“Cennette bulunan herkesin bir ağacı vardır. Bu ağacın adına tûbâ denir. Onlardan herhangi biri üstüne giysisini giymek istediği zaman, o ağacın yanına gider. Oraya gittikten sonra ağacın çiçekleri açılır. Bunların içinden elbise çıkar. Bu çiçekler esas olarak altı renk olup bunların her biri dahi yetmiş renge sahiptir. Bu renklerden meydana gelen elbise, ne renk ne de şekil olarak birbirlerine benzerler. O kimse, bunlardan hangisini isterse onu alır.”
-Evet, siz şimdiki gençler, vücuttan başka hiçbir şey görmezsiniz. Bizim zamanımızda ise öyle değildi. Benim aşkım şiddetlendikçe sevgilim gözümde o nispette manevileşiyor. Siz şimdi sadece bacak, baldır görürsünüz, hatta daha başka şeylere.. Siz sevdiğiniz kadınları soyarsınız bile.. Ama bana göre ; Alfons Kar'ın dediği gibi..Benim aşık olduğum kadının üstünde daima tunçtan elbiseler bulunur. Biz kadınları soymak değil, hatta Nuh'un oğlu gibi onların çıplaklığını örtmeye çalışırdık. Hadi canım, siz bunu anlayamazsınız.