Sümeyra

Acıyı Beethoven çekti, sen üşenmezsen dinledin, can pahasına yazılan şiirleri ruhuna bakılmaz kızlara serpeledin, gezdin gördün, "Kemikli koyun eti gibi yok," dedin. Sıkıntılıydın belki ama elin silaha hiç uzanmadı, boynun bir ipe ulaşmadı, çıplak, avizesiz oda lambaları boşa bekledi bir haysiyetli yürek, bazen hani durup dururken bir avize sallanır ya, "Hadi" der gibi, o sallanırken sen böyle sabit ve hatta onun sallanışından bile korkulu, o avize sana nasıl baktı "Tepeden bakma" tabiri bunun üstüne çıktı, bir avizeden yayıldı da gene bir insan kapıp kendine söylenmişi kendi söylemiş yaptı.
Sayfa 40·Kitabı okudu
İrade babanın arabasıdır, alır almaz kaza yaparsın. Böyle hem sözde iraden olup hem de "Teslim" dini ile kolay yaşanabilir sanma. İnsan şeytan ile uğraşmaktan daha Allah'a hiç sıra gelmedi. Hiç yakınlık kuramadan Allah'a inanan adam güneşe tapandan hallicedir sanma.
Sayfa 28·Kitabı okudu
"Allah vaadine ters düşmez" vaadi vaat, sahici vaat. Peki, ama bu sahiciliği bilecek göz kimde? Gözü de veren O. Burada, dünyada yani her şey var ama her şey hayal. Her şeyi verdi ama bir hayal verdi. Orada da verecek, yine bir hayal verecek, her şey bir hayalden bir hayale devrilecek. Kim "Bütün bunlar yine hayal," diyecek? Buradaki hayalin misline cennet mi denecek? Bir seraptan bir seraba, bir susuzluktan bir su içiyor zehabına gidip gelinecek. Yokluk, büyük sonsuz unutuş, kainatın kendini unutuşu, derin karanlık sükunet neredesin, kaçıncı katta neredesin, bana unutuşu özletip kendimi her şey ile hatırlatacak yerde misin? Aksöğütler, süpürge çiçekleri, buhurumeryemler
Sayfa 19·Kitabı okudu
Kelle gezdirmenin adı hayatta olmaya kadar uzandı.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Hiçbir şeyin yetmediği insana kitap yeter mi? Şimdi gelse bir peygamber, o daha ağzını açarken birisi tükürük elde etek belde devrin en hikmetli ve güven dolu sözünü söyleyiverir, bu günün soru soran insanların sorusunu, şu hikmetli sorusunu sorar: "Ne diyorsun sen, kime göre, neye göre?" Ya, peygamberliğin de zamanı var, öyle firavunu yılana çevirdiği asa ile cebelleşirsin de bütün geçmişin ve kainatın, Harun'un diline, Davud'un sesine, Eyüp'ün kabuklarına, Yakup'un gözyaşlarının içine baka baka "Kime göre?" diyen devir canlısına ne diyebilirsin? Buna dünya artık taş kesilir, torunundan azar işiten bir dede gibi bir asana bir göğe bakar da bakar, amaların neşesini anlar, delinin kahkahasını, ölünün tebessümünü, ölüsünü gömenin hafifliğini anlar, bir ağırlık ve bir fazlalık kendini duyarsın. Zaten odur ve o kadardır. Sen de gider ve vazgeçersen bir ağırlık daha kalkar ve dünya daha kolay döner, daha kolay.
Sayfa 14·Kitabı okudu