Pırıl pırıl bir sabahtı, güneş henüz ufuk çizgisinin üzerine çıkmamıştı. Kar yağmıyordu, ama gece o kadar çok yağmıştı ki pürüzsüz, kalın bir kar tabakası neredeyse her şeyin üstünü yumuşak sonsuz bir halı gibi kaplamıştı. Dünya bu haliyle çok temiz, beyaz ve güzel görünüyordu.
Sayfa 18
Alıntı
Farkında olmadan zihnimde babamın vefatından sonra yaşanan ilk şeylerin listesini yapıyorum. Onsuz ilk Noel. Sofra ölüler için bırakıldığından, usule göre masayı toplamadan bıraktık. On ikiyi beş geçe sesini duymadığım ilk yılbaşı. Uçuş öncesi bana iyi yolculuklar dilemediği ilk yolculuk. Ondan telefon gelmeyen ilk doğum günüm.
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Roman
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Dünyada hastalık ve üzüntü bulaşıcı olsa da hiçbir şeyin kahkaha ve neşe kadar çok sirayet etmemesinin oldukça adil, hakkaniyetli ve asil bir düzenleme olduğunu söyleyebilirim.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Birinci Dünya Savaşı'nda Noel günü çatışmalara ara verilince siperlerinden çıkan Fransız ile Alman askerlerin buluşup, haşır neşir olup, sigara, kahve ikram etmelerinden ürken komutanlar bunu hemen yasaklamıştı. Savaş halindeki devletlerin korkusu, düşmandan çok kendi insanlarını savaşa kandıramaması.
Evet, yemeyi, uyumayı, içmeyi ve âşık olmayı severim. Severim çalışmayı, okumayı, öğrenmeyi ve hayatı anlamayı. Pipoyu severim Noel armağanlarından ya da plağı-Bessie, bap veya Bach. Sanırım renkli olmak engellemez başka ırktan arkadaşlarla aynı şeyleri sevmeyi.
"Sana politik olmanın 'sadece' öfkeli olmak, dolayısıyla sanatsız, derinliksiz, 'ham' ve boş olmak demek olduğunu söyleyecekler. Politik olandan utanarak, Noel Baba' dan ya da Paskalya tavşanından bahsediyormuş gibi bahsedecekler. İyi yazının politik olandan 'azade' olduğunu, dolayısıyla farklılık bariyerlerini 'aşarak' insanları evrensel hakikatler doğrultusunda birleştirdiğini söyleyecekler sana. Bunu elde etmenin yolunun her şeyden önce 'zanaat'ten geçtiğini söyleyecekler. Nasıl yapıldığına bir bakalım, diyecekler, sanki bir şeyin nasıl bir araya getirildiği onu yaratan dürtüye yabancıymış gibi. Sanki ilk sandalye çakılıp var edilirken insan biçimi göz önünde bulundurulmamış gibi."
Sayfa 183 - Harfa Yayınları, İngilizceden Çeviren: Deniz Koç·Kitabı okuyor