Psikanaliz için “nesneler”, yumurta kapları veya eldivenler gibi günlük anlayıştaki nesneleri kapsasalar bile, onlarla mutlak bir uyum içinde olmak zorunda değildirler. Psikanalitik nesneler, vücudun fiziksel dürtülerle ilgili alanlarını kapsarlar. Hepsinin ötesinde, psikanalitik nesneler öznenin düzenleyicisi ve destekçisidirler; sahip olduğumuzu hayal ettiğimiz “kendilik”, psikanaliz tarafından bir nesne olarak tanımlanmıştır. Bu yüzden nesneler, öznelerin etraflarındaki “gerçekliği” nasıl algıladıkları konusu için çok önemlidirler ve bu yüzden nesnelerin analizi aynı zamanda öznelliği tanımlar.
Kafamdan şöyle bir şey bile uydurmuş olabilirim: o günlerde şimdi olduğu gibi yan yana yürüseydim, masamda oturma ve yanıma uzanma hakkını verseydim kibirli güçlerinin açığa çıktığı ve buna karşılık benim daha da kibirli güçlerimin onu kavradığı birkaç saniye için yakınlaşmak yerine, o zaman tanışıklığımız olabilecekti, üzüntüde eşitliğimiz, mutlak bir içtenliğimiz olacaktı. Belki o zaman amaçları hakkında kendisinin bile bilemeyeceği bir şey, mesafenin, bir camın altına konacak kadar duygusuzlaştırdığı, inatçı bir rüyanın avı olan bir şeyi bilebilirdim.
O zamanlar hâlâ bir umudum vardı . Bedeli karşılığında mutlu olabileceğimi düşünüyordum . Ancak büyüdüm artık . Dünyayı versem Tanrı ‘ ya damlasını vermez bana mutluluğun . İsmim Kayra . Kader demek . Tanrı’nın ya da mutlak bir enerjinin hayatların programlaması demek . Ne büyük bir güç !
Mutlak adaletin tecelli edeceği ve iyiliğin mükâfatlandırılması için bütün engellerin ortadan kalkacağı ebediyet âleminin varlığına inanmak, insan için büyük bir teselli kaynağı ve yaşama sevincidir ♡
"İnsan, kâinatın ekser envâına muhtaç ve alâkadardır. İhtiyâcâtı, âlemin her tarafına dağılmış; arzuları ebede kadar uzanmış. Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da ister. Bir bahçeyi arzu ettiği gibi, ebedî Cennet'i de arzu eder. Bir dostunu görmeğe müştak olduğu gibi, Cemil-i Zülcelâl'i de görmeye müştaktır. Başka bir menzilde duran bir sevdiğini ziyaret etmek için, o menzilin kapısını açmaya muhtaç olduğu gibi; berzaha göçmüş yüzde doksandokuz ahbabını ziyaret etmek ve firak-ı ebedîden kurtulmak için, koca dünyanın kapısını kapayacak ve bir mahşer-i acâib olan âhiret kapısını açacak, dünyayı kaldırıp âhireti yerine kuracak ve koyacak bir Kadîr-i Mutlak'ın dergâhına ilticaya muhtaçtır."