Biz güzel insanlarız kâri, biz güzel insanların soyundanız. Zulme yalın kılıç koşanların, mazlumun elinden tutanların nifak zincirini orta yerinden kıranların ve ayrılığı unutturanların soyundan. Sonra her nerede doğmuş olursa olsun, her kimden doğmuş olursa olsun, rengi, soyu, dili ve hatta dini ne olursa olsun insandır diye inanıp insanı yaşatanların soyundanız. Gelecek güzel olacak diyorlar. İnanıyorum. Zira ümit her vakit var.
Nifak ve hırs ekenler elbette mahsul olarak ihanet ve zulüm biçeceklerdi.
Sayfa 257 - Kapı Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dile sâbûn-ı teselli sürerek ehl-i nifak Dâmen-i dilde meğer çirk-i nedamet mi kalur Nâbî Bozgunculuk çıkaranlar kalplerini teselli sabunu ile yıkayıp paklasalar acaba gönlün eteğinde hiç pişmanlık kiri mi kalır?!.
Kücük günahlar konusu da böyledir Kücük günahları basit görmiyerek onlardan şiddetle sakınanlar sonunda ebedi saadete ulaşacaklardır. Çünkü küçük günahlar, büyük günahları davet ederler. İşte o yüzden Hz. Ali söyle diyor: insanoğlu iman edince ilkin kalbinde beyaz bir nokta belirir. İmani kuvetlendikçe beyazlık artar. İman olgunluğunun son noktasına eriştiği zaman ise gönlü bembeyaz olur. insan oğlu münafık olunca ise ilkin kalbinde siyah bir nokta belirir. Münafıklığı arttıkça siyahlık da artar. Münafık olgunluğunun son noktasına eriştiği zaman ise gönlü simsiyah kesilir.
Yine Ulu Allah (c.c) şöyle buyuruyor; “Hiç şüphesiz, münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Onlar için hiçbir kurtarıcı bulamayacaksın.” Münafık kelime manası bakımından “nâfik-ul yerbu” deyiminden türemiştir. Tarla faresinin yuvasında karşılıklı iki delik bulunduğu söylenir, birine “nafıka” diğerine “kasıa” denir. Tarla faresi birinin ucundan başını gösterir, öbüründen çıkıp gider. İşte münafığa o yüzden bu ad takılmıştır. Çünkü kendini Müslümanmış gibi gösterir, öte yandan İslâm’dan çıkarak kâfirliğe girer. Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki; “Münafık, iki koyun sürüsü arasında kâh sürünün birine, kâh öbürüne katılan şaşkın bir koyun gibidir. O, bu sürülerin hiçbirinde devamlı barınmaz, çünkü her iki sürüye de yabancıdır. Münafık da tıpkı böyledir, ne tamamen Müslümanlarla kaynaşabilir ve ne de kâfirlerle.”
Sayfa 44 - Çelik Yayınevi
Edebiyat
Bugün çoğunlukla ayrımcılık, anlaşmazlık ve nifak kaynağı olarak görülen din, insanlığı para ve imparatorluklarla birlikte en iyi birleştiren üçüncü şey olarak sayılabilir. Tüm toplumsal düzenler ve hiyerarşiler hayali olduğundan kırılgandır ve toplum büyüdükçe kırılganlık artar. Dinin kritik önemdeki tarihsel rolü, bu kırılgan yapılara adeta insanüstü bir meşruiyet vermesidir. Dinler, yasalarımızın insanların kaprisi değil, mutlak ve üstün bir otorite tarafından buyurulmuş emirler olduğunu söylerler.