Bölüm 4
Duygu odaklı değil kural odaklı bir toplum olmak zorundayız. Eylemlerimizi ve tepkilerimizi duyguların değil, ilke ve prensiplerin üzerine bina etmeliyiz. İlkeler değişime karşı daha dirençlidir. Avrupa’da yardım etme davranışı zaman içinde kolay kolay Aşınmaz. Çünkü bu davranış, doğası değişken ve zamanla aşamaya müsait olan merhamet duygusu üzerine değil, ihtiyacı olana yardım edilir temel ilkesi ve prensibi üzerine kurulmuştur. Bizde ise yardım etme merhamet ve acıma duygusunun belli bir seviyenin üzerine çıkması ile olur. Bu ise emel her şeyin duygularımıza göre belirlendiğini gösterir. Zira duygular aşınmaya, duyarsızlaşmaya ve değişmeye daha müsaittir. Öyleyse suyu baştan kesmemiz gerekmektedir ve sadece kendimizi değil, çevremizde yeniden kodlamamız icap etmektedir. Biz çevremizi kodlamazsak çevremiz bizi koklayacaktır. Bu nedenle; İsrari hayatımızdan cikaracagiz, sadece bir kere teklifte bulunacağız. Üzülme demeyeceğiz sıkma canını demeyeceğiz onun yerine üzülebilirsin sıkılabilirsin bunlar gayet normal diyeceğiz, duyguları önce gözümüzde sonra ruhumuzda küçültüp normalleştireceğiz. Korkma demeyeceğiz korkabilirsin herkes bir şeylerden korkar korku gayet insani bir duygudur ve bizi korur diyeceğiz. Ağlama yeter artık gözlerin yaşını demeyeceğiz ağlayabilirsin bu gayet normal diyeceğiz. Kış varsa kar yağması normaldir. Kar yağınca soğuk olması da normaldir. Sıkıntılı günlerimizi eskisi gibi bir ruh hali beklemeyeceğiz.
Sayfa 98·Kitabı okuyor
Cezayir halkı siyasi eğitimini, her türlü normal gelişim ihtimalini ortadan kaldıran olağanüstü baskı koşullarında gerçekleştirebildi. Tabandan gelen devrimci bir pedagojinin desteklediği bu eğitim Cezayir'in geleceğinde belirleyici rol oynayacak özgün bir tecrübe oluşturmaktadır.
Sayfa 262 - Tek Çıkar Yol Ulusal Bağımsızlık·Kitabı okudu
Sosyoloji
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir Parisli bize "deliliğe cinler yol açar" dese, bu ifade Mağripli bir Müslümanın ağzından çıktığında sahip olacağı değere sahip olmaz çünkü Cezayir'de böyle bir inanç normal ve uyumludur, hem hastada hem de sağlıklı kişilerde bu inançla karşılaşırız.
Sayfa 132 - Köylerde Gündelik Hayat·Kitabı okudu
Antropoloji
“Kim ve ne olduğumuza dair yanlış inançlar üzerine kurulu bir kültür, temel ihtiyaçlarınızı engelleyen koşullar yaratır; acı içinde, kendinden, başkalarından ve anlamdan kopuk bir halk yetiştirir.”
Sayfa 352·Kitabı okuyor
Samimi bir şekilde gülerken düşündüğümüz kişi olamayız
lnsan gülerek kendini unutur. Ani bir kararla benliğinin hapishanesinden çıkar, bir anlığına başka biri olur. Gayrı ihtiyari başını iyice arkaya atar, göğsü genişler, derin nefes alır. Normal olarak en incelikli nidaları çıkartan ve iyi formüle edilmiş ifadenin mevkii olan ağız, geniş geniş açılarak, çınlayarak ritmik bir şekilde tekrarlanan, orantısız ve düzensiz bir nida salar.
Sayfa 37·Kitabı okudu
1000Kitap
Vitrindeki Vicdan
Ruhunu bir hırsa rehin bırakanlar, Gökkuşağını tek renge boyamak istedi. “Beterin beteri var” diye diye alıştırdı insanları karanlığa. Bir süre sonra alışmak denen o görünmez zehir, damar damar yayıldı hayatlara. Yaraya merhem aramak yerine yarıştılar acıyı normal saymakla. Herkes kendi kuyusunun dibinde başkasının ışığını söndürmeyi bekledi. Sesini çıkaranı meczup saydı kalabalık, sustukça büyüdü içimizdeki boşluk. Çölün ortasında, herkes kendi serabını alkışladı. Kendi konforuna zırh ören cüceler, Adına sabır dediler bu kör teslimiyetin, oysa derin bir uyuşmaydı çoğu zaman. (Şükür, güzel bir erdemdi elbet, ama düşüncenin yerine konunca yaraya dönüştü.) Gözlerini yalnız kendi kapısına dikenler sokağın yangınını görmezden geldi yıllarca. “Bana dokunmayan yılan” masallarıyla büyüyüp zehir evlerine sızınca şaşırdılar. Merhamet vitrinlerde sergilenen bir süs oldu,