum. Bir olay örgüsü sunmaktansa, okuyucunun hayal gücüne göre şekillenecek bir kitap. Muhtemelen her okuyan da farklı olasılıkların doğru olduğuna inanacak. Şu an hala tam olarak neyin nereye oturduğundan emin değilim. Ancak gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Umarım 2025 Booker Ödülü sahibi Beden, yine aynı yılın finalisti olan bu kitaptan iyidir.