Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yollar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam'ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.
Sayfa 196 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Zaten Cennet'in yolu çok uzak. Oradakiler de öyle mutlu ki Cennet'i bırakıp yoksul bir çocuğun başına gelecek değiller ya! Ama annem benim hasta olduğumu öğrendiyse Cennet'te bile içi sızlamıştır. Ölmezden önce o da çok hasta olmuş da!" diye ekledi. "Durumumu bilseydi üzgün dururdu. Ama düşlerimde onun yüzünü hep sevinçli ve mutlu görüyorum."
Oliver Twist, giyim kuşamın ne derece önemli olduğunun öyle mükemmel bir örneğiydi ki! Şu âna kadar sırtındaki tek şey olan battaniyenin içinde bir soylu çocuğu da olabilirdi, bir dilenci de! En burnu büyük bir yabancı bile onun soyunu sopunu belirlemekte güçlük çekerdi... Ama şimdi hep aynı iş için kullanmaktan sararmış, eski basma giysilere sarılmıştı ya, damgalanıp etiketlenmiş oldu ve derhal toplumdaki yerine oturuverdi: yoksullar evinin öksüzü... Bağışla büyüyecek olan çocuk... Karnı hiçbir zaman tam doymayacak, ömrü sille tokat yiyerek oradan oraya sürüklenmekle geçecek olan fazlalık, aşağı görülen bir yaratık ki, toplumca horlanacak ve kimseden güler yüz görmeyecek.