“Anlayamazsın denizleri dolaşan düşüncelerimi, istemem de anlamanı zaten. Ben yapayalnız olmalıyım denizde. Sen gündüzleysen, dostum, ben geceleyimdir, yine de, tepeler üzerinde dans eden ayın hallederinden, vadi boyunca karanlığa açtığı mor yoldan bahsetsem de, ne kimse karanlığımın türkülerini duyar ne de kanatlarımın yıldızlara karşı çarpmasını görürler. Ve ben de mutluyum duyulmadığım, görülmediğim için. Ben yapayalnız olmalıyım gecede.
Sen cennete yükseldiğinde ben cehennemime düşeceğim-o zaman bile beni köprüsüz sıratların ardından, “yoldaşım, dostum,” diye çağıracaksın, ben de “dostum, yoldaşım,” diye sesleneceğim sana ama istemem görmeni cehennemimi. Ateş gözlerini, duman genzini yakar. Ve ben, sakınırım çok sevdiğim cehennemimi ziyaretçilerden. Ben yapayalnız olmalıyım cehennemde.”