10/10
·444 syf.··
Beğendi
·
2024 28. kitabı
Aiden King’in oğlu Creighton ve Adrian Volkov’un kızı olan Annika’nın kitabını okuyoruz. Annika mor rengin bütünü haline gelmiş kıyafetleriyle, aksesuarlarıyla mora boyanmış öyle ki hapşırsa bile mor sim çıkacak minnoş ve güzel kızdır ama çok konuşkandır ve sayesinde sosyal çevresine sahip olduğu yüzünde kasıntı bebek gülüşü vardır. Creighton ise içinde bulunduğu arkadaş grubundaki en sessiz kişidir öyle ki çocukluk travması onda konuşmayı sevmemesine yol açmıştır. Şimdi bizim Yalanın Yemini serisinde gördüğümüz bir sapık başkan adayı vardı ya?? Meğerse bu başkan adayı bizim sessiz oğlan Creighton’ın öz babasıymış. Adrian’da bu babayı öldürünce zaten annesi tarafından zorla bakılan Creighton yetim kalıyor çünkü kocasının ölümüne dayanamayan annesi kendini öldürüyor. Çocuk yaşta bunlara maruz kalan Creighton’da büyük travmalar ve acılar var zaten kitabın ismi Acı Tanrısı. Adrian bu çocuk için bakım sağlıyor ve bir şekilde yeni yuvası Aiden King ve Elsa Steel oluyor. Annika’nın Creighton’ı elde etmesi için çabalaması gerekir ve ikili yavaş yavaş birbirlerine teslim olurlar Annika ne kadar berbat yemek yapsada Creighton onun elinden çıkan her şeyi yer. Yağmurda dans ederler. Acıyla harmanlanmış çift olsalarda çok tatlı sahneleri var. Adrian’ın öz babasını öldüren kişi olduğunu öğrenen Creighton ne kadar öz babasını sevmesede çocukluktan kalan travmaları onun hayatını ele geçirir ve intikam ister. Bu intikam ise Annika ve Creighton arasında ki ilişki için büyük sorun haline gelir. İlk kitap gibi bu kitaba da bayıldım bu gençlerin karanlık fantezilerini okumak çok zevkli.
God Of PainRina Kent · Independently Published · 2022126 okunma
Başka bir şey
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2024 00:00
Başka Bir Şey // #kitapyorumu Puanım: 10/10 • Konusu • Annesi ve kız kardeşinin ölümüyle yeni eve taşınan Aras, babası ve ağabeyiyle yaşamaktadır. Fakat evdeki eski huzur taşındıktan sonra yerini büyük bir gerginliğe bırakmıştı. Bunun müsebbibi ise babasıydı. Çocuklarını sürekli yoktan sebeplerle azarlar; hatta çoğu zaman şiddete başvururdu. Ağabeyi artık canına tak ettiğinden evden ayrılmaya karar verdi, Aras'ı da onunla gelmesi konusunda teklifte bulundu. Fakat babasının düzeleceğine dair içindeki umudu hiçbir zaman yitirmeyen Aras bu teklifi kabul etmedi ve yıllar boyunca babasının azarını işitmeye devam etti. Babasının Aras'a göstermesi gereken şefkati alt kattaki ev sahibi Fahrettin amca gösteriyordu. Her gün okul harçlığını verir, belli zamanlarda gereken ihtiyaçlarını karşılardı. Bir de evlerinin karşısında kaldırımda yaşayan Çapraz mahlaslı adını bilmediği bir adamla güzel bir arkadaşlığı vardı. Aras'ın ağabeyi Ulaş'ın evden ayrılmasının ardından teyzesi Ulaş'tan duydukları üzerine evlerine gelip büyük bir hiddetle babasına uyarılarda bulundu ve Aras'ı da ondan almakla tehdit etti. O konuşmanın da belki etkisiyle Aras'ın babasının tavırlarında büyük değişim baş gösterdi ve Aras'a karşı daha ılımlı ve sevecen olmaya başladı. Bunların haricinde yeni taşındıkları bu mahallede kimseyi tanımıyorken yıllarca ona arkadaşlık eden tek kişi Leyla'ydı... Yıllar geçti Aras kocaman oldu. Fakat Leyla ve Aras'ın çocukluklarındaki arkadaşlıktan eser yoktu. Bunun sebebi Leyla'nın Aras'a karşı oluşan duygularına Aras'ın karşılık vermemesiydi. Çünkü Aras'ın ona olan sevgisi arkadaşlık yönündeydi. Kitap da tam olarak bundan ibaret olmaya başlıyor. Aras gerçek anlamda kalbinin kimde olduğunun arayışı içine giriyor. Küçüklüğünden itibaren rüyalarında gördüğü her şeyi mavi defterine
2024 Okuma Raporları
Başka Bir ŞeyAhmet Batman · Destek Yayınları · 20193,016 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·224 syf.··
2024 175. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2024 19:40
“Koyusu şiddet ve çürüme. Kederin rengi olması bu çürümenin ürpertisinden, ölümün rengi olması bu yüzden. Açığı hayat, uçuculuk. Eflatun hayaller bu hafiflikten. Leylak rengi bu ümitten. En açığıyla en koyusu arasında mor, fazla açık fazla kapalı. Fazla modern fazla muhafazakâr. Renkler içinde bağımsız ülke, mor. Renkler içinde tutsak ülke, yine mor. … Mor hayat. Mor ölüm. Mor hayal. Mor gerçek. Mor masumiyet. Mor cesaret. Mor halk. Mor aristokrat. Durduğunuz yer kendi morunuz. Ya siz hangi morsunuz? Yaşıyor mu, ölüyor musunuz?” diyor Nazan Bekiroğlu mor’a dair ve kelimelerin hayattan çıktığını söylüyor bir yazısında. Hayattan çıkardığı kelimelerle hayatı anlatan harika denemelerdi, keyifle okudum hepsini. En kıymetlisi yüreğime dokunan satırlardı. Altını çizdiğim nice derin cümle. Eseri daha iyi anlayabilmek için belli bir edebi birikim gerekiyor. Zira Nazan Bekiroğlu düşüncelerini, deneyimlerini, hissiyatını aktarırken kah bir olayı, kah bir eseri, kah bir roman kahramanını … iliştiriveriyor satır aralarına. Edebi birikim yanında müthiş bir kelime hazinesi de ihtiyacınız olacak, yazarımız eski kelimeleri de oldukça fazla kullanıyor. “mor mürekkep” ya? “Mürekkep neredeyse tarihe karışıyor. Kağıda düştükten biraz sonra rengini mora teslim eden sabit kalemler de öyle. Hele mor mürekkep. Aramaya kalkışsanız kırtasiyeci yüzünüze bir garip bakacak. Yine de ben işte, bütün bunları yazdım. Yazdıklarımın bir kısmını kalemime mor mürekkebi çekmeden evvel ben de bilmiyordum, yazarken öğrendim. Bir kısmını ise biliyordum. Keder gözyaşlarının mor olduğunu biliyordum. Gözyaşları mor olan teyzeler de vardı hayatımda. İkiye katlanmış kağıtlar arasında bir damla mor mürekkebin bıraktığı lekelerle oyalanan bir çocuktum. Buyrun işte burası benim için. Bunlar ters ayaklı
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,179 okunma
10/10
·668 syf.··
Beğendi
·
2024 676. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2024 08:07
İki limon düşürür ellerinden dua gibi Gökten soluğuna bir işaret beklerken Kısar gözlerini, o gözlerini kısınca Gündüzün kabuğundaki deprem Dörde böler ona ışıktan bir güvercini Kanatları dört gözlü bir akşamı ateşlernekten gelen Sürer efsanesi yıllar yılı üstünde tuzlu menekşelerinin Mor bir gözyaşı fosiline benzeyen Ey bozkır! ey saçmalara, karabina kurşunlarına takılı Acı kuş Acılığı bozkıra bir belge gibi iliştirip giden Niye bir menzil cambazının ölümsüz yüreğidir Ve yolcu, sanrı değildir senin gördüğün Gelir o yüreğin pınarına bir kurt bile çömelir.
Aşk ve Şiir
Sonrası Kalır 1Edip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 20253,353 okunma
Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık
Puan vermedi·320 syf.··
2024 2. kitabı
Dünyamızı değiştiren 12 hastalık kitabı kaynakça ile beraber 301 sayfadan oluşmaktadır. Kitap Türkiye iş Bankası kültür yayınları 6. Basımdır. Basım yeri İstanbul’dur. İngilizceden Türkçeye çeviren Emel Tümay ve Mine Anğ Küçüker’dir. Yazar Irwın William Sherman emekli bir biyoloji profesörüdür. Riverside Kaliforniya üniversitesinde 42 yıl öğretmenlik yapmıştır ve başkan yardımcısı olarak emekli olmuştur. Sherman sıtma çalışmaları ile tanınır. Ölüm tarihi 5 Ocak 2022’dir. Dünyamızı değiştiren 12 hastalık kitabında birçok salgın hastalık ele alınmıştır. Kitabın konusu geçmişteki beklenmeyen salgınlardan çıkardığımız veya çıkarmamız gereken dersler ve bu bilgilerimizi gelecekteki salgınlar karşısında ne ölçüde kullanabileceğimizdir. İlk hastalık porfiri ve hemofilidir. Hastalığın kökeni yunanca mor anlamındaki porphurostan gelmektedir. Bu hastalık genetik bir hastalıktır. Deride su toplaması kabarcıklar ve kırmızı yara dokusu oluşturur ve bireylerde hücre ölümüne sebep olur. Hemofili öyle bir hastalıktır ki pıhtılaşma olmazsa kan yaradan sürekli akıp dolaşım sisteminin çökmesine yol açar. Hasta bu şekilde kan kaybından ölür. Kitabımızda da Kraliçe Victoria bu hastalığı çocuklarına geçirmiştir. Böyle doğuştan genetik hastalıklara bir çözüm yolu yoktur. İkinci hastalığımız İrlanda patates mantarıdır. Kısacası bu hastalıktan da bahsedecek olursak eğer 1945'te İrlanda Denizi üzerinden tuhaf bir sisin patates saplarına gelerek patatesleri tamamıyla çürütmüş olduğu gözlemlenmiştir. Tarladaki ürünün %40'ı ziyan olmuştur. Kiracı çiftçiler ve aileleri parazitli patatesleri kurtarmak için tarlaları ve bataklıkları suladılar, çürümüş kısımları temizleyerek geri kalanlarını öğüterek un yaptılar ve bu kabukları yediler. Bunun sonucunda virüse maruz kaldılar. Çiftçiler bu besine
Sağlık-Politika
Dünyamızı Değiştiren On İki HastalıkIrwin W. Sherman · İş Bankası Kültür Yayınları · 2016295 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2024 16:33
Kitap Heian Dönemi'nden bahsediyor. Heian dönemindeki Japonlar hakkında bilgimin arttığı bir kitap oldu benim için. Heian Dönemi'nde kadınlar hem zorunlu olduğu için hem de İmparatoriçe'ye saygılarını göstermek için 12 kat giyinirlermiş. Bunu duyduğumda çok şaşırdım çünkü günlük hayatlarında bunu yapmak oldukça zordur diye düşündüm. Ama kitapta bahsedilen Nedimeler buna alışmış ve özel günlere, özel desenli içlik ve harmaniler giyerlermiş. Murasaki'de bu nedimelerden biri. Nedimelerden de gizli şiirler ve yazılar yazarmış. Bir gün yazıları orataya çıkıyor tabii. İmparator beğeniyor ama nedimeler arasında alay konusu oluyor. Murasaki küçükken Çince yazılara, şiirlere ve yazmaya çok meraklıymış. Erkek kardeşi daha çok çalışmasına rağmen ondan daha hızlı bir şekilde anlar ve okurmuş. Ama o dönemde kadınların Çince yazılarla ilgilenmesi, okuması ve yazması münasip görülmüyormuş. Murasaki'de bu yüzden vazgeçmiş Çince okuyup yazmaktan. Murasaki Japonca mor demektir. Shikibu'da babasının Tören Bakanlığındaki unvanıdır. Annesini küçük bir çocukken yitirmiştir. Kadınlar Çince, siyaset gibi konularla ilgilenemezmiş. Çünkü bunlar erkeklere özel kabul edilmiştir. Kadınlar 12 kat giyinir, evlendiklerinde kocasıyla değil, ailesiyle birlikte yaşarmış ve kocası onu ailesinin evinde ziyaret edermiş. Heian Dönemi'nde soylu bir aileden gelmek hiyerarşik yapının üstlerinde yer almak için yeterlidir. Sülale çok önemlidir. Halktan kadınlar sosyal hiyerarşinin en altında yer alırlardı ve her türlü haktan mahrumlardı. Soylu kadınlarsa yasalarca korunuyordu. Bir erkek bir kadını üç kere ziyaret ettiğinde onunla evlenmiş kabul ediliyordu. Murasaki kitapta genel olarak yeni doğan Prens'i ve onun için yapılan özel günleri anlatıyor. Sonunda da insanların kişiliklerini anlatıyor
Edebiyat
Murasaki Shikibu'nun GünlüğüMurasaki Shikibu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021371 okunma