Çoğu sosyopolitik hiyerarşinin mantıklı veya biyolojik bir temeli yoktur; hepsi tesadüfi olayların mitlerle güçlendirilerek kalıcı hale gelmesinden ibarettir.
Özgürlük de bugünkünden çok farklı bir anlama sahipti. 1776'da özgürlük, güçsüzlerin ( hele de siyahların, Kızılderililerin veya Tanrı korusun kadınların) güç kazanıp yönetime geçebileceği anlamına gelmiyordu. Özgürlük sadece, devletin çok istisnai bir durum olmadıkça vatandaşların kişisel mülkiyetlerine el koyamayacağını ve mülkiyeti nasıl kullanacağına karışmayacağını açıklayan bir kavramdı.
Mitler ve kurgular, insanları doğumlarından itibaren belirli bir biçimde düşünmeye, bazı standartlara ve kurallara uygun olarak davranmaya ve belli şeyler istemeye alıştırırlar. Böylelikle, milyonlarca yabancının etkili biçimde işbirliği yapmasını sağlayan yapay içgüdüler yaratmış olurlar. Bu yapay içgüdüler ağına ''kültür'' denir.