Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı.
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:35
Bazı kitaplar vardır daha ilk cümlesiyle yakalar sizi, satırları okuyup bir süre bakakalırsınız, ilk cümlesi böyleyse kim bilir devamı nasıl olacak merakıyla okumaya devam edersiniz. Anna Karenina'nın etkileyici giriş cümlesi gibi: "Mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." İki Şehrin Hikâyesi 'nin tezatlıklarıyla güzel ilk satırları gibi: "Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık..." Âşıklara Yer Yok da etkileyici giriş cümlesi olan kitaplar arasındaki yerini aldı. "Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı. Hayatımı bile bile mahvetmemin tek bir sebebi vardı: Aşıktım ve dünyanın geri kalanının gözümde zerrece değeri yoktu." s:9 Diyerek başlıyor yazar sözlerine. Bu cümleler etkileyici olduğu kadar kitabın özeti gibi. Daha ilk satırdan başladım satırların altını çizmeye, kitap boyunca da birçoğunu alıntı olarak paylaştığım nice satırı, edebi anlamda lezzet alarak okumaya ve çizmeye devam ettim. Tarık Tufan'ın kitapları içinde en beğendiğim kitabı bu oldu diyebilirim. Kitapta Orhan'ın Firdevs'e olan tutkusu anlatılır. Orhan Firdevs'i güçlü ve farklı bir kadın olarak görür. İlk görüşte çekimine kapılır ve aşık olur. Firdevs aramalarına, mesajlarına dönmez ama Orhan yine de peşini bırakmaz. Firdevs ise başka birine aşıktır ve onu da aşk yiyip tüketmektedir. Firdevs her ne kadar acı çektiren, bencil bir kadın gibi görünse de aslında o da Orhan gibidir... Kendisini sevmeyen biri için hayatını mahvetmektedir. Birini çok seven insanların yüzlerinin gülmesi mümkün mü? "Âşıklara yer yok! Âşıklar bu dünyada bir yere sığmazlar." s:205 İnsan başkalarının gözünde ne kadar güçlü olsa da en çok sevdiğine yenilmez mi? İkili ilişkileri düşündüğümüzde en çok seven, en çok kırılan olmaz mı? Aşk sizin
1000Kitap
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,529 okunma
10/10
·224 syf.··
2026 100. kitabı
Her Ay Okuyanlar Kulübü Nebiye Sevük Yazgı “Hayat ,bir yamayı dikerken başka yerden söküyor insanı..” Gerçek yaşamdan esinlenilerek kurgulanan eserleri okumayı sever misiniz? Ben cok severim. #yazgı benim bir solukta okuduğum yüreğimde derin izler bırakan kıymetli bir eserdi. Yazarımızın su gibi akıcı kalemini çok sevdim.İyi ki kalemiyle tanışmışım.İnsallah yazarımızın daha nice nice eserlerini okumak nasip olur. Eserin son kapağını kapattığımda,güçlü bir kadının direnci ile başarılı bir genç kızın inadının birleşmesiyle yılların yükünü omuzlarından nasıl attıklarına şahitlik etmiş oldum. Yaşadıkları büyük zorluklardan sonra verdikleri mücadeleyi cok takdir ettim çok. Sıkıntılardan sonra gelen huzur ve mutluluk ise paha biçilmezdi… Reyhan ve kızı Melis in mutluluğu ve sonsuz huzuru yakalamasına cok mutlu oldum… Reyhan ın annesi Hatice Hanım ı da ayrı sevdim.Güçlü,çalışkan,merhametli,vicdanlı bir kadındı.Kendisine iftara atan kişiyi affedecek kadar da yüce yürekliydi… Ayşe nin yaptığı ihaneti gençligine verdim ama kitabın sonunda ki o süprize Reyhan kadar bende şok oldum… Dünya küçük derler de inanmazdım… Güçlü kadın hikayeleri okumayı seviyorsanız,üç kuşağın hikayesini okuyun derim. Kalın sağlıcakla Merve @nebiyeumut @herayokuyanlarkulubu #okuyanterazi #okuyanteraziokuyor #reklamdeğiltavsiye
YazgıNebiye Sevük · Parlayan Kitap · 202522 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Çünkü ancak hikâyesi anlatılan insanlar var oluyordu."
10/10
·416 syf.··
2026 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:30
Kitabın son cümlesinden başlamak istedim. Bir hikaye ancak bu kadar yüreğe dokunabilirdi.. Aşk, hüzün, öfke, sızı, merak.. İçimde tüm duyguların canlandığı bir hikaye. İnsanlık tarihi boyunca bitmeyen savaşların yarım bıraktığı nice hikayeler var. Nadia ve Max'ın hikayesi sadece bunlardan biri. Sizin tüm olumsuzluklara rağmen süren aşkınızı okumak içimde güzel duygular yeşertti sevgili maximilian Wagner.. Demek ki bazı aşklar, her ne kadar mutlu sonla bitmese de sonsuza kadar sürebilirdi. Kitabın bakış açısı toplumsal eleştiri ve üslubu beni çok etkiledi. Farklı zamanlarda, farklı yerlerde yaşamış ama aynı acıyla sınanmış birçok hikayeye yer verilmiş kitapta. Çok akıcı bir kitap okurken bir sonraki satırları merak ediyorsunuz. Ben çok severek okudum. Kitap bittiğinde içimde bir boşluk duygusu oluştu sanki serenad notasını dinliyor gibiyim.. iyi ki yazılmış ve iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu. Herkese iyi okumalar dilerim..
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,9bin okunma
Beyninizi yakmaya hazır mısınız? /797. İnceleme
Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 23:37
Kendime ithaf edilmiş bir kitap olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum incelememe… Şaka değil gerçek! “Bu kitabı hastalara ve özverili hasta yakınlarına ithaf ediyorum.” Yaklaşık bir ay kadar önce gördüm Sayın Oytun Erbaş’ı ve kitabını imzalarken bir de ilaç yazdı bana. “Adama bak hasta mıdır nedir,” derken meğer ben hastaymışım da bilmiyormuşum. “Hacı hacıyı Mekke’de, deli deliyi dakkada bulur,” sözü geldi aklıma. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ne der bir yazar, “Ağlanacak halime kahkaham kalmadı.” “Ne kadar çok entelektüel gelişim, o kadar sağlıklı bir ruh hali.” İnsanlığın varlığını “kısa boylu” insanlara borçlu olduğunu biliyor muydunuz? İyi ki onlar var, olmasalardı olmazmışız. “Herkes uzun boylu olsaydı, Buzul Çağı’nda tek bir insan ayakta kalamazdı. Oysa aramızda kısa boylular vardı ve kısa boyluların ısı kaybı uzunlara göre daha az olduğundan onlar bu soğuk devirde ayakta kalmayı başardılar.” Kısa boyluları sevelim, onları koruyalım. Önemli olan boy değil karakter deyip konudan uzaklaşmak istiyorum, Arthur Schopenhauer’ın da dediği gibi, “Hiç kimsenin öyle uzun boylu gıpta edilecek tarafı yoktur; fakat çokları var ki bu ölçüde acınmaya layıktır.” “İlginçtir, Anoreksiya hastalarının %98’i kadın, kalan %2’lik dilim ise homoseksüel erkeklerdir.” Çağımızın çığ gibi büyüyen hastalığı. Kilolu olmadıkları halde kendilerini kilolu gören, hep kilo fazlası olduğunu düşünen kadınlar… Neden kadınlar peki? Çağımızda kadınlara öyle algılar oluşturuldu ki sanki hep güzel olmak zorundalar, fizikleri düzgün olmak zorunda… Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da, “Tarih boyunca Vahşi Kadın’ın ruhsal toprakları yağmalanıp yakılmış, buldozerlerle düzlenmiş ve başkalarını memnun etmek üzere doğal döngüleri, doğal olmayan ritimlere büründürülmüştür,” der. Bir dergide okumuştum, “Tırnak uzatmaya
Psikiyatrinin Kara KitabıOytun Erbaş · Siyah Kuğu Yayınları · 2018859 okunma
10/10
·248 syf.··
2026 65. kitabı
Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan! Bir kitap düşünün; günlerce okuyup finaline 50 sayfa kala bir türlü okumaya cesaret edemediğiniz, okuduğunuzda saatlerce boşluğa dalıp dalıp gittiğiniz, ah ne olurdu sanki deyip türlü senaryolar ile kitabın gerçek ile yanılsamalar arasında mekik dokuduğunuz bir kitap düşünün. Saatler sonunda bile boğazımda bir düğüm bırakan, yaralı bir kitapla karşınızdayım. Kitap, Emin Ali'nin bakış açısından tüm çıplaklığıyla, kusurlarıyla, onun gibi nice mübadelilerin neler yaşadığına konu oluyor... Aslında o yaranın içinde bir zamanlar birbirinin yaralarını saran, gülüp oynayan, türlü talihsizlikler yaşayan, düğünlerde omuz omuza veren, birbirlerinin dinine sevgi, saygı ve hoşgörüyle kutlayan iki milletin nasıl dış güçler tarafından yarım bırakıldığına, nasıl birbiriyle sırt sırta veren bir milletin karşı karşıya geldiğine tanık olacaksınız. İki kelimeden oluşan acı göçün "MÜBADELE" adı altında iki tarafında kök saldığı topraklardan nasıl söküldüğünü; evlerini, komşularını, en önemlisi de kimliklerinin nasıl bir bilinmezliğe yelken açtığına şahit olacaksınız. Yarım kalan hayatların, geride bıraktıkları ölülerin ve iyi-kötü tüm o güzelliklerin mazide kaldığı o günleri okurken, sanki kendim yaşamış gibi oldum. Çok etkilendim. O zamanın insanları... Ne ileri gidebildi ne de geri... Dido Sotiriyu'nun da dediği gibi, "Kardeşi kardeşe kırdıran cellatların Tanrı bin belasını versin!" ... Midilli'de geçen güzel günleri bir fırtına bekliyordu... Bu fırtınada ne rüzgarlar, ne kasırgalar çıksa da halk, birbirine sımsıkı tutunmayı başarmıştı... Mübadele olana kadar... Mübadeleden sonra iki tarafta da değiş tokuşlar sonucunda evinden, memleketinden ayrılan Emin Ali, daha on yaşında minicik omuzlarına binen yüklerin acısını yıllar sonra bile daha dün gibi
Mübadele
İki Gözüm DespinaYasemin Özek · Çınar Yayınları · 201791 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 22:31
Keşke daha önce karşılaşsaydık dediğim bir kitap. Psikolojiye dair hep bir merakım oldu. Ama bazı kalıplardan bunaldım. İyi düşün , şöyle motive et, çocukluk travmanaların falanda filan ….. Eski insanların travmaları yok muydu? Neden yaşadığımız her sorunu çocukluğumuza bağlıyoruz? Gibi daha pek çok sorumun cevabımı buldum. Benim gibi düşünen bir psikoloğla karşılaşmaktan çok mutlu oldum. Travmalarımızı çözmeliyiz. Hayır efendim unutup gittiğimiz acı olayı neden tekrar gün yüzüne çıkarıyoruz? Her çocuğa özelsin biriciksin diyerek bencil insanlar yaratıyoruz. Her çocuğa sıradan insan olduğunu herkes gibi olduğunu da göstererek büyütmeliyiz. Bir insanı her yönüyle sevmiyoruz diye hayatımızdan çıkarmamalıyız. Bir insanın hayatımızda olması için sevdiğimiz bir yönünün olması yeterli Her acının geçmeyeceği, her derdin çaresinin olmadığını herkesin farklı farklı acılardan geçtiğini unutmamalıyız Her zaman her şeyi çözmek zorunda olmadığımızı ve bunun mümkün olmayacağını fark ediyoruz. Biz olmasak da çevremizdekiler için hayat devam edicek yerimiz bir şekilde dolacak. Ve heybeme daha nice kalbe dokunan anektodlarla kitabı bitirmiş olmamın hüznünü yaşıyorum.
Hayat Acemileri İçin Yaşam RehberiBeyhan Budak · Kronik Kitap · 20243,700 okunma