• Tecavüz, ensest temalı TV dizilerini haftalık reyting sıralamasında birinci yapmanın gururunu yaşadık.
    Müptelası olduk..
    ‘’Hadi Aşkım başarabilirsin. Beni başkasıyla düşün’’ demişti hanım ablamız hem de milyonların önünde.
    Güldük, onayladık
    ‘’Yaşlı amcaya beni beğenmediysen kızımı al demişti’’ bir başka hanım teyze.
    Alkışladık.
    Canlı yayında konuğunun donunu indirmişti sunucu abimiz…
    Utanmadık..
    Ben sana her şeyimi vermedim mi? Diyordu evlilik için gelen genç kız.
    Hak verdik.
    Baba öz kızına şehvet duyabilir diyordu diyanetimiz.
    Toz kondurmadık..
    Cinsel uzvunuza Allah'ın adını üfleyin diyordu bir başka din taciri.
    İnanmadık.
    İslama göre 6 yaşında bir kız çocuğu nikâhlanabilir diyordu. Sözde ulema ve ekliyordu annenin diz kapağından tahrik olursun diye..
    Kaile almadık.
    45 çocuğun tecavüz vakasına İslam’da buna bademleme denilir. Diyordu sözde din adamı.
    Oralı bile olmadık.
    Yine 45 çocuk tecavüzüne bir kereden bir şey olmaz diyordu Aile Bakanı..
    Partizan kaldık.
    181 bin çocuk gelinimiz aynı oranda sapığımız vardı. Her 3 evlilikten biri çocuk evliliği, 660 bin cinsel taciz ve tecavüz mağduru çocuğumuz vardı.
    Dünya sıralamasında hayvan tecavüzünde 5 sırada, Yolsuzlukta, 2. Sırada tembellikte cehalette 1. Sıradaydık…
    Dinimiz varken ahlaka ihtiyacımız olmadığını sandık..
    Müsterih kaldık..
    Şimdi idam istiyor ahalimiz.
    Peki, kimi asacağız suçlu kim.
    Sen Ben Biz Hepimiz, İnsanlığımız.. Ahlak anlayışımız..
    Ne demişti Ali Şeriati.
    Her beşer insan değildir.

    Alıntı...
  • “Dünya hiçbir şey hissetmeyenlere aittir. Eylem adamı olmanın birinci şartı, duyarsız olmaktır. Hayatı sürdürmek temel olarak eylemi tetikleyen özelliğe, yani iradeye bağlıdır. Ne var ki iki şey eylemi köstekler: duyarlılık ve nihayetinde duyarlı bir düşünceden başka bir şey olmayan analitik düşünce.”
  • Seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle.

    Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek.

    İnce olacak; seni senin kadar düşünecek. Sen onu merak ettiğinde kendisine hesap soruluyor havalarına girmeyecek. Senin inceliğine karşı umursamaz sözler sarf etmeyecek.

    Adamın sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine çıkarmayacak, sanki sen onun için varmışsın her ne zaman istese emrine amadeymişsin, o ne yaparsa yapsın her istediğinde yanında elinin altında olacakmışsın triplerine girmeyecek.

    Sen ona sevgini hissettirdiğinde, sen ona kayıtsız şartsız aşıkmışsın gibi havalara girmeyecek.

    Erkek dediğin ilgi gördüğünde ilgiyle, sevgi gördüğünde sevgiyle karşılık verecek.

    Erkek dediğin, sen onun için kendine baktığında, sırf ona daha güzel görünmek için giyinip kuşandığında hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak.

    Ruhunu okşamasını bilecek. Romantik olacak kimi gün habersizce kucağında çiçeklerle çıkıp gelecek. Özel günleri unutmayı marifet sanmayacak.

    Kayıtsız olmayacak senin bütün zarafetine karşı. Gerçekten seven bir kadın sevgi ve ilgi bekler, erkeğine verdiği aşkın karşılığında küçük bir tatlı söz, kısa bir mesaj, bir çağrı bile onu mutlu edebilir. Erkek dediğin bütün bunları cebinden para harcıyormuş gibi cimrilikle yapmayacak.

    Ben aranmayı, çok aramayı sevmem demeyecek. Her şey kendi istediği gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi canının istemesine bağlamayacak her şeyi.

    Erkek dediğinin, hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek.

    Seviyorum deyip bir sonraki perdede kaçmayacak, özlüyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.

    Erkek dediğin askına sahip çıkacak. Korkak olmaz erkek dediğin. Erkek dediğin iyi sevişecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an önce şu iş bitse demeyecek.

    Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Bir baba şefkatiyle seni alnından öptüğünde bileceksin ki sevgisi geçici ve zayıf değildir. Ve sevgiyle öptüğünde dudaklarından bileceksin ki öpüşün tek sebebi şehvet değildir.

    Erkek dediğin yakışıklı olacak, çekici olacak ama bundan çok daha öte bir şey…

    Zeki olacak.

    Kadının küçük yalanlara, bahanelere inanmayacağını, kendisini kendi gibi tanıdığını bilecek. Kadının zekasını küçümsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasını bilecek, o hamura kendisini katmasını da.

    Değerlerini bir anlık hevesler uğruna satmayacak.

    Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak.

    Erkek dediğin önce sevecek.

    Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayır gelmez. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu adamla ne yatağa sığıyorsun, ne toprağa… Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alıp sevişmesini de. Babalığını da bilecek, ana-babaya hürmet etmeyi, kadir kıymet bilmeyi, vefakarlığı, fedakarlığı…

    Erkek dediğin seni koruyacak, kuşatacak.

    O nerede olursa olsun seni koruyacağını bileceksin.

    Pısırık olmayacak erkek dediğin. Erkek dediğin erkek olacak.

    Seni sadece sen olduğun için sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle hareket etmeyecek.

    Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem dostun, hem baban, hem çocuğun olacak, huzurla bağrına basacaksın.
  • 377 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    1~Kısa Özet
    2~Benim Görüşüm ve Eleştiri
    3~Tavsiye



    [1] Betty, kocası Mudî'nin 'sözde' iki hafta İran'a aile ziyareti yapacaklarını sanır. Yanlarına dört yaşındaki kızları Mehtap'ı da alıp İran'a giderler. Dil,din, ülke kuralları farkından dolayı zorluk çeken Betty ve Mehtap, iki haftanın bitmesini dört gözle bekler. İki haftanın sonunda bavullarını toplarken kocası Mudî tanımadıkları bir adama dönüşmüştür. Betty'e asla Amerika'ya gitmeyeceklerini söyler. Dünyası başına yıkılan Betty, boyun eğmek yerine pes etmez ve İran'dan kızıyla kaçmak için yollar bulmaya çalışır.





    [2] Kitap akıcıydı. Sanki içindeymişim gibi olayları onunla beraber yaşadım. Onunla hüzünlendim, neredeyse ağlayacak duruma geldim. Afedersiniz ama Mudî'ye sövdüm. Hz. Muhammed (s.a.v.)"Kadın, erkeğin gelincik çiçeğidir." diyor.Hayır, anlamıyorum ordaki kadınlar köle mi? Ya diğerlerine ne demeli? Kadın orda ölesiye dövülüyor 'erkekler' kılını bile kıpırdatmıyor. Nedenmiş efendim; 'saygıdan'. Bunlara diyecek hiçbir şey bulamıyorum.





    [3] Hayata bakış açınızı değiştirebilecek bir kitap.

    Başka ülkelerde yaşanan zorlukları, zorla tutulduğu halde umudun tükenmeyişi, fedakarlık ve pes etmeyip mücadele eden bir anne... Daha ne söylesem az kalır bence. Ben Betty'nin direnişine hayran kaldım. Tavsiyemdir. İyi okumalar :)
  • Geçmişten gelen doğallık bugün işe yaramaz. Maymunlar gibi davranmanın ve adını da doğallık koymanın salaklıktan başka bir şey olmadığını herkesin anlaması lazım. Bu çağda gerçek doğallık, yapay olduğu için aşağılanan insanı davranışların tümüdür.
  • 408 syf.
    ·10/10
    muhteşem bir eser!

    öncelikle bu kitap hakkında şimdiye dek herhangi bir inceleme yazısı olmamasına üzüldüm. temsili sistemin eksileri, artıları, aşamaları hakkında ne ararsanız bulabileceğiniz ve okumamış olmanın eksiklik sayılacağı bir eser.

    kitabı okurken ulan bu adam bizim gibi milletleri nasıl da tanımış demeden edemeyeceksiniz. montesquieu okurken duyduğunuz hissiyatı mill'de de duyacaksınız. bu iki ismin ışık saçtığını söylemek abartılı olmayacaktır. ayrıca atatürk'ün bu kitaptan etkilendiğini yadsımak mümkün değildir.

    ibret olur umuduyla kitaptan bazı bölümleri yorum katmadan buraya kaydediyorum:

    "bir halk özgür bir yönetim tercih edebilir; ancak, tembellik, ilgisizlik, korkaklık veya kamusal ruh yoksunluğundan onu korumak için gerekli zahmetlere katlanmakta yetersiz kalabilir. doğrudan saldırı altında olduğunda onun için savaşmazlarsa, yönetimi değiştirmeye yönelik hilelere kanarlarsa, anlık bir cesaret kırıklığından, geçici bir panikten veya bir şahsa yönelik coşkunluk nöbetinden ötürü özgürlüklerini büyük bir adamın ayaklarının dibine bırakmaya razı edilir veya ona kurumların altını oymasını mümkün kılacak güçler emanet ederlerse, özgürlük için pek de uygun olmadıklarını ispatlamış olurlar."

    "yine, seçmenlerin geneli oy kullanacak kadar yönetime ilgi göstermiyor ise veya oy kullansalar bile oylarını kamusal gerekçeler ile vermeyip para karşılığında satıyorlar iseler veya oylarını onların üzerinde kontrol sahibi olan veya özel sebepler nedeniyle gönlünü almak istedikleri bir kişinin işareti doğrultusunda kullanıyor iseler, temsili kurumların pek bir değeri yoktur ve sadece tiranlığın veya entrikanın bir aracı olabilirler.halk seçimlerinin bu şekilde uygulanması durumunda seçimler kötü yönetime karşı bir güvence değil sadece onun mekanizmasında ilave bir çark görevi görecektir."

    "yetkililer veya yetkilileri seçenler veya yetkililerin sorumlu olduğu kişiler veya kanaatleri tüm bunları etkilemesi ve kontrol etmesi gereken seyirciler sadece cehalet, aptallık ve zehirli önyargı dolu kitlelerden ibaret ise yönetimin her işi hatalı olacaktır....o halde iyi yönetimin ilk unsuru halkın erdem ve zekasını teşvik etmektir."

    "vahşi bir halka itaat öğretilmelidir; ancak onları kölelerden oluşan bir halka dönüştürecek şekilde değil."

    "bir kişinin ülkesi için yapacak bir şeyi kalmasın ülke umrunda bile olmayacaktır. eski zamanlarda despotizimde sadece tek bir yurtseverin, despotun kendisi, olduğu söylenirdi."

    "despotizm despotizm olmaktan çıkmadıkça ve varsayılan iyi despot gücünü elinde tutmaya devam etse bile bunu kullanmaktan imtina edip sanki halkı kendi kendini yönetiyormuş gibi genel yönetim işlerinin devam etmesine izin vermedikçe bunlardan kurtuluş yoktur."

    "iyi yönetimin başlıca unsuru halkın gelişimidir."

    "temsili kurumların kalıcılığı, zorunlu olarak, bu kurumların tehlike altına girmesi durumunda halkın onlar için savaşmaya hazır olmasına bağlıdır. eğer buna değer görülmez iseler nadiren kendilerine tutunacak bir yer edinirler ve edinseler dahi yönetimin başı veya darbe yapmak için kuvvet toplayan herhangi bir parti lideri mutlak iktidarıele geçirmek için ufak bir riske girmeye istekli olur olmaz yıkılmaları neredeyse kesindir."

    "her türlü kuvvetli önyargılar, eski alışkanlıklara inatla bağlılık, ulusal karakterde var olan kusurlar veya düpedüz cehalet ve zihinsel eğitimin eksikliği gibi unsurlar bir halkta hakim olursa bunlar genelde temsili meclise de aynen yansıyacaktır."

    "bazılarının demokrasiden anladıkları tek şey makamların bir azınlık yerine herkesin rekabetine açmak olduğudur."

    "halk hoşnutsuz ise, iktidarın metfaatti onları düşük bir zeka ve eğitim düzeyinde tutmak, aralarındaki ihtilafı körüklemek ve hatta, kardinal richelieu'nün düsturuna göre semirtip tepmesinler diye zenginleşmelerini engellemektir."

    "bir çarenin umutsuzluğundan bir sonraki adım hastalığı inkar etmektir. bunun ardından ise bir çare önerilmesine duyulan hoşnutsuzluk gelir."

    "herhangi birinin okuma yazma ve ilave olarak sıradan aritmetik işlemleri yapma kabiliyeti olmadan oya sahip olmasını tamamen kabul edilemez olarak görürüm... insanlar nasıl ki konuşmayı beceremeyen bir çocuğa oy vermeyi akıllarından bile geçiremezlerse okuyamayan birine oy vermeyi de düşünemezlerdi. bu durumda onu dışlayan toplum değil, kendi tembelliği olurdu."

    "evrensel eğitim, evrensel oydan önce gelmelidir."

    "oy için okuma yazma ve aritmetiğin yanı sıra başka şeylerin de zorunlu kılınması da gayet arzu edilebilirdi. tüm seçmenlerin, yeryüzünün yapısı doğal ve siyasal bölümleri, genel tarihin unsurları ve kendi ülkesinin tarihi ve kurumları hakkında bir takım bilgilere sahipolması sart koşulabilirdi."

    "yürümek istemeseler dahi, insanların zincirlerini çıkarmak onlar için önemlidir"

    "iktidarın emanet edileceği en uygun kişi onu kabul etmeyi en az isteyen kişidir."*

    "eğer oy bir haksa, seçmenin kendisine aitse, onu satması ya da memnun etmekteki menfaati olan herhangi birisine kendisini beğendirmek için kullanması durumunda onu hangi gerekçeyle suçlayabiliriz... oy, kişinin keyfine bağlı bir şey değildir; bir juri üyesinin verdiği kararın onun kişisel istekleriyle ne kadar ilgisi varsa oyun da seçmenin kişisel istekleriyle o kadar ilgisi vardır. oy, kesinlikle bir görev meselesidir."

    burası sözün bittiği yer olsun!