Puan vermedi·64 syf.·
2026 15. kitabı
Byung-Chul Han’ın 21. yüzyıl insanının röntgenini çektiği, okurken “Ulan, resmen benim hayatımı yazmış.” hissiyatı veren, kısacık ama tokat gibi bir kitabı. Kitap, Michel Foucault’nun “Şunu yapmalısın.” diyen eski tip disiplin toplumundan, “Her şeyi yapabilirsin.” diyen modern performans toplumuna geçişimizi anlatıyor. İşin en can sıkıcı tarafı da şu: Eskiden bizi sömüren, mesai saatlerini dayatan, tepemizde dikilen birileri vardı ve en azından düşmanın kim olduğu belliydi. Artık o otoriteyi doğrudan kendi içimize yerleştirdik. Sistem bize “Kendi kendinin patronu ol.”, “Sınırlarını aş.”, “Pozitif düşün.” gazını vererek kırbacı ustalıkla kendi elimize tutuşturdu. Hem köle hem de efendi aynı bedende olunca, kime karşı isyan edeceğimiz de birbirine karışıyor hâliyle. Özellikle multitasking (aynı anda birden fazla iş yapma) meselesine getirdiği eleştiri muazzamdır. Han, bu durumu bir evrimsel üstünlük değil, hayatta kalma güdüsüyle hareket eden vahşi doğadaki hayvanların ilkelliğine geri dönüş olarak tanımlar. Yaban hayattaki bir hayvan da aynı anda hem avını yemek, hem yırtıcıları kollamak hem de yavrusunu korumak zorundadır. Yani o bitmek bilmeyen “Ben harika bir multitasker’ım.” övünmesinin aslında derin bir gerileme ve dikkat dağınıklığı olduğunu yüzümüze vurur. Velhasıl, neden sürekli depresif, yetersiz ve uykusuz hissettiğinizin felsefi bir izahı bu metin. Zira kafamızı yastığa koyduğumuzda hissettiğimiz o derin tükenmişliğin sebebi sadece fiziksel olarak çok çalışmamız değil; sessiz sedasız kendi kendimizin en acımasız celladına dönüşmüş olmamızdır.
Yorgunluk ToplumuByung-Chul Han · Açılım Kitap · 20152,166 okunma
Kendi Sömürüsünün Tapınağında Can Veren İnsan;
Puan vermedi·64 syf.··
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 21:51
Disiplin toplumunun o eski, tozlu "yapmalısın" direktifleri artık müzede sergileniyor. Yerine çok daha sinsi, çok daha "cool" bir canavar geldi: "Yapabilirsin!" Byung-Chul Han, Yorgunluk Toplumu’nda bize şunu fısıldıyor: Artık tepenizde dikilip sizi çalıştıran bir gardiyana ihtiyacınız yok, çünkü o gardiyanı bizzat beyninizin içine sığdırmayı başardınız. Kendi kendinin girişimcisi olma illüzyonuyla, sabahları "bugün dünyayı fethedeceğim" diye uyanıp akşamları koltukta bir patates çuvalı gibi yığılıyorsanız, sisteme hoş geldiniz. Celladınızın maaşını bizzat siz ödüyorsunuz ve en kötüsü, bunun adına "özgürlük" diyorsunuz. Eskiden köleler efendilerine küfrederdi, şimdi ise bizler yetersiz kaldığımız her an kendimize sövüyoruz. Başarı öznesi denilen o trajik figür, daha fazla verim, daha fazla network ve daha fazla "kişisel gelişim" uğruna ruhunu taksitle satıyor. Depresyon ve tükenmişlik sendromu, bu sistemin yan etkisi değil; bizzat yakıtıdır. "Her şeyi yapabilirsin" vaadi, aslında "hiçbir şeyde duramazsın" demektir. Kendini gerçekleştirme miti, modern insanın kendi mezarını altın kaplamalı küreklerle kazmasından başka bir şey değil. Han’ın dediği gibi; artık dışarıdan bir baskıya gerek yok, sömürü artık içsel bir hobi haline geldi. Hiper-aktiviteyi bir yetenek sanıyoruz ama aslında bu, vahşi doğadaki bir tavşanın her an avlanma korkusuyla etrafı kolaçan etmesinden farksız. Multitasking dediğimiz o kutsal beceri, aslında derin düşüncenin cenaze törenidir. Bir yandan mail cevaplayıp bir yandan yoga yapmaya çalışırken, aslında hiçbir yerde değiliz. Derin bir can sıkıntısının o yaratıcı sessizliğinden ölesiye korkuyoruz; çünkü durduğumuz an, aslında ne kadar yorgun ve boş olduğumuzla yüzleşeceğiz. Bu yüzden, anlamın bittiği yerde hıza abanıyoruz. Koşu bandında son sürat
Yorgunluk ToplumuByung-Chul Han · Açılım Kitap · 20152,166 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 01:02
Johann Hari’nin “Çalınan Dikkat” kitabı, dünya genelinde dikkatimizi verme yeteneğimizin çöküşüne odaklanıyor. Araştırmalara göre ABD’de, üniversite öğrencileri artık sadece 65 saniye boyunca bir göreve odaklanabiliyor ve ofis çalışanları ortalama olarak sadece üç dakika dikkatlerini sürdürebiliyor. Johann Hari bu konuda doğru bilinen yanlışları ortaya çıkarıyor ve uzmanlarla birlikte çalınan dikkatlerimizi yerine getirmemize yardımcı oluyor. Kitapta insanların dikkatlerini tutmakta zorlanması ve bunun kişisel bir başarısızlık olarak görülmesinden bahsediyor. Ancak bazı durumlarda dış etkenler de dikkatimizi dağıtabiliyor ve odaklanmamızı zorlaştırıyor. Kitap, odak noktamızın çalındığından bahsediyor. Bununla başa çıkmak için bireysel ve toplumsal olarak yapabileceklerimiz üzerinde duruyor. Çalınan Dikkat kitap analizi yaparken kitabı 5 ana maddede incelemek gerekiyor. Dikkat süresinin azalması, sosyal medya platformlarının dikkatimizi sömürmesi, dikkati geri kazanmanın yolu, dikkat süresinin azalmasıyla başa çıkma ve tek göreve odaklanma. •Dikkat süresinin azalması Hari, kitabında dikkat sürelerinin internet öncesinde bile azalmaya başladığını ve bu düşüşün endişe verici bir hızda arttığını belirtiyor. Danimarkalı profesör Sune Lehmann’ın yaptığı bir çalışmaya atıfta bulunuyor. Bu çalışma, son 200 yılda popüler kitapların yükseliş ve düşüşlerinin trend döngülerinin kısaldığını gösteriyor. İnternetin bu sorunu daha da kötüleştirdiğini savunuyor. Örneğin, Twitter’da konuların trend olma süresinin 2013 ile 2016 arasında %30’dan fazla azaldığını belirtiyor. İnternetin yayılma hızındaki artışın, bilgiyi daha hızlı yaymamıza neden olduğunu ve beynimizin bu hızla başa çıkacak şekilde evrimleşmediğini öne sürüyor. •Sosyal medya platformlarının dikkatimizi
Alıntı
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Japonya’nın Okinawa adasındaki Mavi Bölge (dünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı yer) sakinlerinin yaşam felsefesini derinlemesine inceleyen bu kitabı bir ara her yerde görüyordum ve çok satan çok izlenen şeylerden genelde hoşlanmayıp kaçarım bunda da aynısı oldu, yıllarca kaçtım ama ne güzel kitapmış bayıldım. Kitap İkigai kavramını merkeze alarak insanın her sabah yataktan neşeyle kalkmasını sağlayan o yaşam amacını bulmasının peşine düşüyor. İkigai’yi dört ana dairenin kesişim noktası olarak tanımlıyor: Sevdiğiniz şey, iyi olduğunuz şey, dünyanın ihtiyaç duyduğu şey ve size para kazandırabilecek şey. Bu dört alanın tam ortasında duran şey İkigai, sadece bir kariyer hedefi değil, ruhsal bir denge halidir. Kitaba göre bu dengeyi bulan insanlar sadece daha uzun yaşamakla kalmaz aynı zamanda daha anlamlı ve stresten uzak bir ömür sürerler. Kitabın sunduğu temel öğretilerden biri “akış” (flow) halidir. Bir işle meşgulken zamanın nasıl geçtiğini unuttuğumuz o anlar aynı akıl deneyimler İkigai’ye en yakın olduğumuz anlardır. Yazarlar, modern insanın en büyük sorunu olan çoklu görev (multitasking) yerine, tek bir işe odaklanmanın zihni dinlendirdiğini savunur. Psikoloji lisansımda da bunu bolca vurgulamıştı ODTÜ’deki canım hocalarım, multitasking verimliliği ve IQ’yu azaltıyor, daha fazla zaman kaybı ve hata yapmaya neden oluyor diye üstüne basa basa söylemişlerdi. Neyse Ayrıca kitapta Okinawa sakinlerinin asla emekli olmadığını ölene kadar aktif kalarak topluma katkı sağlamaya devam ettiklerini vurgulanıyor. Beslenme konusunda ise midenin sadece %80’i dolana kadar yemek gerektiği söyleniyor. Bu hafiflik hissi vücudun sindirim stresini azaltarak hücresel yaşlanmayı geciktirir deniyor. Kitap ayrıca her gün yapılan hafif egzersizlerin güçlü sosyal bağların
Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam SırrıFrancesc Miralles · İndigo Kitap · 202023,9bin okunma
Multitasking
Puan vermedi·131 syf.··
2026 24. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 14:50
Bu kitap bu sene hadis dersleri aldığımız saygıdeğer hocamız Enbiya YILDIRIM çevirisi. Ebu Gudde'nin yayın haklarını aldıklarını söylemişti daha önce derslerde. Kendisini tanımaktan büyük onur duydum. Çünkü şu gün daha iyi anladım ki, onun hassasiyeti göstermelik asla değilmiş. Her derse riayeti, mecbur olmamasına rağmen ders dışı dersler yapması. O ders dışı derslerden sorumlu tutmamasına rağmen daha fazla sürede ders verdi ve bizim için şu fakültenin en büyük şansı oldu. Hadis çevirisi evet ama onun bakış açısı en büyük katma değer oldu bize. Sürekli bir yerlerde olduğunu bildiğim için hocam biz sizi hiç mi göremeyeceğiz dedim bir kez,o gün gülerek dedi ki Ankara herkese sahip, ben insanların ayağına gitmeyi seviyorum. Burada Enbiya Yıldırım olmaz başkası illaki olur. Hocam benimki ders aldığım hocamı görme arzusu, Allah sizden razı olsun dedim kapattım. Sonra bir gün öğle arası yürüyüş esnasında bir karşı caddede marketin önünde mandalina alan bir adam gördüm. Yok canım olamaz dedim. Yanına gittim hocam dedim ben 4.sınıftan Seren. Sen misin subhanallah dedi. Dün konuştuk dedi. Evet hocam dedim, dediğiniz gibi Ankarada bulunuyormuş:) Ben konuşmadım yine o on dakikada bile bir sürü hayat dersi aldım, telefonumu aldı öz çekim yaptı. Bu ibretliktir arkadaşlarına gösterirsin dedi, ihlasla isteyen kazanır. Bize derslerde hep dediği şuydu; okumuyoruz. Çok haklı. O zamanlar zoruma gitse de ses etmezdim. İyi ki etmemişim. Şu kitabı bitirince dedim ki evet seren sen okumuyormuşsun. Allah razı olsun hocamızdan. Zamanın kıymeti benim için öyle soyut bir kavram değil, bizzat her günün içinde verdiğim o tatlı mücadele. Bir yandan ekranın karşısında bazen beyin patlatırken öbür yanda ruhumu dinlendirmek için öğle araları kadim bir kitaba dalıyorum. Biri beynimin analitik
Din
Zamanın KıymetiAbdulfettah Ebu Gudde · OTTO Yayınları · 20167,4bin okunma
7/10
·120 syf.··
2025 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 13:53
Kitap okumayı ertelemeyeceğiniz kısalıkta hazırlanmış. Bir şeyleri bilmek değil uygulamak etkili oluyor düşüncesiyle öz olanın gücüne inanılarak yazılmış. Kitaptan edindiğim notları aşağıda paylaşıyor olacağım, kitabı okumayı tercih edecekler devamını okumayabilirler. Her savsaklama bir ertelemedir, fakat her erteleme savsaklama değildir. Savsaklama, bile isteye ve boş yere ertelemedir. Hem de bu ertelemenin kişinin iş verimliliğini, hatta söz konusu faaliyete veya bizzat kendisine dair hissiyatını olumsuz yönde etkileyeceğini bile bile. 1. Lüzumsuz ertelemeleri / savsaklamaları belirlemek Bu ertelemeler bizde hemen hemen aynı duyguları uyandırır. * His ve düşünceler arasında benzer örüntüler var mı? 2. Savsaklama hayatın gerçeklerinden kaçmaktır Daha önce belirlenen listedeki görevleri ertelemek; * ruh hâliniz, * sağlığınız, * ekonomik durumunuz, * ilişkileriniz üzerinde nasıl etkiler oluşturmaktadır? Bu işler vaktinde halledilselerdi ne gibi faydaları olurdu? Bu sorular, değişim azmini korumaya yardımcı olur. Kısa vadeli hedeflerin uzun vadeli yaşam hedeflerimizle ne kadar örtüştüğü üzerine düşünmek, hedefe bağlılığı güçlendirir. 3. Savsaklamaya giden yol Savsaklamaya giden yolun taşları, bize kendimizi iyi hissettiren şeylerle döşelidir. Görev iticiliği: Yapmak istemediğimiz işler bizde olumsuz birtakım duygular uyandırır. Yapmamız gerekenleri başka bir zamana erteleyerek bu olumsuz hislerden kaçarız. Ancak bu, geçici bir ödüllendirmedir. Savsaklama anında yapılması gereken ilk şey, yerinizden kıpırdamadan oturmaktır. Olumsuz duygulara rağmen hedefe doğru yol alabilmek. 4. Yarın değil, bugün. Sonra değil, şimdi. Bir ara değil, hemen. Duygusal tahmin: Başımıza gelebilecek olumlu veya olumsuz olaylara bağlı olarak ruhsal durumumuzun gelecekte nasıl bir hâl
ProkrastineyşınTimothy A. Pychyl · Metropolis Yayıncılık · 20162,804 okunma