Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Alıntı
Hepimiz öleceğiz zaten abartmasan mı ¿
Aman Allahım! Öleceğim, öleceğim, yok olacağım. Ne talihsiz bir yaşam, ne acı ve mutsuz!
Sayfa 21 - Can Yayınları, 41. Baskı·Kitabı okuyor
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bir hatanın düzeltilmesi için kişinin acı çekip vicdan azabı duyması gerektiğine inanılırdı... Kişinin, hatasını iyi hissederek düzeltmeye çalışmasını umursamazlık, duyarsızlık, saygısızlık olarak bakılırdı... Hatta sadece hatalar sırasında değil .. hatasız konusu olmasa da; en iyilerin kendine en kötü hissedenler olduğuna inanılırdı... Kişi kendini ne kadar kusurlu, eksik görür, ne kadar değersiz hissederse o kadar iyi insan kabul edilirdi.. Benim yetiştiğim coğrafyada kendini iyi hissetmek sanki kötü bir şeydi...
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Ne kadar acı çekersen çek, sabah yine güneş doğuyor.
Acı çektiğini göstermemek için kim bilir ne kadar acı çekiyor olmalısın...
“Acılar ne sağlar?" sorusuna von Weizsäcker şöyle cevap verir: "Öncelikle ancak acı bana neyin benim olduğunu ve nelere sahip olduğumu öğretir. Ayak parmaklarım, ayağım, bacağım ve üzerinde durduğum topraktan kafamdaki saça kadar her şeyin bana ait olduğunu acı sayesinde öğrenirim. Ve yine acı sayesinde bir kemiğin, akciğerin, kalbin ve iliğin oldukları yerde olduklarını ve bunların her birinin kendi acı diline sahip olduğunu ve kendi 'organ lehçesi'ni konuştuğunu öğrenirim. Bütün bunlara sahip olduğumu tabii ki başka yoldan fark etmiş de olabilirim ama bunların ne kadar değerli olduğunu sadece acı öğretir bana; tek tek her birinin benim gözümdeki bedelini ve değerini sadece acı sayesinde öğrenirim ve bu acı kanunu aynı şekilde dünya ve onun üzerindeki şeylerin bedeli için de geçerlidir." Acı olmaksızın ayırt edip değer biçmek mümkün değildir. Acısız dünya aynının cehennemidir. Umursamazlık hâkimdir burada. Eşsiz olanın ortadan kaybolmasına neden olur.
Sayfa 42