İmam Azam, Abdulkadir Geylani, Hallac-ı Mansur, Güneyd-i Bağdadi türbeleri başta olmak üzere sayısız türbe ve köklü medrese yıkıldı. Üstelik de bazı kendini bilmez Kızılbaşlar, türbelerede medfûn âlimlerin kemiklerini dışarı çıkarıp "Sünni köpeği!" diye hakaret ederek üzerlerine tükürmüşler, kırıp ufalamışlar bile. Bu hususta Bağdatlı genç şair Fuzulî, şah adına Bengü bade adlı bir kitap yazıp ondan bağdatlılar için merhamet istedi ve bilhassa türbelere zarar verilmemesi için dilekte bulundu. Şah, Fuzulî'yi dinlemedi, kitabı için birkaç altın caize verip geri çevirdi.
Sadece hayatın bizi zehirlediği kadar yaşayabiliyoruz. Ayıldığımız an tüm bunların yanılgı, aptalca bir yanılgı olduğuna şahit oluyoruz. Bunda komik veya nükteli bir durum yok, sadece acımasız ve aptalca.
Büyük kalabalıklar ortasında, insan denilen sosyal mahluk kendi... Kendi iç dünyasının mahbusu hâlinde, şifasız bir yalnızlığa mahkûm. Anlatabiliyor muyum?
Azgın suratlı, bereli adamlar, gözleri velfecr okuyan, camiden Allahla yaman bir dövüşte çıkmışcasına, yüzlerinin olanca nurunu orada, içeride bırakmış çıkan insanlar, mümin mi bunlar, bu öfkeden bastıkları yeri çatlatanlar, bunlar mı mümin? Kuşlar da alıp başlarını gittiler, çoktaan ...